Yazarlar

Küresel Savaşın Mühimmatları

Artan riskler ve soğuk savaş dönemini hatırlatan gerilimler ülkelerin savunma harcamalarını artırmış gözüküyor. Dünyanın en fazla savunma harcaması yapan ABD başta olmak üzere bir çok ülke bu kaleme daha fazla kaynak aktarıyor. Daha sonra bu liste üzerinden de ülkelerin sıralaması belirleniyor. Peki bu liste gerçek anlamda reel bir büyümeyi ortaya koyabiliyor mu? Yani en fazla harcama yapan ABD gerçekte reel anlamda en fazla büyüyen ülke konumunda mı ?
Öncelikle son listeyi hatırlayalım ve üzerinde konuşmaya başlayalım.

 

Birinci olan ABD’nin savunma harcamalarına ayırmış olduğu bütçe 610milyar dolar. İkinci sırada yer alan Çin ise 228 milyar dolar. Üçüncü sırada yer alan ise Suudi Arabistan 69.4 milyar dolar.

Bu üç ülkenin pozisyonu değerlendirmemiz için önemli bir veri teşkil edecek.

ABD dünyanın en büyük silah satan ülkesi pozisyonunu korumaya devam ediyor. Bu nedenle de bazı ürünlerde fiyatı belirleme özelliğini koruyor. Tek üretici olduğu ürünlerde ürün fiyatları normalin çok üzerinde olabiliyor.

Bradley zırhlı muharebe aracı

ABD’nin en büyük dezavantajı ürün geliştirme sürelerinin çok uzun ve pahalı olması bu da ana alıcı olduğu ürünlerde yüksek meblağlar ödemesine yol açıyor. Geçmişte bunun en önemli örneği Bradley zırhlı muharebe aracının geliştirilmesi sırasında yaşanmıştı. Onlarca yıl süren geliştirme süreci ve maliyeti Senato tarafından soruşturmalara konu olmuştu. Aynı süreç F 35 beşinci nesil savaş uçağı üretimi sırasında da yaşanmıştır. İlk proje 1994’te başlamış ve projeyi 2001 yılında F 35 kazanmıştır. Nerdeyse 24 sene süren bu projeye ABD 1 trilyon dolar bütçe ayırmıştır.

FC-31

Çin’de bu tip projeler ne kadar sürmekte ve maliyeti ne olmaktadır? Çin’in bu güne kadar ürettiği sistemlerin çoğu ya lisans altında veya taklit olarak nitelendirmektedir. Hatta bazı sistemler davalık konuma bile gelmiştir. Bu nedenle üretim maliyeti minimumda kalmaktadır. Buna en iyi örnek FC-31 projesidir.İlk kez 2011 Eylül ayında yer testlerinde görüntülenen FC-31 prototipi ilk uçuşunu 2012 Ekim ayında olmuştur. Çift motora sahip FC-31’in görsel olarak ABD tarafından geliştirilen F-35 Joint Strike Fighter’a (JSF) benzerliği, Çin’in siber casusluk yolu ile JSF projesine ait bilgileri çaldığı değerlendirilmektedir. Bu ve buna benzer örnekler Çin i savunma projelerinin hazırlıklılar ve test aşamalarından kurtarmaktadır . Bir savunma projesinde hazırlık maliyeti ABD gibi ülkelerde ürünün yüzde ellisini bulabilmektedir.

F-35 Joint Strike Fighter

Üretim süreleri de çok kısa olduğundan sistem maliyetleri çok düşük olmaktadır. Çin savaş gemisi üretiminde hız rekoru kırmakta haftalar gibi kısa sürede üretim yapabilmektedir.
Ayrıca ABD ordusunun personel maliyetleri ve üslerin giderleri gibi faktörler Çin’le karşılaştırılamayacak kadar yüksek meblağları bulmaktadır.
Öncelikle brüt anlamda ABD en yüksek savunma bütçesine sahip olmakla beraber reel anlamda Çin farkı her gün daha da kapatmaktadır.
Bu tezimizi ABD savunma yetkilileri de onaylamaktadır. ABD Savunma Bakan Yardımcısı Frank Kendall, ABD Kongresi’nde kendisine sorulan bu soruya şu çarpıcı yanıtı verdi: “Çin askeri modernizasyona çok büyük kaynak ayırıyor. Askeri alanda ABD’nin Çin’e karşı olan teknolojik üstünlüğünün 5 ile 10 yıllık süre kapsamında sona ereceğini söyleyebilirim.”

Üçüncü bir örnek de Suudi Arabistan gibi ülkelerin savunma harcamalarıdır. Tamamen dışa bağımlı alım  ve yabancı askerlerden oluşan ordu sistemi harcamaları yükseltmektedir. Bu nedenle Suudi Arabistan askeri harcamada üçüncü sırada olsa da reel anlamda ilk on içinde yer bulamayabilir.

Asıl büyük değişim Türkiye örneği üzerinden anlaşılabilir. Savunma sanayisindeki dışa bağımlılığını % 80’lerden % 35’lere düşürmüş olması reel anlamda en fazla büyüyen ülkelerden biri konumuna getirmiştir.

Geçmişte aktif anlamda terörle mücadele eden bir ülke olması nedeniyle bir çok ürün acil tedarik kapsamında satın alınmaktaydı. Ayrıca adı konulmayan gizli ambargolarda bu satın alma süreçlerinde fiyatı yukarı çeken etkenlerdi.
Yine Türk ordusun envanterinde bulunan birçok askeri malzeme hibe yolu ile envantere katılmıştı. Bu malzemenin aktif görevde tutulması için sürekli yedek parça alımına ihtiyaç duyulmaktaydı. TSK içinde bu öyle bir noktaya gelmişti ki yerine yenisi alınsa daha ucuza mal olacaktı.

Başka bir problem de yurt dışından alınan silahların fiyatların yüksekliğiydi. Aradaki farklar milli ve yerli silah sistemlerinin üretilmesi ile ortaya çıktı. SİHA gibi sistemde bu fark dört misline kadar çıkıyordu, mühimmat gibi ürünlerde ise bu fark altı yedi mislini buluyordu.

Türkiye sıralamada 15. sırada yer almasına rağmen reel anlamda daha yukarıda yer almaktadır. TSK ve diğer güvenlik güçlerinde teknolojik kullanımın artması terörle mücadelede sarf oranını düşürmekte ve tasarruf edilen miktar yeni projelere aktarılabilmektedir.
Bu ve buna benzer anlamda başka veriler olmadan yapılacak değerlendirmeler ülkelerin savunma harcamaları net olarak ortaya koyamayacaktır.