Dosya

Vekalet savaşlarından sıcak savaşa doğru

27 Aralık’ta Haşdi Şabi tarafından Irak’taki Amerikan üssüne roketli saldırı düzenlendi. Bu saldırıda ABD’li bir sözleşmeli personel öldü. ABD bu olayın hemen ertesinde, 29 Aralık’ta, Haşdi Şabi’nin ve Hizbullah Tugayları’nın Irak’taki karargahını vurmuş ve pek çok kişi yaşamını yitirdi. 31 Aralık’ta Haşd el-Şaabi destekçileri Irak’ın başkenti Bağdat’ta yüksek güvenlikli Yeşil Bölgesi’ndeki ABD Büyükelçiliği’ni bastı. Büyükelçilik yerleşkesini çevreleyen demir parmaklıklara Haşd el-Şaabi ve Hizbullah Tugayları bayrakları astı, duvarına spreyle “Halk adına kapatılmıştır” yazdı. Bu olaylardan sonra, 1 Ocak’ta ABD Başkanı Trump olaylardan İran’ı sorumlu tuttu ve Tahran ile Haşd el-Şaabi’yi açıkça tehdit etti.

ABD ile İran’ın Irak’ta yaşadığı gerilimin son noktası olarak İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü komutanı General Kasım Süleymani ABD tarafından Irak’ta öldürüldü.

Mücerret olarak, yaşanan bu gelişmeler doğrultusunda üç önemli isme yönelttiğimiz sorulara gelen cevaplarla yaşanan olaylar hakkındaki özel dosyamızı takdim ediyoruz.

İyi (Mücerret) okumalar

Kasım Süleymani’nin öldürülmesi, Amerika’nın İran ile kapışmayı göze aldığının göstergesi

İran’ın dışarıdaki operasyonlarını yöneten Kasım Süleymani’nin öldürülmesi ne anlama geliyor, İran-ABD’nin birbiri üzerindeki hamlesi neler olabilir?

Hakkı Uygur:

Kasım Süleymani’nin öldürülmesi işleri tırmandırmıştır. İran ile Amerika arasındaki gerginliğin belli limitleri vardı. Belli alanlarda uzlaşıları vardı, belli alanlarda örtülü işbirlikleri vardı.  Süleymani’nin öldürülmesiyle beraber bunların hepsi anlamını yitirmiş oldu. Oyun yeni baştan kurulacak. Amerika, masayı dağıttı. İran’ın bölgesel politikalarını kabul etmediğini gösterdi. Bu politikaların mimarını da öldürdü. Amerika, “Bundan sonra seninle benim aramda sana çok az pay bırakabilecek bir uzlaşı olur. O da bana tamamen teslim olursan.” mesajı verdi. Kasım Süleymani’nin öldürülmesine İran’ın ne cevap vereceğini bekliyoruz. İran, aynı sertlikte cevap vermeye çalışacak. Eğer İran alttan alırsa Amerika’nın şartlarını kabul etmiş olacak. Ama buna ihtimal vermiyorum. Muhtemelen İran sert bir cevap verecek. Daha sonra da Amerika karşılık verecek. Çatışmalar sırayla devam edecek.

Resul Serdar Ataş:

Kasım Süleymani’nin öldürülmesi, El-Kaide veya DAEŞ liderinin öldürülmesi gibi değerlendirilmemeli. Süleymani’nin öldürülmesi çok daha büyük bir olay. Amerika’nın İran ile kapışmayı göze aldığının göstergesi. Kasım Süleymani, İran’ın özgün ağırlığı bakımından ikinci adamı. Anayasa bakımından olmasa da özgün ağırlık bakımından ikinci adamıdır. Dolayısıyla devletin resmi yetkilisi öldürülmüştür. Bu olay tıpkı Amerika Devlet Balkan Yardımcısı’nın öldürülmesi gibi büyük bir olaydır. Bu olay belki de Ortadoğu’nun 11 Eylül’ünü tetikleyebilecek bir olaydır. Lübnan’da, Suriye’de, Irak’ta, Körfez’de çok ciddi dönüşümlere gebe bir olay gerçekleşti. Bu ülkelerin tamamında, kimisi doğrudan kimisi İran’ın vekalet savaşlarını yürüten gruplar tarafından,  Amerikan hedeflerinin vurulması gerçekleşebilir. 1979’daki devrimden bugüne Amerika ile İran’ın savaşma riskinin bu kadar yüksek olduğu bir dönem hatırlamıyorum.

