Dosya

Türkiye, kendi silahına güvenebilen ve kendi silahına duyduğu güvenle askeri operasyona giren bir ülkedir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Zeytin Dalı Harekatı öncesi yaptığı açıklamalarla Afrin ve Münbiç için “Bir gece ansızın gelebiliriz” diyerek harekatın başlayacağının sinyallerini veriyordu. Fakat ABD bu açıklamayı blöf gibi görüyordu. Nitekim Cumhurbaşkanının açıklamalarında sonra, 20 Ocak 2018’de Türk ordusu Afrin ve çevresindeki PYD/PKK unsurlarından temizlemek için Zeytin Dalı Harekatı’na başladı.

Şimdi ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı ile bölgede yaşananları gördüklerini ifade ederek Fırat’ın doğusunu barış pınarlarıyla sulamayı ve bu bölgede yaklaşık iki milyon insanı iskan ettirmeyi amaçladıklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında “barış pınarı” ifadesine yer vermesiyle beraber Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyonun ne zaman başlayacağı ve yaşanılacaklar Türkiye gündeminin zirvesinde yer aldı.

Tek noktadan değil de birden fazla noktadan yürütülmesi planlanan  “Barış Pınarı Harekatı” Türkiye ve dünya gündeminde yankı uyandırmaya başladı.

Mücerret olarak, üç önemli isme yönelttiğimiz sorulara gelen cevaplarla “Barış Pınarı Harekatı” hakkındaki özel dosyamızı takdim ediyoruz.

İyi (Mücerret) okumalar

“Barış Pınarı Harekatı” ile bölgede bir düzen sağlanacak

“Barış Pınarı Harekatı” nereleri kapsıyor, harekat sonrası o bölge nasıl bir hal alacak?

Turan Oğuz:

“Barış Pınarı Harekatı” olarak adlandırdığımız harekat bilinen açıklamalara göre;

Dört yüz seksen kilometrelik sınır hattımız boyunca, Fırat’ın doğusu boyunca, otuz iki kilometrelik harekat. Buradaki PYD, YPG ve diğer teröristlerin tamamen bu alandan çıkartılması ve daha ileriki noktada da Suriye halkının minimum bir, maksimum iki milyon kişiye ulaşacak şekilde buraya yerleştirilmesini amaçlıyor. Tüm imkanlarıyla beraber, organize sanayi, barınma, çalışma alanlarına kadar insani yerleşim birimi oluşturmayı planlıyor.

Hakkı Öcal:

Harekat alanının dört yüz seksen kilometre eni var, derinliği de otuz iki kilometre. Fakat bu kır gezisi değil, sıcak savaş. Karşınızda size ateş eden insanlar var. Onun için dört yüz seksen kilometrenin tamamında harekat kuzeyden güneye doğru, doğudan batıya doğru mu onları biz bilemeyiz. Komutanlar bunları iyi bir şekilde bilirler. Bu askeri operasyon orada bir düzeni sağlayacak. Orada iş alanları, eğitim alanları, sağlık alanları ve barınma alanları kurulacak. Bunun için orada ciddi bir kuvvet bulundurulacak. Bunun altmış bininin ÖSO’dan geleceğini düşünürsek Türkiye’nin de oraya asker gücü takviyesi yapması gerektiğini söyleyebiliriz. Sonuç olarak, orada bir düzen kurulacak. O düzeni kurmak içinde önce asker bu alanın güvenliğini sağlamak zorunda.

İsmail Hakkı Pekin:

Harekat, Fırat’ın doğusunu kapsıyor. Genişliği dört yüz seksen kilometre civarında, derinliği de otuz kilometre civarında. Harekattaki amacımız; bölgeyi temizlemek ve YPG’yi güneydoğuya itmek suretiyle sığınmacılara yer açmak. Büyük ihtimalle harekat üç ayrı bölgeden yapılacak. Tel Abyad, Amuda bölgesi, Kamışlı’nın doğusuyla El-Maliki arasındaki bölge…  Buralarda üst bölgeleri kurulacak. Bu üst bölgeleri vasıtasıyla bütün merkezler, yerleşim yerleri kontrol edilecek. Buralardaki PYD unsurları temizlenecek.

Bölgede etnik temizlik yapılmıştı. PYD politikalarına aykırı kişiler ve Arap nüfus olduğu gibi bölgeden göç ettirildi. Türkiye bu bölgeye sığınmacıları getirecek. Nerelere yerleştirilecek, nerelerde ilçe kurulacak olduğu da belli. Üst bölgesini kurduktan sonra faaliyete geçeceğini, PYD-YPG unsurlarından bölgeyi temizleyeceğini ve bölgeyi sığınmacılara hazır hale getireceğini görüyoruz.

Türkiye, tehdit ediliyor ve psikolojik harekatla yıpratılmaya çalışılıyor

Hava sahası ABD tarafından kapatıldı mı, şayet böyle ise bunun anlamı nedir?

