Yazarlar

Uydu fotoğraflarından görünen Çin kampları, dünyadan da görünüyor mu?

Cihat Aydın – Reuters/Mücerret   Haber: Philip Wen Wen ve Olzhas Auyezov Fotoğraf: Thomas Peter Çizim: Christian Inton Grafik: Simon Scarr Çeviri : Cihat Aydın   Bir Birleşmiş Milletler panelinde bir panelist, Çin’i, Sincan’ın uzak batı bölgesini “gizlilik içinde gizlenmiş bir kitlesel kampa ve ‘hiçbir hak olmayan’ bölgeye benzeyen’’ bölge haline getirmekle suçladı. Yaklaşık bir […]
Cihat Aydın – Reuters/Mücerret

 

Haber: Philip Wen Wen ve Olzhas Auyezov
Fotoğraf: Thomas Peter
Çizim: Christian Inton
Grafik: Simon Scarr
Çeviri : Cihat Aydın

 

Bir Birleşmiş Milletler panelinde bir panelist, Çin’i, Sincan’ın uzak batı bölgesini “gizlilik içinde gizlenmiş bir kitlesel kampa ve ‘hiçbir hak olmayan’ bölgeye benzeyen’’ bölge haline getirmekle suçladı. Yaklaşık bir milyon civarında Müslüman’ın gözaltına alındığı tahmin ediliyor.

Eski tutuklular sorgulama sırasında işkenceye maruz kaldıklarını, kalabalık hücrelerde tutuklu kaldıklarını ve bazı kişileri intihara sürükleyen acımasız bir Komünist Parti eylemine maruz kaldıklarını ifade ediyorlar. Güvenlik güçleri tarafından tutuklananların birçoğu, nüfusu 10 milyonu bulan Müslüman etnik azınlık olan Uygurlar. Kazaklar da olmak üzere, diğer Müslüman etnik kökenliler de gözaltına alınıyorlar.

Çin, yeniden eğitim kamplarında çok sayıda Müslüman’ı gözaltında tuttuğu iddialarını reddediyor. Dediklerine göre, bu kamplar, ‘’rehabilitasyon ve kurtarma’’ya yönelik ve dini aşırlıkçı terörizmle mücadeleye yönelik eğitim merkezleridir.

Dışarıya olan bilgi aktarımı üzerindeki sıkı kontrol ve bölgeye girişteki önlemler Çin yönetiminin sıkı tedbirleridir. Akademisyenlere ve insan hakları gruplarına göre, Sincan bölgesi dünyanın en ağır şartlarıyla kontrol altında tutulan bölgelerden biridir. Bunu, Sincan’daki bir dizi şiddetli saldırının ve dini aşırılık yanlılarına karşı sorumlu tutulan bölgeye karşı, Mayıs 2014’te ilan edilen ‘’insanların terörizme karşı savaşının’’ başlatılması izledi.

Çin, Uygur kamplarının birer eğitim kampı olduğunu söylerken, bu kamplar önemli tedbirlerle korunmaktadır. Araştırmacılar, bu tesislerin genişletilmesini izleyebilmek için uydu görüntülerine başvurdu.

Reuters, uydu görüntülerini analiz edebilmek için kâr amacı gütmeyen Earthrise Media ile birlikte, ilk olarak inşaat ihaleleri gibi görünen kamuya açık belgeler kullanılarak tespit edilen bu kampların inşasını ve genişletilmesini ekranlara taşıdı. Bu kampların incelenmesi sonucunda, Nisan 2017’den Ağustos 2018’e kadar geçen 17 aylık sürede kampların üç kat genişletildiği anlaşılmıştır. Bu 39 tesis, kabaca 140 futbol sahasına denk gelmektedir.

Ihale ve ihale talepleri de dahil olmak üzere yerel yönetimlerin web sitelerinde yayınlanan inşaat ilanları, kampların birçoğunun yeri ve özellikleri konusunda ipuçları vermektedir. Bu belgelerde yer alan teknik özellikler arasında askeri karakollara benzerlikler, ‘’kör nokta’’ bırakmayan gözetleme sistemi, otomatik silahlar ve bunların güvenli bir şekilde saklanmaları yer almaktadır.

