Yazarlar

Keşmir BM’de idi, peki BM nerede?

Geçtiğimiz günlerde BM 74. Genel Kurulu toplandı ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere bazı liderler 5 Ağustos 2019’da Keşmir’in özerkliğinin kaldırılmasından dolayı Keşmir meselesi hakkında açıklamalarda bulundu. Devlet başkanlarının açıklamalarının Keşmir meselesi açısından ne ifade ettiğini bölgesel ve küresel bir gözle okumaya çalışalım.

Başbakan Modi’nin Keşmir duyarsızlığı

Başbakan Modi BM 74. Genel Kurul için geldiği ABD’de, ilk önce Texas’ta düzenlenen yaklaşık 4 milyon Hindistanlının katıldığı bir mitinge katıldı. Aynı mitinge Başbakan Modi’nin davetlisi olarak ABD Başkanı Donald Trump da katıldı. Mitingde iki lider de stratejik ortaklık mesajları paylaştı. Modi, ‘Beyaz Sarayın Hindistan’ın gerçek dostu’ olduğunu ifade ederken, Trump da ‘Hindistan’ın bugüne dek Donald Trump’tan daha iyi bir dostu olmadığını’ belirtti. Ancak bunca konuşmanın içinden Keşmir konusu özelinde hiçbir mesaj paylaşılmadı. Çünkü ne yazık ki günümüz dünyasında çıkarlar insani değerlerden önce geliyor.

Modi ve Trump Texas’taki mitingde halkı selamlıyor.

Genel Kurul’da da Keşmir konusunda anlam ifade eden herhangi bir açıklama yapmayan Modi, Keşmir konusunda mimarı olduğu politikayı devam ettiriyor: Keşmir’i uluslararası bir sorundan çıkarıp ulusal bir sorun olarak telakki etmek.

Keşmir konusunda Modi hükümetinin politikası ‘Hindutva’ ideolojisinin bir parçası. Zira ‘Hindutva’ ideolojisini devlet politikası haline getirmek için stratejiler izleyen Modi, Keşmir konusunda da ‘Hindu Hindistanı’ için gerekli politikaları uyguluyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Keşmir açıklamaları

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM 74. Genel Kurulunda tarihi bir konuşma yaptı. Özellikle de İslam coğrafyasının iki kanayan yarası Keşmir ve Filistin hakkında yaptığı açıklamalardan ötürü İslam dünyasının önde gelen liderleri ve mazlum halkı tarafından takdirle karşılandı. Özellikle de Pakistan Cumhurbaşkanı İmran Han ve Pakistan halkı Keşmir konusundaki açıklamalarından ötürü Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslerini duyurduğu için ve Türkiye’nin devlet olarak kendilerine sahip çıktığından ötürü minnettar olduklarını belirttiler.

Gerçekten de Erdoğan, bütün boyutlarıyla Keşmir’deki insan hakları ihlallerini vurguladı ve barış için hem Pakistan’a ve Hindistan’a hem de BM’ye çağrıda bulundu.

Erdoğan ve Han ‘Nefret Söylemiyle Mücadele’ temalı yan etkinlikte.

Her zaman belirtildiği gibi, 1948 yılında alınan BM Güvenlik Konseyi kararıyla Cammu Keşmir’de BM gözetiminde bir plebisit kararı barış için önemli bir adım olacaktır. Ancak 1948 yılından bu yana söz konusu kararı görmezden gelen Hindistan, açık bir şekilde uluslararası hukuku çiğnemektedir. İşte tam da Erdoğan’ın haykırışında buluşan ortak vicdan, mazlum Keşmir’in huzura kavuşması için Hindistan’dan bu konuda harekete geçmesini istemektedir. Ancak Hindistan, Cammu Keşmir’i tamamen topraklarına katmak için elinden geleni yapıyor ve eleştirilere karşı kör, sağır ve dilsiz oluyor; yani üç maymunu oynuyor.