İsmail Sarı:

Süleymani, İran için önemli bir figür ve komutandı. Amerika ve İran vekiller üzerinden dışarıda bir savaş yürütüyor. Kasım Süleymani’de İran için dışarıdaki operasyonları yönlendiriyordu. Süleymani’nin öldürülmesinden sonra dışarıdaki savaşın vekiller üzerinden değil de gerekirse doğrudan olacağı yönünde izlenim var. Kasım Süleymani, İran’da ikinci isim haline gelmişti. İran dışişleri bakanına sormadan konuk davet edebilen, Hamaney ile doğrudan görüşebilen bir isimdi. Kendine sormadan misafir çağırması üzerine Dışişleri Bakanı Cevat Zarif istifa etmişti. Bölge politikalarında Dışişleri Bakanı’ndan çok daha etkili bir isimdi. Nihayetinde böyle önemli bir adamın öldürülmesine İran karşılık verecektir. Bu karşılık, rasyonel bir karşılık olsa gerek. Amerika ile çatışmayı göze alamayacak karşılık olsa gerek.

Süleymani’nin öldürülmesiyle Amerika ile İran arasındaki denge yıkıldı

İran-ABD didişme içerisinde. Önce Irak’taki yeşil bölgedeki, bölgesel güçler tarafından korunan alandaki, ABD büyükelçiliğine provokasyonlar oldu. Daha sonra Irak’ta İranlı komutan Süleymani’nin öldürüldü. Irak merkezli bu didişmenin bölgeye, dünyaya, Türkiye’ye etkileri neler olabilir?

Hakkı Uygur:

İran ile Amerika arasındaki ilişkiler bölgeyi çok etkiliyor. İki ülke arasındaki çatışma ve ilişkilerden Suriye, Irak, Yemen, Filistin, Afganistan çok fazla etkileniyor. İran’ın tutumu farklı olsaydı Amerika’nın işi bu kadar kolay olmazdı; Amerika’nın tutumu farklı olsaydı İran’ın işi bu kadar kolay olmazdı. Dolayısıyla bir denge vardı. Süleymani’nin öldürülmesiyle bu denge yıkıldı. İran ile Amerika arasındaki denge yıkılınca neler olabileceğine Irak’ta başlayıp göreceğiz. Daha sonra olaylar diğer ülkelere de yayılacak. Muhtemelen bu çatışmanın sonucunda İran ciddi anlamda zayıflayacak. Başka aktörler, İran’ın yerini doldurmaya çalışacak. İsrail ve Suudi Arabistan’dan atraksiyonlar görebiliriz.

Resul Serdar Ataş:

Bu olayı sadece Amerika Büyükelçiliği’nin basılmış olması şeklinde okumamak gerekiyor. Bu olay Amerika dış siyasetinde ciddi dönüşümün işaretiydi. Obama döneminde bir şekilde Şiiler ile işbirliği yapılarak Sünni radikalizme karşı mücadele edilmesi fikri yaygındı. Obama, bu doktrinle hareket ediyordu fakat Trump ile bu doktrin çöpe atılmış oldu. Şu an Amerika’nın geleneksel politikalarına yönelerek İran’ı tehdit listesinin en üstüne koymuş oldu. Dolayısıyla daha fazla karşılaşmacı İran ve Amerika politikaları görüyor olacağız. Amerika, İran ile iyi anlaşmaya başladığında Türkiye’ye yönelik faturalar çıkarıyor; İran ile kötüleşince Türkiye’ye imkanlar doğuyor. Bu durum, Türkiye’nin Amerika ile İran’ın savaşmasını istediği anlamına gelmez ve gelmemelidir. Çünkü Suriye ve Irak’ta olacak büyük karşılaşma Türkiye’yi ticari ve güvenlik olarak oldukça olumsuz şekilde etkiler. İran ile Amerika uzun zamandır birbirlerini taciz ediyordu fakat ilk defa, doğrudan, İran Silahlı Kuvvetleri ile Amerika Silahlı Kuvvetleri’nin savaşa sürüklenme riski var.