Örneğin, Turpan kampında, tesiste eğitim görenlerin telefon görüşmelerinin içeriğinin ‘’acil olarak gerçek zamanlarının bilinmesi’’ konusunda telekomünikasyon ‘’kontrol sistemi’’ ihalesi verildi.

Yapım bildirimlerini kullanarak 80 gözaltı tesisini tespit eden Reuters, analizi uydudan açık bir şekilde yapılabilen 39 tesise odaklandı. Earthrise, daha sonra iki yıllık bir dönemi kapsayan yüzlerce uydu görüntüsünü inceledi.

‘’Kaç kampın olduğu, ne kadar büyük olduğu ve ne kadar hızlı büyüdüğünün hemen farkına vardım. Birkaç ay içinde beş katlı binalar öyle bir hale geliyor ki, çölde sıralar halinde ard arda dizilen futbol sahalarından daha büyük’’ diyor Earthrise’ın kurucularından Edward Boyda. Ve ekliyor: ‘’Binaların inşa edilmesi, düzenlenmesi ve genişletilmesinin arkasında sistematik bir yöntem var.’’

Çin Devlet Konseyi Bilgi Bürosu, Dışişleri Bakanlığı ve Sincan hükümeti Reuters’tan gelen sorulara cevap vermediler.

Kahverengi bölge Sincan bölgesi, beyaz nokta Urumçi, beyaz kalın ok kampların olduğu ve incelendiği bölge, beyaz ince ok ise Taklamakan Çölü (Çin’deki en büyük çöl)

Uygurlar eylemleri sebebiyle kültürleri ve dinleri üzerinde sert bir baskıyla karşı karşıya kaldılar. 2009 yılında başkent Urumçi’de ayaklanmalar sonrasında 200 kişi öldü ve bundan sonra Uygurlar periyodik kıyımlarla karşı karşıya kaldılar.

2014 yılında Sincan’daki bombalı saldırılar, ardından da Çin’in güneybatısındaki Kumming’te bıçaklı saldırılar sonucunda Çin hükümeti bu saldırılardan ayrılıkçı Uygurları sorumlu tuttu ve 31 kişi olaylar sonucundan yaşamını yitirdi.Son yıllarda Sincan’daki Komünist Parti Sekreteri Chen Quanguo ve Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in Uygurlara karşı aldığı önlemler, erkekler için ‘’anormal’’ sakallar ve Mekke’ye hacca gitmeyi yasaklayan maddeleri de içeriyordu.

Chen, ayrıca Sincan genelinde teknolojik bir gözetleme aygıtı kurumunun da başına getirildi. Polis karakollarına ve kontrol noktalarına on binlerce güvenlik görevlisi personel alındı. Yüz tanıma kameralarıyla donatılmış tarayıcılar da dahil olmak üzere güvenlik tarayıcıları oteller, camiler ve ulaşım merkezleri gibi kamusal alanlara kurulmuştur.

Reuters, Sincan hükümetine ve Chen’e gönderilen sorulara cevap alamadı.

Reuters, inşaat belgelerinden ve uydu fotoğraflarından gözaltı kampları olarak tanımlanan tesislerin yedisinin yerlerini ziyaret etti. Tümü duvarlarla çevrili ve tümünde bekçilerin bulunduğu gözetleme kuleleri ve silahlı askerler bulunuyor. İki tesisteki levhalar, bu tesislerin mesleki eğitim kampı olduğunu gösteriyordu. Gazeteciler girişe doğru yaklaştığında polis geri çevirdi ve gitmelerini söyledi.

Hızlı genişleme

Tesislerin tamamının ağı, muhtemelen devasa büyüklükte. Sincan’daki yapılara, inşa edilmiş binalara ve temin edilen dokümanlara bakıldığında; okullar, hastahaneler ve polis karakolları gibi küçük binalar dahi, Müslümanları göz hapsine alabilmek için yeniden yapılandırıldı. Reuters’ın ziyaret ettiği iki küçük tesis, önceden fabrikayken, şimdi bir Komünist Parti okulu.

Tesislerin genişlemesini takip eden antropolog Adrian Zenz, Sincan bölgesinde yaklaşık her il ve ilçe en az bir tane olmak üzere, toplamda 1200 tane tesisin olduğunu tahmin ediyor. Yapıların inşa edilmesiyle ilgili sınırlı bilgi mevcut, ancak Kaşgar kentinin dışındaki bir tesis için harcanan bütçe 45,6 milyon dolar.