Keşmir’de çatışmalar ve insan hakları ihlalleri sürüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM’de ‘Güney Asya’nın istikrarı Keşmir meselesinden ayrı düşünülemez’ açıklamasından da anlaşıldığı üzere, Keşmir meselesi bütün Güney Asya’nın güvenlik, barış ve istikrarını etkileyen bir meseledir. Dolayısıyla Keşmir konusunda iki nükleer güç arasında bir savaş yaşanması durumunda savaşın kazananı olmayacağı gibi kaybedeni Güney Asya olmak üzere tüm dünya olacaktır. En çok acıyı ise yine mazlum ve mağdur Keşmir halkı yaşayacaktır. Bu bağlamda Erdoğan’ın açıklamalarından da anlaşıldığı üzere, Keşmir meselesi çözülmeden bölgesel istikrar, barış ve güvenlikten bahsetmek, hayalperestlikten öteye gitmiyor. Zira Hindistan’ın Keşmir konusunda attığı adımlar da çatışmayı arttırıyor, çözümü zorlaştırıyor. Hindistan yönetimince Cammu Keşmir’de yaklaşık iki aydan bu yana sokağa çıkma yasağının olması, birçok dükkanın kapalı olmasından dolayı halkın gıda noktasında sorun yaşaması, telefon operatörlerinin erişiminin olmaması, hastanelerin sadece bir kısmının açık olması Keşmir sorununun çözümüne ilişkin umutları bir bir söndürmektedir. Bütün bunların yanında sosyal medyada ortaya çıkan Hindu ırkçıların Müslümanlara yönelik eziyet, işkence ve insanlık dışı muameleleri hem Keşmirli mazlumların maruz kaldığı muameleyi gösteriyor hem de dünyanın yaşananlara sessiz kalmaması gerektiğini ortaya koyuyor.

Keşmir’de yaklaşık iki aydır sokağa çıkma yasağı uygulanıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın New York’taki Pakistan ve Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenen ‘Nefret Söylemiyle Mücadele’ temalı yan etkinlikteki konuşmaları ise Hindistan tarafından tepkiyle karşılandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘’Şu anda Azad Keşmir adeta bir açık hava hapishanesine döndürülmüş vaziyettedir. Orada sadece inek eti yedikleri için kırbaçlanan hatta palalarla dövülen, ölüme mahkûm edilen Müslüman gençlerin haklarını nasıl savunur hale geleceğiz? Herkesin vejetaryen olması beklenemez. ‘Sen nasıl inek eti yersin?’ Böyle bir saçmalık olabilir mi? Biz de inek eti yiyoruz. Bir taraftan inanç özgürlüğü diyeceksiniz, benim inancımın gereği bu değil. Ben senin inancına saygı duyuyorum. Sen benim inancıma niye saygı duymuyorsun?’’ açıklamaları karşısında Hindistan yönetimi kendini sorgulayıp insan hakları ihlallerine karşı bir düzenleme yapması gerekirken, Hindistan Başbakanı Modi soluğu Ermenistan ve Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti temsilcilerinin yanında aldı.

Pakistan Başbakanı İmran Han’ın Keşmir açıklamaları

5 Ağustos 2019 tarihinde Hindistan yönetiminin Keşmir’in özerkliğini kaldırmaya yönelik adımından bu yana, Pakistanlı devlet adamları ve siyasiler sürekli Hindistan’ın Keşmir konusunda çözümü zorlaştırdığını ve sadece zorlaştırmakla da kalmayıp açık bir şekilde Keşmir’i uluslararası hukuka aykırı bir şekilde topraklarına ilhak ettiği yönünde açıklamalarda bulundu.

Başbakan Han BM Genel Kurul’da dünyaya seslendi.

Cumhurbaşkanı Arif Alvi her fırsatta Keşmir hususunu dile getirip BM’yi harekete geçmeye çağırırken, Türkiye’den de Keşmir konusunun çözümü için rol almasını istedi. Pakistan için BM 74. Genel Kurulu Keşmir konusu noktasında uluslararası toplumun ve kamuoyunun dikkatini çekmek için kaçırılmaz bir fırsattı. Bu durumun bilincinde olan Başbakan Han da bu fırsatı Pakistan adına tarihi bir konuşma yaparak çok iyi değerlendirdi.

Konuşmasında Han, önce RSS’in siyasi yüzü olan BJP’nin sahip olduğu ideolojiyi Nazilikle eşdeğer olduğunu ifade etti ve ekledi: ‘’Modi’nin başbakan olduğu Gujarat’ta 2002 yılında 2 bin Müslümanı katleden ve 150 bin kişiyi evsiz bırakan bu ideoloji, şimdi aralarında kadın, çocuk ve hastaların bulunduğu 8 milyon insanı Keşmir’de hayvanlar gibi hapsetti. Eğer bir yerde 8 milyon hayvan hapsedilseydi burada kıyamet kopardı.’’

Başbakan Han twitter hesabından Erdoğan’a Keşmir hassasiyetinden ötürü teşekkür etti.

Konuşmasına paranın insan hayatının önüne geçtiğini belirten Han, ‘’11 bin kadının tecavüze uğradığı BM raporlarına geçti ama dünya hiçbir şey yapmadı çünkü Hindistan çok büyük bir pazar. Ne yazık ki para insan hayatının önüne geçmiş.” ifadeleriyle haksızlıklar karşısında susan BM’yi ve dünya devletlerini de suçladı.

