Yazarlar

En uzun siyasi kriz: Etiyopya – Eritre

Doğu Afrika Bölgesi’nin, dünyanın en önemli jeostratejik konuma sahip bölgelerden biri olduğu herkesin malumu. Söz konusu bölgenin bu özelliğinden dolayı da küresel ve bölgesel güçlerin rekabet sahası olduğu görülmekte. Bir taraftan Amerika Birleşik Devletleri’nin kendi çıkarını korumak adına Çin Halk Cumhuriyeti’ni bölgeden uzaklaştırmaya çalışırken, Pekin de bölgede kendi varlığını güçlendirmek için dışardaki askeri üssünü bahsi geçen bölgede tesis etmiştir.

Aynı şekilde İran’ın bölge ülkelerinde siyasi, askeri, dini ve kültürel nüfuzunu güçlendirmesinden rahatsız olan, diğer bölgesel aktörlerin, bölgeye yönelik yeni açılım politikaları geliştirdikleri görüldü. Örneğin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, bölgenin en uzun siyasi krizi olan Etiyopya – Eritre sorununun çözümü için diplomatik arabuluculuk yapmışlardı. Riyad ve Abu Dabi’nin çabaları sonucu da iki ülke arasındaki krizin çözüme kavuştuğu görülmüştür.

Suudi Arabistan ve BAE arabuluculuğu sonucu, Asmara ve Adis Ababa arasında politik yakınlaşma yaşanmıştır. İki ülkenin arabulucu olmalarından temel hedefleri ise kendi siyasi, iktisadı çıkarları ve ulusal güvenlikleri korumanın yanı sıra, Türkiye ve İran gibi bölgesel aktörleri bölgeden uzaklaştırmaktır.

Eritre 20 yıl sonra Etiyopya’daki büyükelçiliğini yeniden açtı

Etiyopya – Eritre Yakınlaşma süreci:

Eritre, uzun bir mücadeleden sonra, Etiyopya’dan 1993 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. Lakin Adis Ababa, Ertire’nin bağımsızlığını tanımasına rağmen, sınırlar konusunda bir anlaşmazlık patlak vermişti. Söz konusu anlaşmazlıktan dolayı da 1998 yılında iki ülke arasında bir savaş meydana geldi. Bahsi geçen savaşta yüzlerce insan hayatını kaybederken, yüz binlercesi de bulundukları yerden göç etmek zorunda kalmıştı. Birleşmiş Milletler (BM) çabası sonrası, savaş sona erse de, ikili ilişkiler tamamen kesilmişti.

2018 yılında ise, Etiyopya rejiminde siyasi değişim gerçekleşmesi sonucunda, Adis Ababa Asmara’la olan siyasi krize son vermek için adımlar atmaya başlamıştı. Bu bağlamda da Riyad ve Abu Dabi’nin arabulucularını kabul etmişti. Yukarıda belirtildiği gibi, Riyad ve Abu Dabi’nin çabalarıyla siyasi sorun sıfırlanırmıştır.

Yukarıdaki bilgilere binaen, şunu belirtmekte fayda olur, uluslararası ve bölgesel aktörlerin arasındaki rekabetin sonucu olarak, Afrika Boynuzunda siyasi değişimler yaşanmasına sebep olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Doğu Afrika Bölgesinin Parlayan Yıldızı: “Etiyopya”!

2018’in başında Etiyopya’da yaşanan siyasi değişim sonucu, Aby Ahmad başbakan getirmişti. Aby, Adis Ababa’nın iç ve dış politikasında önemli değişlikler yapmaya karar vermiştir. Bu bağlamda da Eritre’yle politik krize son vererek, diğer komşu ülkelerle bütün sorunları sonlandırmaya çalışmıştı. Ayrıca bölge sorunlarıyla ilgilenen bölgesel ve küresel aktörlerin çabalarını da desteklemişti. Örneğin Güney Sudan krizinin çözümü için, Hartum’un çabalarını desteklemişti. Ayrıca Mısır’la olan su krizini çözüme kavuşması için, Başbakan Aby, Kahire’ye giderek, Etiyopya’nın Mavi Nil’in üzerinden yapmaya çalıştığı Paraj’la Mısır’ın su haklarını zarar vermeyeceğini taahhüt etmişti.

Adis Ababa ise dış politikasındaki değişimin asıl hedefi ise, kendi imkanlarını krizlere heba etmesi yerine, kendi halkının refah standardını artmaya çalışmaktır. Böylece de bölge ülkelerine model olmayı hedeflemektedir.

Türkiye ve Doğu Afrika Bölgesindeki Değişiklikler

Ankara, Doğu Afrika Bölgesinin dünya politikasındaki önemini bilmektedir. Bu yüzden söz konusu bölgeye yönelik politika geliştirmeye çalışmaktadır. Hatta bir yandan Somali devletine kalkınması için ciddi destekler sağlarken diğer yandan Sudan başta olmak üzere diğer bölge ülkelerle ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır. Ayrıca bölgedeki siyasi tesirine bakarsak diğer aktörlere nazaran geride olduğu görülmektedir. Bunun sebebi de aşağıdaki sebeplere sayabiliriz;

  • Türkiye’nin, eforunu yakın kriz bölgelerine sarf etmesi.
  • Doğu Afrika ülkeleriyle ilişkilerini asgari düzeyde tutması.
  • Bölge halklarıyla, Türkiye’nin halk diplomasisinin olmaması, bir diğer tabirle Türk Sivil Toplum Kuruluşları bölgeye yönelik ciddi çalışmaları olmaması. Bunun ötesinde İstanbul’da bulunan bölge STK’larının faaliyetlerinde kolaylıklar sağlayamaması.

Son olarak, şunu belirtmekte fayda var; Türkiye, tarihi sebeplerden dolayı, Doğu Afrika halklarının gönlünde büyük bir mekana haizdir. Ankara’nın bu teveccühü iyi kullanarak politikalar geliştirmesi yeterlidir. Aynı zamanda bölge halklarının siyasi ve ekonomik haklarını koruması gerekmektedir. Aksi takdirde yaşanan nüfuz mücadelesinde Türkiye’nin yer almayacağı görülmektedir.

 

 

Etiket /