Turan Oğuz:

Yapılan açıklamalara baktığımız zaman hava sahasının kapatılmasından bahsedilmiyor. Orada istihbarat ve bilgi paylaşımının durdurulduğundan bahsediliyor. Ama bunlar uzun sürecek süreç içerisinde kısa şeylerdir. Bunlar her zaman değişebilecek siyasi kararlarla değişebilir durumdadır. Çünkü bunların benzerini El-Bab’a kadar uzanan kısımlarında Fırat Kalkanı Harekatı’nda gördük. Rusya ile anlaşamadığımız bazı zamanlar hava sahası kapatılsa da bunlar iki-üç günlük şeyler oldu. Daha sona yine aynı şekilde devam etti. Bunda da benzeri olacağını düşünebiliriz. Bu tip söylemlere ve açıklamalara günlük olarak bakmamak lazım. Uzun operasyon süreci içerisinde değişebilecek ve kaldırılabilecek bir eylem olarak bakmak lazım.

Hakkı Öcal:

ABD’nin orada böyle bir hükümranlık kurmaya hakkı yok. ABD, yabancı devletin hava sahasını başka devlete kapatamaz. Türkiye bunu tanımaz. Bir süredir orada uçaklarımız uçuyor. ABD’nin kapattığı yok. Bu, Türkiye’yi caydırma ve ABD’yi ciddi tavırdaymış gibi gösterme operasyondur. Bu, algı operasyonudur. Türkiye’nin oraya gitmesini, orada güvenliği sağlamasını istemeyen çok ülke var. İçeride de istemeyen unsurlar var. Ayrıca unutmayalım; karşımızda koskoca algı ordusuyla beraber PKK var. PKK’nın seçimlere yansıyan, ittifaklara konu olan siyasal boyutu var. HDP diyerek geçmeyelim, Almanya’dan Can Dündar HDP’yi destekleyen ve bu operasyona karşı mesajlar atıyordu. Her lafa inanmamak lazım.

İsmail Hakkı Pekin:

Hava sahası ABD tarafından kapatılmadı. Ama bazı şeylerin yapıldığını biliyoruz. Birincisi; Türkiye, hava görev emrinden çıkarıldı. Hava görev emri, hangi uçağın hangi saate nasıl uçacağının bilinmesiydi. Diğeri; koordinasyon için bir durum var. Türkiye, oradan da çıkarıldı. Bunlar olmadan koordinasyon olmaz. Koordinasyon olmayınca da uçakların havada kaza yapma ihtimali ortaya çıkabilir. Ama Türkiye’ye hava sahası kapatılmadı. Fiilen hava sahası kapatılmadı ama Türkiye’nin hava harekatını zorlaştıracak bir takım durumlar var. Türkiye, tehdit ediliyor ve psikolojik harekatla yıpratılmaya çalışılıyor.

Türkiye, kendi silahına güvenebilen ve kendi silahına duyduğu güvenle askeri operasyona giren bir ülkedir

Yerli ve milli silahlar üretme konusunda çok iyi yol aldık. Daha önce çeşitli operasyonlarda ürettiğimiz bu silahları kullandık. Fakat “Barış Pınarı Harekatı” sırasında elimiz daha güçlü. Harekatta kullanacağımız yerli ve milli silahlar hakkında neler söylemek istersiniz, bu silahlar harekata nasıl bir güç katacak?

Turan Oğuz:

Türkiye teknolojik imkanlar bakımından her harekatta üzerine koyarak gidiyor. Örneğin, Fırat Kalkanı Harekatı’nda belirlenen eksiklerden yola çıkarak Zeytin Dalı Harekatı’nda daha yeni, daha gelişmiş milli ve yerli sistemler kullandık. Aynı şekilde Zeytin Dalı Harekatı’nda ortaya çıkan ihtiyaçlardan sonra da yeni teknolojiler geliştirildi. Bu harekatta ise çok daha yeni şeyler kullanılacak. Tanklarda çıkan ihtiyaçlar üzerine yüz yetmiş tankımızı modernize ettik. Çok daha yeni bomba atarlar, teloskopik mastlar, çevresel farkındalık sistemleri gibi tankın savunmasını güçlendirecek sistemler koyduk. Yaklaşık yetmiş tane yeni SİHA envanteri girdi. Yeni zırh delici mühimmatlar envanterimize girdi. Altı yüzün üzerinde uzaktan kumandalı silah sistemli taktik tekerlekli zırhlı araçlar girdi. Ortaya çıkan ihtiyaçlardan yola çıkarak Kirpi araçlarımıza esnek katmanlı kafes zırhlar konuldu. Yirmi binin üzerinde çeşitli milli tüfekler envanterimize girdi. On bine yakın milli tank mermisi envanterimize girdi. Kamikaze dronlar gibi yeni teknolojiler üretildi. Daha önce kullanılmayan iki yüz seksen kilometre menzilli BORA ve SOM füzeleri kullanılabilir hale geldi. Güdümlü, yüz on kilometre menzilli topçu füzelerimiz teslim edildi. Dolayısıyla çok daha güçlü yeni sistemler ve yerlileştirilmiş sistemler adetleri artarak envanterimizde yer alıyor. Büyük operasyonlarda dahi bunların eksikliğini hissetmeyeceğimiz ordu mühimmatları ve lojistiği tamamlanıyor.

