Haber

“Bir dil oluşturma zorunluluğumuz var”

Medya Sanat Merkezi (MSM) tarafından her ay düzenlenecek “Mücerret Buluşmaları” başladı. Bahariye Mevlevihanesi’nde gerçekleştirilen ilk etkinlikte TRT Arapça Genel Yayın Yönetmeni Resul Serdar Ataş ve gazeteci-yazar Taha Kılınç konuşmacı olarak yer aldı. Ataş, TRT World’ün kuruluşunda yer aldığını, kanalın editoryal müdürlüğünü ve direktörlüğünü yaptığını söyledi. İşi gereği yabancı gazetecilerle uzun mesaileri olduğunu aktaran Ataş, “Biz […]

Medya Sanat Merkezi (MSM) tarafından her ay düzenlenecek “Mücerret Buluşmaları” başladı.

Bahariye Mevlevihanesi’nde gerçekleştirilen ilk etkinlikte TRT Arapça Genel Yayın Yönetmeni Resul Serdar Ataş ve gazeteci-yazar Taha Kılınç konuşmacı olarak yer aldı.

Ataş, TRT World’ün kuruluşunda yer aldığını, kanalın editoryal müdürlüğünü ve direktörlüğünü yaptığını söyledi. İşi gereği yabancı gazetecilerle uzun mesaileri olduğunu aktaran Ataş, “Biz bir medya dilinden şikayetçiyiz. BBC’nin, CNN gibi uluslararası kanalların kurduğu dilden, meseleye yaklaşımından, hikayeye neresinden yaklaştığına dair şikayetlerimiz var. Bunların karşısında da bir dil oluşturma zorunluluğumuz var ama ya bu mesele çok önemsenmiyor ya da nasıl ve nereden başlanacağı konusunda iptidai bir durum söz konusu.” dedi.

“Gazetecilik tarihsel referanslar açısından güçlü olunan bir alan değil”

Ataş, gazetecilerin tarafsız olması konusunun dünyada felsefi ve vicdani anlamda tartışılabileceğini belirterek, “Cemil Meriç, ‘Tarafsızlık namussuzluktur.’ der. Vurucu bir aforizma, hakikate tekabül eden yönü de var ama bu birinci aşama. Tamam, tarafsızlık çok matah bir şey ya da pazarlandığı gibi bir şey değil ama o kavramın yerine ne koyacağız? Bu da ikinci aşama. Bu konu bütün dünyada tartışılıyor. Bizde ‘Hakkaniyet temelli hikaye kurulabilir.’ diyenler ya da ‘adalet’ kavramını kullananlar var. Başka ülkelerde ‘doğruculuk’, ‘görüş-karşı görüş’ gibi kavram var bu konuda.” diye konuştu.

Kavramların, kavram olarak kalmadığına vurgu yapan Ataş, şöyle devam etti:

“Hikayenin bütün yapısını, hem formunu hem içeriğini şekillendirmiştir kavramlar. Hikayenin kurgulanmasından ele alınmasına, anlatısına kadar her yerine sinmiş. Mesele, ‘hakkaniyet’ dediğinde hikayeyi nasıl inşa edeceğin. Bu kavramlar kendisini hikayede nasıl dışa vuracak? Biz burada tıkanıyoruz ve bu konuyu ihmal ediyoruz. Bunun sebebi hem biraz tembelliğimiz, belki de işin vahametinin farkında olmamaktan kaynaklı ataletten hem de tarihsel referansımızın olmayışı.”

Resul Serdar Ataş, Türkiye’de mimari, musiki ve şiirde tarihsel geleneğin ve sürekliliğin olduğuna dikkati çekerek, gazeteciliğin tarihsel referanslar açısından güçlü olunan bir alan olmadığını dile getirdi.

“Kapı kapalıysa ‘Eyvallah’ diyorum”

Gazeteci yazar Taha Kılınç da tecrübelerinden bahsederek, insanların kendi geleceğini planladığına vurgu yaptı.

Kılınç, insanın kendisine temel olarak, “Ben bu dünyada ne yapıyorum, ne yapmalıyım?” sorusunu sorması gerektiğinin altını çizerek, “Hiçbir şey tesadüfen olmadığına göre bize verilen bu imkanlar ve yeteneklerle ne yapmamız lazım? Günümüzde özellikle üniversitede hangi bölümü okuyacağımız konusunda aileler ve medya yönlendirme yapıyor ama bir yer ıskalanıyor. Burada bu yönlendirmelerin ne kadarı doğru? Etrafıma baktığımda, insanların mutsuzluğunu, olmaması gereken yerde tutunmaya çalışması, olması gereken yerde de olamaması olarak görüyorum. Bazı insanlar var, şu an bulundukları yerde olmamaları, çalıştıkları meslek grubunda çalışmamaları gerekiyor, bazı insanlar da olması gereken yerde olmadıkları, oraya maddi kaygılar, ön yargılar, yönlendirmeler gibi sebeplerle gitmedikleri için mutsuz.” ifadelerini kullandı.

Kafası karışık olanların ve ne yapacağını bilmeyenlerin tefekkür etmesinde fayda olduğuna dikkati çeken Kılınç, “Sakin bir yer ve zamanda, ‘Ben ne yapıyorum, hayatın neresindeyim, iddialarım, isteklerim ne?’ gibi düşünmek gerekir. Bunun çok faydalı olacağına ve insanlara önünü göstereceğine inanıyorum. Ben kendimle ilgili şöyle bir sonuca ulaştım; ben önüme bir kapı çıktığında o kapıyı zorlamıyorum, parmağımın ucuyla dokunuyorum, açılırsa giriyorum. Açılmayan bir kapıyı ne zaman zorlasam, kırmaya kalksam, kapının ardında hoşuma gitmeyen bir durumla karşılaştım. Bir konuda ilerliyorum, dünyayla ilgili, kulluğumuzla ilgili yapmamız gereken şeyler var. Bunları yerine getirdiğimde bakıyorum kapı kapalıysa ‘eyvallah’ diyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Taha Kılınç, hayattaki bütün süreçleri halı tezgahlarıyla örneklendirdiğini ifade ederek, “Halı dokumada renkli ipliklerle sakin sakin çalışmak zorundasınız. Acele eder, sabırsızlık gösterirseniz ortaya çıkan şey halıya benzemez. Görünen bütün güzel şeyler, sakin sakin çalışanların ürünleridir. ‘Az çalışalım ama başarılı olalım’ diye bir durum yok.” şeklinde konuştu.