Kanada’da hukuk öğrencisi olan, devlet bilgilerini ve uzay görüntülerine göre tesislerin yapılarını tanımlayan Shawn Zang ise, tesislerin büyük çoğunluğunun 2017 yılının başlarında yapıldığını ifade ediyor. Son günlerde Zang’ın dediğine göre, Çin hükümeti bilgileri yayınlamayı durdurdu ve internetteki bilgileri de sildi.

Yeni tesislerin yapımına ve mevcut tesislerin genişletilmesine Nisan 2017’de başlandı. Bu ay, Pekin yönetiminin Sincan bölgesinde yeni yasakları içeren bir dizi anti-terörizm mücadelesini başlattığı aydı.

En büyük tesis; Sincan bölgesinin merkezindeki Korla şehrinde yapılan tesis, Reuters’ın tespitlerine göre 39 tesisin en büyüğü. Tesisin yapım tarihi 10 Ağustos 2018.

Uydu görüntüleri tesisler hakkında detaylı bir bilgi sağlıyor. Nisan 2017’den itibaren tesislerin büyüklüğü yaklaşık olarak üç katına çıkarılmış durumda.

1000 metrekareden daha büyük olan tesisler, ilk yapımlardan üç kat daha büyük durumda.

Dört ve daha fazla genişletme aşamasından geçen tesislerde, insanlar için evler yapılmış dahi olabilir.

Girişi yasak bölgeler

Sincan’a gelen yabancı muhabirler, Çin güvenlik güçleri tarafından yakından takip edilmektedir. Bölgede 10 farklı şehri ziyaret eden Reuters muhabirleri, uçaktan indikleri andan itibaren takip edildiler. Arabalarda, trenlerde ve hatta yürürlerken bile takip edildiler.

Polis, çeşitli bahanelerle muhabirlerin kamplara ulaşmalarını engelleyebilmek için kamplara giden yollar üzerinde geçiçi barikatlar kurdu.

Çin hükümeti bu kısıtlamalarla ilgili Reuters’ın sorularına cevap vermedi.

Çinli bir polis memuru, Sincan’ın kuzeybatısındaki Ghulja kentinde resmi bir eğitim merkezi olarak adlandırılan yakınındaki yol üzerinde barikat kurarak gazetecileri geri çevirdi.

Karla kaplı dağları ve geniş çiftlikleri ile uzak bir yer olan Dabancheng bölgesi, en büyük kamplardan birine ev sahipliği yapmaktadır.

Sıfırdan inşa edilmiş birçok kamptan biri. Dikenli tellerle ve yüksek çevre duvarı ile çevrili. Ana giriş kapısında bir levha bulunuyor: ‘’Urumçi Mesleki Eğitim Merkezi’’

Dabacheng’deki eğitim merkezinde nöbet ve gözetleme kulesi bulunuyor.

Uydu görüntüleri, geçen yıl nisan ayından önce, tek bir bina bulunmayan bir çölün kahverengi genişliğini ortaya koydu. Ancak o zamandan sonra, çöl üzerinde bir kompleks yapıldı ve genişletildi.

İnşaata yakından bakış

Dabancheng’deki tesis genişletilmeye devam ediliyor.

Eylül ayında, tesisin bulunduğu yere inşaat araçları ve işçiler getirildi. Tesisin genişletilme çalışmaları hala sürüyor. Ağustos ayındaki uydu görüntüleri kamptaki inşaatın büyüklüğünü ortaya koyuyor.

Beyin yıkama

Şuanda hepsi yurtdışında bulunan sekiz eski tutuklu ile yapılan görüşmeler, yerel halkın ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kurulan eğitim kamplarının tamamen yargısız ve sert uygulamalar içeren bir gözaltı kampları olduğunu göstermektedir.

Eski tutuklulardan bazıları, günlerce sandalyelerde zorla oturtulduklarını ve uykusuz bırakıldıklarını ifade ettiler. Hapishane şartlarından daha ağır şartlarda yaşadıklarını anlattılar. Tuvalet ihtiyaçları da dahil olmak üzere her hareketlerinin ve konuşmalarının izlendiğini söylediler. Bir kadın tutuklu, kaldığı hücrenin o kadar küçük ve kalabalık olduğunu söyledi ki, biri kalktığında diğeri dinlenmek için onun yerine oturuyormuş. Yani dinlenmeleri bile sırayla.