İsmail Sarı:

Bağdat’taki büyükelçiliğin işgali, 27 Aralık’taki İran’ın Haşdi Şabi’yi kullanarak Amerika’ya ait Kerkük’teki üste roket atışları yaptığı ve Amerikalı bir askeri personelin ölmesinin ardından başlayan olayların sonrası gerçekleşen bir durum. Askeri can kaybı, Amerika’nın kırmızı çizgisi. Bu roket atışlarından sonra Amerika Haşdi Şabi’nin yedi karargahına saldırı yaptı. Bu olaylar üzerine de Haşdİ Şabi halkı örgütleyerek Amerika Büyükelçiliğini işgal etmeye kalktı. Büyükelçilik işgali, Amerika için bir sendrom, 1979’daki Tahran büyükelçiliği baskınından hatırlayabiliriz. Süleymani’nin öldürülmesi de bu operasyonların devamı niteliğinde. Bu olaylar üzerine petrol fiyatları arttı. Dolar’da da kıpırdamalar var. Ekonomik anlamda gerginliklerin olması ve piyasaların bundan etkilenmesi bekleniyor. Türkiye, olaylar üzerine nötr duracaktır. Amerika ile İran arasındaki gerilimin tırmandığı süreçte taraf olmak pek rasyonel değil. İran’ın nasıl bir cevap vereceğini takip etmemiz gerekiyor.

Sünni kanı meselesinde Amerika ve İran birbiriyle yarışır

ABD senatörleri Süleymani’nin öldürülmesinden sonra ortak kelimeler kullandı, “Sünni kanı”. Kasımi’nin elinde çok sayıda Sünni insanın kanı olduğunu ifade ettiler. Sizce ABD bu işi başka tarafa mı çekmeye çalışıyor, bunu nasıl değerlendirmeliyiz?

Hakkı Uygur:

Amerika, her zaman iç ayrımlara oynar. Burada da onu yapıyor. Amerika, “Kasım Süleymani’yi öldürdüm ama o da bir sürü Sünni öldürmüştü.” anlamı vererek sanki Kasım Süleymani birçok Sünni öldürdüğü için onu cezalandırıyormuş gibi yapıp Sünnilerin sempatisini çekmeye çalışıyor.  Bu, işin aslı değil. Amerika, İran ile arasındaki ilişkilerden dolayı böyle bir hamle yaptı. Sünnilerin kanı Amerika için önemli olsaydı Suriye’deki insanlar öldürülürken ve Kasım Süleymani işin içindeyken müdahale ederdi.

Resul Serdar Ataş:

Dünyada Amerikalılardan daha çok Sünni kanı olan başka bir ülke veya asker gücü yok. Kasım Süleymani ve beraberindekiler Suriye’de çokça Sünni kanı akıttılar. Bunu da mezhepçi politikalar ile  yaptılar. Ancak Kasım Süleymani’yi öldürmek tüm Şii milislerini ve İran’ı doğrudan karşısına almak anlamına geliyor. Bu şekilde yaparken Sünnilere bir zeytin dalı uzatmaya çalışıp dengeliyor. Sünnilerin, Amerika’nın söylemlerine gelmemeleri gerekiyor. İran’ın bölgede Sünnilerin canını oldukça yaktığını ve Sünni kanı akıttığına hiçbir tereddüt yok. Amerika, İran’dan daha iyi bir aktör değil. Sünni kanı meselesi konuşulacaksa Amerika ve İran birbiriyle yarışır.

İsmail Sarı:

İran, Şii alanı üzerinde etkili. Amerika, Sünni alana mesaj vererek etkilemek istemiş olabilir. Ama durumun esasını öğrenilmek için süreci ve Amerika kamuoyunu iyi takip edip yorumlamak gerekir.

 

Etiket /