Yazarlar

Soykırımın garantörü Arakan’da

Arakan Müslümanları dünyanın gözü önünde çok büyük bir imtihandan geçiyorlar. Myanmar Ordusu ve bazı Budist kalabalıklar Arakan’da bebek, çocuk, kadın, yaşlı demeden insanları katlediyorlar. Tecavüz yaygın bir şekilde uygulanıyor, evler yağmalanıp, köyler yakılıyor.

Avrupa Rohingya Konseyi bunu “yavaşlatılmış soykırım” olarak tanımlıyor ama 25 Ağustos’tan sonra bu soykırım büyük bir hız kazandı. Rohingya’nın tarihi anavatanı Arakan’da neredeyse Arakanlı Müslüman kalmadı.

BM son verilerine göre Bangladeş’e kaçan Rohingya sayısı 617,500 oldu ama her geçen gün sayı artıyor.

Bangladeş Dışişleri Bakanı Ebul Hasan Mahmut Ali Eylül ayında Myanmar ordusunun üç bine yakın Arakan Müslümanının öldürdüğünü söyledi ama bölgeye giriş çıkış imkânı olmadığından kesin bir rakam vermek mümkün olmuyor. Sayı çok daha kabarık olabilir.

Tillerson, Myanmar ordusu ile neyi görüştü?

2016 yılında Myanmar ordusunun benzer bir katliamı sonrası BM bir rapor yayınlamış ve Myanmar güvenlik güçlerinin katliamlar, toplu tecavüzler ve diğer insanlık dışı suçlar işlediğini belgelemişti.

Türkiye gibi istisnalar ve farklı bölgelerden yükseltilen cılız tepkiler var ama bütün bu olanlar ve hız kazanmış “yavaşlatılmış soykırıma” rağmen ABD, Çin, Rusya ve Hindistan başta dünya ve uluslararası toplum üç maymunu oynamaya devam ediyor.

Bunun son halkası ABD dışişleri bakanı Rex Tillerson oldu. 15 Kasım günü Myanmar’ı ziyaret eden, San Sui Kyi ve  Myanmar Ordusu Başkomutanı Min Aung Hlaing ile görüşen Tillerson ABD’nin Myanmar’a yaygın ekonomik yaptırımlar konusunda pek de hevesli olmadığını açıkladı.

Tillerson, dolayısıyla ABD, Arakan’da BM raporlarıyla belgelenmiş, bebeklerine kadar öldürülen, kadınları tecavüze uğrayan, evleri yağmalanan ve yakılan, yüzbinlercesi göç etmek durumunda kalan, BM dahil uluslararası kurumlar tarafından “etnik temizliğe” tabi tutulan, Avrupa Rohingya Konseyince “yavaşlatılmış soykırıma” uğrayan Arakan Müslümanları aleyhine işlenen insanlık suçlarını sahadaki birkaç asker ve aşırılık yanlısı Budist bireylere indirgedi. O da kimin getireceği malum olmayan “güvenilir raporlara” bağlayarak. Eğer “güvenilir” (credible) raporlar gelirse ABD Myanmar Hükümetini o suçluları adalet önüne çıkarmaya çağırdı.

Ayrıca, Tillerson Myanmar’ın diğer bölgelerindeki askeri operasyonlar ve çatışmaları da gündeme taşıyarak Arakan’da yaşananların önemini azaltmaya çalıştı. Rohingya’ya yapılanların ABD açısından “etnik temizlik” olup olmadığı ile ilgili kararlarını ise Myanmar ziyareti sonrasına bıraktıklarını açıkladı.

 

Tillerson, Myanmar ziyaretinden ne ile döndü?

ABD burada miyop bir tavır takınarak ve olayların başlamasına neden olduğunu öne sürdüğü ARSA örgütünün saldırılarının tüm bu olan bitenleri tetiklediğini öne sürerek, bir yerde Rohingya’ ya uygulanan insanlık dışı suçları sistematik görmediğini ortaya koymuş oldu. Bu saldırılar sonrası yapılanları ise bir tür saldırılara cevap verirken “kontrol dışına çıkma” olarak niteledi. Bu gerçekten derecesi oldukça büyük bir miyopluktur.

Oysa, daha bir sene önce Myanmar Hükümeti 25 Ağustos sonrası yaptıklarının aynısını yapmıştı. Dahası bu insanlık dışı suçların geriye doğru derin bir mazisi de varken. ABD koskoca bir zulüm tarihini, üstelik BM’nin Arakanlı Müslümanlarla ilgili “dünyanın en fazla eziyete uğramış halkı” tanımı varken 25 Ağustos 2017 yılında ilkel silahlarla bazı güvenlik güçleri merkezlerine yapılan saldırıya nasıl bağladığı derin bir analiz konusudur.

Sonuç olarak, Tillerson’un Myanmar ziyareti ile birlikte ABD’nin Rohingya dramı ile ilgili Myanmar’da da görüldüğü üzere maskesini indirmiş yüzünü göstermiştir.