Yazarlar

G-20’de Yalnızlığıyla Çoğalan Bir Prens

Tarihine en az kadın yöneticinin katıldığı zirve olarak zihinlere kazınan G-20 zirvesi öncesinde düzenlenen bir operasyon dikkati çekti. Arjantin’de düzenlenen operasyon ile Lübnan Hizbullah’ı ile bağlantılı olduklarından şüphelenilen iki kişi yakalandı. Birinin 23 diğerinin ise 25 yaşında olduğu belirtilen iki şüphelinin evinde, çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirildiği ifade edildi.

Polis, yakalanan şahıslarla ilgili G-20 Zirvesi öncesi herhangi bir saldırı planında olduklarına dair bir bilgi paylaşmadı.

Zirve genel anlamda yıllık aidat ödeyen üyelerin geleneksel tanışma toplantısını andırıyordu. G-20 Arjantin zirvesi, 1982’de Falkland adaları yüzünden savaşa giren Arjantin ve İngiltere arasındaki ilk sembolik görüşmeye sahne oldu. Theresa May’in savaştan bu yana Buenos Aires’i ziyaret eden ilk İngiliz başbakanı oldu. Gerçi Tony Blair 2001’de Arjantin’in kuzeyindeki Puerto Iguazú’da Brezilya sınırını geçerek Arjantin’i kısa bir süre ziyaret etmişti. Fakat Arjantin başkentinde ilk kez bir İngiliz başbakanı resmen ağırlamış oldu.

Prens Selman için İstinabe talebi

Zirvenin en magazinel konusu Arjantinli federal yargıç Lijo’nun, Suudi Prens’in G20 için ülkesine geldiği gün Yemen’deki savaşta Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri koalisyonun insan hakları ihlalleriyle ilgili Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman hakkında Türkiye, Yemen ve Suudi Arabistan’dan istinabe talep etmesiydi.

(İstinabe: “Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkeme tarafından ifadesinin alınması” olarak tanımlanıyor.)

Yargıç Lijo’dan istinabe talepnamesi gönderilmesini isteyen Savcı Ramiro Gonzalez, bin Selman’ın insan haklarına karşı suç işlediğinin kanıtlanması halinde, Türkiye, Yemen ve Suudi Arabistan’da hakkında soruşturma açılmamış olsa bile, vatanı dışındaki ülkelerde yargılanabilme kriterinin devreye gireceğini belirtmişti. Aslında kimse Selman’ın Arjantin’de tutuklanması veya mahkemeye çıkarılmasını beklemiyordu. Ama bu talep bile Selman’ın ‘havasını’ baştan söndüren bir gelişme oldu.

Keza Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2 Ekim’de Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesi üzerine eleştirilerin hala hedefinde.

 

YALNIZLIĞIYLA ÇOĞALAN VELİAHT PRENS

Arjantin’de düzenlenen G-20 zirvesi Suudi prensin karşı karşıya kaldığı uluslararası izolasyonu görmek için bir imkan sağladı.

İlk olarak liderlerin bir araya geldiği ‘aile’ fotoğraf ritüelindeki sergilenen beden dilleri, duruşlar, görmezden gelmeler artık mahallede tek futbol topuna sahip zengin ve şımarık Selman adlı çocuğun pekte artık mahalle maçlarına çağrılmak istenmeyeceğinin bir göstergesiydi.

Belli etmek istemese de hayli canı sıkkın olduğu belli olan ama buna rağmen ‘kuyruğu’ dik tutmak için çaba sarfeden Selman,fotoğrafın çekilmesini beklerken ne yapacağını bilemez halde, hatta endişeli gözüküyordu. Etrafındakiler onunla bir iki kelam etti etmesine ama ama prensle el sıkışmak için yolunu değiştiren pek de kimse olmadı.

Fotoğrafta en arka ve en gerideki sırada, yalnızlığıyla çoğalıyordu. Ki yardımına Batılı liderleri sinirlendirmek konusunda bir usta olan Putin, yardımına koştu ve veliaht prens ile selamlaştı, uzun uzun el sıkıştı ve kameralara gülümsedi.

Genel olarak uluslararası toplantılarda somurtkan yüz ifadesi ile bilinen Putin, bu sefer aksine kahkahalı, el çırpan, neşeli tavırları ile diğer Batılı liderleri sinir etmeyi bir kez daha başardı. Defalarca el sıkışan, tuttukları ellerini bırakmayan, ağızlarını hayli açarak sırıtan, kahkahalar atan ikili daha önce prova yapsa bu kadar başarılı olabilirdi. ‘’Dünya yıkılsa da keyfimiz yerinde’’ temalı görüşme ile tüm dünyaya ikili bir mesaj vermeye çalıştı.

Prens için zirve pek parlak gözükmüyordu, gitmiyordu. Ama ABD, Hindistan, Meksika, Güney Kore, Meksika, Güney Afrika ve Çin liderleri ile bir nebze moral bulmaya çalıştı. Fakat tüm görüşmeler prensin istediği gibi gitmedi. Başta İngiltere Başbakanı Theresa May, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron olmak üzere Kaşıkçı cinayeti ile ilgili endişeler gündeme getirilince hava tekrar bozdu.

Saklanmaya çalışılsa da G-20 zirvesi, Suudi prensin küresel konumunu, ağırlığını tüm saklamalara rağmen çıplak bir şekilde yansıttı.

Uluslararası kamuoyu Suudi Arabistan’ın (ve belki de Muhammed bin Selman’ın) Kaşıkçı cinayetindeki rolü nedeniyle hayli öfkeli. Kaşıkçı soruşturması sonuçlanmadan da bu öfkenin azalması beklenilmemeli.

Gene zirveye katılan liderlerin çoğu Suudi Arabistan’la ipleri koparmamanın ülkelerinin milli çıkarları için gerekli olduğunun da farkında. Korumaları gereken ticaret ve siyasi ilişkileri var.

Henüz Muhammed bin Selman’ın dünyanın dışladığı liderler listesine eklenmediğini söylemek mümkün.

Zedelenmiş itibarını geri kazanması hayli zor görünen Selman‘ın akıbetinin Kaşıkçı Cinayeti soruşturmasına bağlı olduğu söylenebilir. Selman’ın kaderinin ise aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan ellerinde olduğu da eklenilmeli. Erdoğan’ın vereceği tepkiye bağlı olarak Selman ya nefes almaya devam edecek ya da suni solunum cihazına bağlanacak. Bir anlamda Türkiye’nin Kaşıkçı cinayeti soruşturması tamamladıktan sonra Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın vereceği tepki Şark usulü taht oyunlarının merkezi Suudi Arabistan’ın yönetimini de şekillendirecek.

Ama Kaşıkçı’nın hayaleti başta başkent Riyad olmak üzere Bin Selman’ın üzerinde uzun bir süre dolaşacak.

 

 

 

Etiket /