Röportaj

“ABD, yaralanarak etkisini kaybediyor”

Küresel savaşların ekonomi ve teknoloji üzerinden yapıldığı yeni bir dönemdeyiz. Son olarak ABD ile Çin’in teknoloji devleri restleşti.

Bu mesele nereye varır?

Güç göstergesi, güç tükenişinin emaresi olabilir mi?

Gazeteci Nedret Ersanel sorularımızı yanıtladı.

Mücerret (iyi) okumalar…

Google ve Huawei arasındaki kriz sadece ekonomik mi?

Google ve Huawei arasındaki kriz, daha doğrusu Google, Microsoft ve Huawei arasındaki kriz, ABD-Çin krizinin doğal uzantısı. Bu yüzden iletişim ve teknoloji devlerinin ülkelere ya da ilgili ülkelerin şirketlerine yaptırım getirmesi diye bir durumdan ziyade kendi ülke politikalarına “uyma” olarak değerlendirilmeli.

İletişim ve teknoloji devlerinin ülkelere yasak getirmesi uluslararası hukuka uygun mu?

ULUSLARARASI SİSTEMDE GÜÇLÜ OLAN HER ŞEYİ YAPIYOR

Bu çatışmaların uluslararası hukuka veya uluslararası ticaret kurallarını uygun/uyumlu olmaları tartışması üretmek mümkün ama oyuncuların hepsinin süper güç olduğu rekabette, “so what” denilen bir hal oluşuyor. ABD istediğini yapıyor ve bunun kurallara, kanunlara uygun olup olmadığından öte dramatik tarafı, dünyanın da “gücü olan kazanır” ya da “aslan payı” denilen bu hali sindirmiş olması. Yani etik veya hukuk tarafı ikincil dert.

Daha önce de Volkswagen ve Iphone’a karşılıklı cezalar kesilmişti. Bu durum nereye varır?

Benzer durum Avrupa ve ABD arasında da yaşandı. Özellikle Almanya otomotiv sanayiine yönelik Amerikan saldırısının ciddi sonuçları oldu ve diyebiliriz ki Berlin için ekonomisinin bel kemiği sayılan bir sektöre kürekle vuruldu. Bu hem Almanya’nın Rusya ile ilişkilerine çeki-düzen vermesi için hem de AB ve kıta Avrupası’nı farklı yönlendirmemesi için uyarıydı.

ABD, YARALANARAK ETKİSİNİ KAYBEDİYOR

Takiben AB üzerinden karşılık verilmeye çalışıldı ama ne denli etkili olduğu tartışmalı. Kabul etmek gerekiyor ki ABD hâlâ dünya ekonomik sistemi üzerindeki hakim rolünü sürdürüyor. Sürdürüyor ama şu da bir diğer gerçek, “azalarak” ve “yaralanarak”.

Bu yüzden “bu işler nereye kadar varır” sorusuna, “hep ABD kazanır” diyemiyoruz. Bunu sürdürdüğü sürece gücü ve enerjisi azalacaktır.

Türkiye böyle bir durumda kalırsa ne olur? Teknoloji ve iletişim devlerine karşı kullanabileceğimiz bir kozumuz var mı? Ya da böyle bir duruma hazırlıklı mıyız?

Türkiye özelinde de durum farklı değil. ABD, bir ülkeye ekonomik yaptırımlar uygulamaya karar verdiğinde anlıyoruz ki, iki rahatsızlıktan hareket ediyor; bir “kendisine rakip olma potansiyeli”, iki, siyasi uyumsuzluk gösterilmiş olması. Bu bağlamda S-400 tartışmaları iyi bir örnek. Çünkü ABD’nin ana damarlarından olan savunma sanayiinin üstelik Türkiye gibi bir ülke tarafından itilmesi hem de küresel rakip Rusya lehine davranılması yaptırım tehditleri getirebiliyor.

TÜRKİYE, ABD İÇİN TEHLİKELİ

Türkiye’nin çok kutuplu dünya olarak tarif edilmeye çalışılan bu yeni dünyada ABD açısından daha tehlikeli bir özelliği var. Çin, ABD’nin açık rakibi. Birbirlerine yaptıkları birebir meydan okuma. Ama Türkiye bu meydan okumayı yaparken “kötü örnek” de oluyor ki ABD için asla kabul edilemez bir durum. S-400 alınırsa sadece gelişmekte olan ülkeler için değil, gelişmiş ülkeler için de misal oluşturacağı anlaşılıyor.

İletişim ve teknoloji devleri/şirketleri açısından ise Türkiye özelinde bu hal biraz farklı. Türkiye teknoloji ürünlerini yoğun kullanan bir ülke. Bu aynı zamanda önemli bir pazar anlamına geliyor. Yani yaptırım getirirseniz sizin cebiniz de yanar. ABD’nin Çin’e yönelik yaptırımları 90 gün ertelemesi kendi şirketlerinin itirazları üzerinedir!

Öte yandan Türkiye bu alanlarda tamamlanmış veya çok gelişmiş altyapılara sahip değil. Örneğin siber saldırı önemli bir tehdit unsuru ama siber altyapınız yoksa neyi vuracaklar? Bu manada Türkiye, teknolojik ve iletişim güvenliğini kollayan güvenlik önlemleri alıyor.

Şirketleri ve yatırımları açısından ise küresel şirketlerin kısıtlamalarından gelecek zararları iyi ölçmemiz lazım. Elimizde ne var dışarıdan ne alıyoruz, zarar ne olabilir?

Huawei az-buz bir şirket değil. Yatırım ve AR-GE miktarları inanılmaz. Devlet de arkasında. Üstelik küre çapında piyasası var. Yani risk altındaki unsurları çok ama zaten bunu göze almış bir şirket. Meydan okumak için kuruldu ve bugüne kadar global liberalizmi savunan ABD/Batı’dan daha çok bu değerleri savunanlardan fazla bunları savunuyor.

TÜRKİYE, EKONOMİ SAVAŞLARININ EŞİĞİNDE

Yine de bunların bütünlüklü tarif adına seçilecek yolda doğrusu şudur; ABD-Çin rekabeti bir doğu-batı rekabeti ve dünya egemenliği üzerinedir. Ekonomik ve teknolojik rekabetler bunun alt başlıklarıdır. İpek Yolu üzerinde yaşanan savaşlar odur. Arada kalan her ülke bu kabullerden hareket ettiğinde bir seçim yapmak zorunda hisseder kendini. Ama Türkiye şu an için bu aşamada değil. Ama eşiğindedir. Bu yüzden, özellikle dış politika, güvenlik ve ekonomik donanımını pekiştirdikten sonra bu topa girecektir.

Etiket /