Hakkı Öcal:

Bu silahlar “Barış Pınarı Harekatı”na çok güç katacak. Mermiyi bile kendimiz yapıyoruz. Kıbrıs savaşı sırasında bir ara mermimiz bitti, ABD ambargo koydu ve Türkiye harekatı tamamlayamadan çıktı. Türkiye’nin çok büyük eksikliği var.  O eksiklik, nükleer silahtır. Günümüz uluslararası ilişkiler tablosuna bakarsak Türkiye’nin uygun zamanda ve uygun bir biçimde nükleer enerjisini geliştirmesi ve bunu silaha dönüştürmesi şarttır. Türkiye, kendi silahına güvenebilen ve kendi silahına duyduğu güvenle askeri operasyona giren bir ülkedir.

İsmail Hakkı Pekin:

Harekatın ateş desteğini bizim mühimmatlarımız yapıyor. Hava kuvvetlerimizin kullanacağı mühimmatları kendimiz üretiyoruz. Bu konuda dışa bağımlı değiliz. Mühimmatlarımız bittiğinde kendimiz üreteceğiz. Arkamızda üretim bandı var. Ayrıca bölgede Atak helikopterlerimizi kullanacağız. Helikopter ve mühimmatları da kendi imalatımız. Orada kullanacaklarımız Türkiye sanayisinin yaptığı silahlardır. Bu silahları başka bir yerden almayacağımız için bunları kullanırken silahların ve mermilerin arkası gelirmi diye düşünmeyeceksiniz. O bölgede milli piyade tüfeklerimizi kullanıyoruz, kendi imalat ettiğimiz insansız hava araçlarını kullanıyoruz. Türkiye’nin eli rahat olacak. Türkiye, bölgeye gözü kapalı gitmiyor. Türkiye’nin arkasında silah üretimi var, o silahları kullanacağız. Başka bir ülke silahlarımıza ambargo koyar ikilemi çerisinde olmayacak.

Bilgi kirliliğinin önüne geçebilmek için kamuoyu diplomasisi yapmamız gerekiyor

Bu operasyon sırasında Dünyanın gözü bölgede ve bizim üzerimizde olacak. Daha önceki operasyonlarda olduğu gibi yabancı basında ve sosyal medyada yalan yanlış haberler dönecek. Oluşacak bilgi kirliliğinin önüne nasıl geçilebilir?

Turan Oğuz:

Kaos ortamı olduğu zaman bütün milletimizin yapması gereken bir sorumluluk var. Öncelikli olarak resmi makamların bilgilendirilmeleri beklenmeli. Öncelikli yapılacak şey, dezenformasyonların çok olacağını düşünerek her söylenene inanmamak. Çok daha fazla araştırmalıyız ve resmi makamlardan yapılacak açıklamaları beklemeliyiz. Bu noktada bakıyorsunuz operasyon sırasında, Fırat Kalkanı’ndan alınan derslerle birlikte Zeytin Dalı operasyonunda kamuoyu ve basın çok daha iyi bilgilendirilmeye başlandı resmi olarak. Bu harekatta da resmi makamlarımızın çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Öncelikle resmi makamların bilgilendirilmeleri dikkate alınmalı. Onun haricinde çeşitli yerlerden kara bilgilendirmeler göreceğiz ve daha şimdiden de görüyoruz. Bunlar Türkiye’nin hem lehine hem de aleyhine gibi görünüyor. Aleyhine görünenlerde de çok büyük yanıltmalar olabiliyor. Bunları dikkate almak lazım. Amacımız kişisel olarak doğru bilgiye ulaşmak olmalı. Basın da resmi makamlar ile koordineli bir şekilde yaptığı zaman kamuoyu çok daha iyi bilgileneceğini düşünüyorum.

Hakkı Öcal:

Bir güvencemiz, Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi çerçevesinde yer alan İletişim Başkanlığı’dır. Bu dairenin başındaki hocamız Fahrettin Altun, iletişimin stratejik önemini kavramış bir kişidir. Buna göre devlet kurumlarının iletişim aygıtlarını yeniden organize ettiler. Yalana anında cevap vermek, çarpıtmaya doğru şekliyle karşılık vermek, algı operasyonlarını yememek üzere hazırlığımız var.

İsmail Hakkı Pekin:

Bilgi kirliliğinin önüne geçebilmek için kamuoyu diplomasisi yapmamız gerekiyor. Hem Türk hem de dünya kamuoyunu bilgilendirmemiz gerekiyor. Şimdiden yalan bilgilere başladılar. Türkiye’ye büyük bir psikolojik harekat var. Aslında Trump’ın yaptığı da bir psikolojik hareket. Öncesinde Twit attı, arkasından farklı konuştu. Bunların hepsi Türkiye’yi zihin bozukluğuna doğru itmeye çalışan hareketlerdir. Bunları engellemenin yolu kamuoyu diplomasisi ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerin operasyonla ilgili zaman zaman açıklama yapmasıdır.  Gazetecilerin, medyanın ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekiyor. Bunları yaparsak ve şeffaf olursak sorun olacağını zannetmiyorum.

Etiket /