Tutuklular sabahtan akşama kadar siyasi telkinler dinlediklerini ifade ettiler. Çin yasaları, Komünist Parti politikaları, Çin ulusal marşı ve geleneksel Çin şarkıları bu siyasi telkinlere örnek. Tutuklulardan biri, bu telkinleri ezberle(ye)meyenlerin  yemeklerden mahrum bırakıldıklarını söyledi. Tutuklular, dinlerinden vazgeçmeye ve diğer mahkum olanlar, akrabaları ve komşuları hakkında ‘eleştiri raporları’ vermeye zorlandıklarını anlattılar.

Reuters tarafından görüşülen sekiz tutukludan dördü Uygur, dördü Kazak idi. Bazıları gizli kalmalarını talep etti, çünkü aksi takdirde Çin’de kalan yakınları için bu durumun sıkıntı yaratacağını ifade ettiler.

‘’İntiharı düşünmeye başladım. Nasıl yapabilirim diye uzun zaman düşündüm. Duvara doğru hızlı bir şekilde koşarak kafamı çarptım.’’

Kairat Samarkan (Eski Tutuklu)

Çin’de doğmuş olan 30 yaşındaki Samarkan etnik olarak Kazak olduğu için, 2009 yılında Kazakistan’a taşındı. Kairat Samarkan, geçtiğimiz yıl, Sincan’ın kuzeyindeki memleketi Altay’a evini satmak için döndüğünde tutuklandığını söyledi.

Samarkan, tutuklu kaldığı üç ay içinde o kadar çok ‘beyin yıkama seanslarına’ maruz bırakılmış ki, intiharı düşünmeye başlamış. Kendi ifadesine göre, nasıl yapabileceğini uzun süre düşündükten sonra, hızlı bir şekilde duvara doğru koşarak kafasını çarpmış. Kendine geldiğinde, kampın hastanesindeymiş. Bu yıl şubat ayında serbest bırakılmış ve tekrar Kazakistan’a dönmüş.

Çin hükümeti, eski tutukluların ifadeleri hakkında sorulan sorulara cevap vermedi.

Çin’in açıklamaları

Geçen yıl yayınlanan inşaat ilanlarının çoğu ‘’yeniden eğitim’’ merkezleriyle ilgiliydi. Ancak aylardır var olmalarına rağmen, önce bunu inkâr eden Çin, şimdi bu kamplara mesleki eğitim merkezleri diyor.

Sincan valisi Shohrat Zakir, ‘’Mesleki eğitim yoluyla insanlar hatalarının farkına varabilmiş ve terörün ve dini aşırılığın zararlarını açıkça görebilmişlerdir’’ dedi ve ekledi: ‘’Yanlıştan geri dönmeyi ve dini aşırılıkla mücadele edebilmeyi öğrendiler.’’

Eylül ayında, Cenevre Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nde Çinli bir yetkili, terör ve dini aşırılıkla mücadele edebilmek için Batı’nın da ülkesinde bulunan mesleki eğitim merkezleri uygulamasını örnek alabileceklerini ifade etti. Devlet Konseyi Bilgi Bürosu’nun İnsan Hakları Bürosu tanıtım müdür Li Xiaojun, ‘’Bunun en iyi yol olduğunu söylemiyorsunuz, ama belki de İslami veya dini aşırılıkla mücadele için bu uygulama gereklidir; çünkü Batı, bu mücadelede kendi uygulamalarıyla başarısız oldu.’’

Shorat Zakir
Hu Lianhe
Chen Quanguo
Sun Jinlong
Shewket Imın

 

Peng Jiarui

Sincan’ı yöneten adamlar

Çin’in Sincan’daki politikalarına karşı olan eleştiriler büyüyor. Ağustos ayı sonlarında, ABD Kongresi’nin 17 üyesinden oluşan iki partili bir grup, Dış İşleri Bakanı Mike Pompeo ve Hazine Bakanı Steven Mnuchin’den listelenen Çinli yetkililerin, Sincan’da devam eden insan hakları ihlallerinden dolayı yaptırıma tabi tutulmalarını istedi. Verilen listenin en başında Sincan’daki Komünist Parti Sekreteri Chen bulunmaktadır. İnsan hakları grupların göre Chen, Sincan halkı üzerinde sert bir baskı kuruyor.

Bu yılın başlarında ABD’li milletvekillerinden Senatör Marco Rubio, Sincanlı Müslümanlara ‘’dünyadaki en büyük kitlesel hapis’’ uygulandığını ifade etti.

Ağustos ayında, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları panelinde bir panelist, Uygurların ve diğer Müslüman azınlıkların, devlet düşmanı olarak sayılmaları için ‘’sadece etnik ve dinsel kimliklerinin’’ yeterli olduğunu belirtti.

Boş camiler

Sincan’ın güneyindeki Uygurların kalbi olan eski İpek Yolu olan vahası Kaşgar’da, yerli halk korku içinde yaşadıklarını söylüyor. Güvenlik güçlerinin bölgede tam hakimiyet kurması ve ileri teknoloji gözetimi geliştiğinden dolayı Müslümanların kitlesel bir şekilde gözaltına alınmaktadırlar.

Tutuklamalar geçen yıl zirveye ulaştı; polis etrafa ateş açtı ve insanların kafalarına siyah maskeler takarak insanları tutukladı. Kaşgar halkı, gözaltına alınanların hala geri dönmediklerini söylüyor. Sokaklarda görebileceğiniz sadece birkaç genç erkek var.

Uygurlarla birlikte Kaşgar’da büyüyen bir Çinli, bazı arkadaşlarının ‘’ortadan kaybolduğunu’’ söylüyor ve ekliyor: ‘’Bir Uygur’a gidip yüzüne tokat atabilirsiniz ve o size asla misilleme yapamaz, cesaret edemez.’’

Yaşlı bir adam Kaşgar’ın eski yerleşim yerinde oturuyor.
Eski şehirdeki Id Kah Camii’nin yanında bir Çin bayrağı dalgalanıyor.

Sincan’daki camiler, Çin bayrağını andıran ‘’Partiyi Sev, Ülkeyi Sev’’ yazılı kırmızı afişlerle doldurulmuş durumda. Cuma namazlarında camiler neredeyse boş.

Çin hükümeti, Çinlileri bölgeye yerleştirerek etnik dengeyi değiştirmeye çalışıyor. Bir zamanlar bölgedeki geleneksel İslami ve Orta Asya mimarisinin en iyi korunan alanlardan biri olarak kabul edilen Karakaş’ın Eski Şehir bölgesinin dramatik dönüşümünde uygulanan politikanın bir başka çeşidi.

Yerel makamlar, ‘’bina güvenliği konusundaki kaygılarından’’ dolayı Eski Şehir’deki tuğla evlerin modernize edilmeleri için, birçok binayı boşalttılar ve yeniden inşa için kapattılar. Zaten, başka yerlerden gelen turistler için alkollü restaurantlar ve barlar açıldı.

Örneğin bir cami, nargile ve alkolüyle hizmet veren bir bara dönüştürüldü. Özgün ahşap oymalar ve duvar halılarının muhafaza edildiği tavan haricinde ‘’Kaşgar 2018 Rüyası’nın’’ iç mekânları yeniden boyandı ve yenilendi.

Eski Şehir’de önceden cami olan yerde şimdi içki içiliyor.
Eski Şehir’deki bir gıda pazarı şimdi Çinli turistlerle dolu ve Çin bayraklarıyla süslendi.
Uygur bir kadın, Komünist Parti afişlerini ve Başkan Xi’nin Kaşgar’daki şehir meydanında görüntüsünü yayınlayan dev ekranın önünden geçerken…

Kairat Samarkan Şubat ayında Altay’daki köyüne döndüğünü birçok değişikliğin olduğunu ve neredeyse her haneden erkeklerin ‘’kayıp’’ olduğunu ifade etti.

Genellikle Kazakların evlerinde bulundurduğu atasözleri ve dualar yok olmuştu. Yerli halkın dediğine göre, yakılmışlar.

Samarkan, ‘’Bu semboller, Çin başkanının fotoğrafları ve Çin bayraklarıyla değişitirilmiş’’ dedi.

 

https://www.reuters.com/investigates/special-report/muslims-camps-china/