Han’ın konuşması radikalizme değinmesi açısından çok önemliydi. Zira Han, Keşmir’deki radikalizmin Hindistan’ın baskıcı politikalarından ötürü kaynaklandığını belirtti ve geçtiğimiz Şubat ayında gerçekleşen Pulwama saldırısına değindi: ‘’Sokağa çıkma yasağı kalktığında ortalık kan gölüne dönecek. İnsanlar sokağa çıkacak ve 900 bin Hint askeriyle karşı karşıya gelecek. Hayvandan kötü muamele gören Keşmir nasıl karşılık verecek? Liderleri tutuklanmış, 13 bin genci kaybolmuş Keşmir ne yapacak? Sokağa çıkacaklar ve Hint askerlerinin hedefi olacaklar. Keşmir daha da radikalize olacak ve yeni Pulwama saldırıları olacak.”

Başbakan Han Müslümanların onurunun Keşmir’de yerle bir edildiğini de ifade ederek aynı muamele Yahudilere yapılsaydı dünyanın ayağa kalkacağını ifade ederek Müslümanlara karşı duyulan nefreti de gündeme getirdi: “Hindistan’da 180 milyon, dünyada 1,3 milyarın üzerinde Müslüman yaşıyor. Modi, Müslümanların ne düşüneceğini akıl etmiyor mu? Bir yerde 8 milyon değil 8 bin Yahudi bu muameleye maruz kalsaydı Yahudiler ne düşünürdü? Bu insanlar başka bir milletten ya da dinden olsaydı o grubun milleti ne düşünürdü? Biz başka bir tanrının yarattığı insanlar mıyız? Bunlar bizde acıya sebep olmuyor mu sanıyorsunuz?”

Keşmir tamamen Hindistan askerinin kontrolünde açık hava hapishanesine dönüşmüş durumda.

Son olarak iki nükleer gücün savaşması halinde bundan BM’nin sorumlu olacağını belirten Han, insanlığın mazlum Keşmir halkının yanında yer alması gerektiğini ve BM’nin barış için 1948 yılında aldığı plebisit kararının uygulanması gerektiğini belirterek tarihi konuşmasını sonlandırdı: “Keşmir’de tecavüzleri göreni, baskıya maruz kalan bir Müslümanı ve bu aşağılanmaya maruz kalan bir insanı, silaha sarılmaya mecbur bırakıyorsunuz. Burada söylüyorum; Keşmirliler karşılık verecek ve iki nükleer güç Hindistan ile Pakistan karşı karşıya gelecek. Bunun sorumluluğu BM’nin omuzlarında. 1,3 milyarlık Hindistan pazarının yanında mı olacaksınız adalet ve insan haklarının mı? Eğer savaş çıkarsa Hindistan’dan 7 kat küçük Pakistan’ın iki seçeneği var. Ya teslim olacağız ya da özgürlük için sonuna kadar savaşacağız. Biz tek Allah’a inanıyoruz ve sonuna kadar savaşacağız. Eğer iki nükleer güç savaşırsa sonuçları sınırlarını aşar. Sizi uyarıyorum, tehdit etmiyorum çünkü savaşa doğru gidiyoruz. Bu BM için bir sınav çünkü Keşmir’e kaderini belirleme sözünü siz verdiniz. Zaman harekete geçme zamanı. Hindistan ablukayı kaldırmalı, tutukluları serbest bırakmalı ve Keşmir’e verilen söz tutulmalı.”

Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed’in Keşmir açıklamaları

Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed de BM 74. Genel Kurulu nedeniyle yaptığı konuşmada Keşmir hususunda BM’yi harekete geçmeye çağırdı.

Başbakan Mahathir BM’de genel kurula hitap etti.

Başbakan Muhammed, Malezya’nın dünyanın hiçbir yerindeki işgali kabul etmeyeceğini ifade ederek açık hava hapishanesine dönüşen Keşmir için de Malezya’nın mazlum Keşmir halkının yanında olduğunu belirtti. Söz konusu açıklamalarında Arakan’daki mülteci krizine de değinen Muhammed, bugün Keşmir için tedbir alınmadığı takdirde aynı insanlık trajedilerinin yaşanabileceğini söyledi.

‘’BM, Cammu Keşmir’e yönelik kararlar almış olmasına rağmen şimdi bu bölge de işgal edildi ve hala işgal altında.” şeklinde konuşan Muhammed, Batılı sömürgecilerin insafsızlığını vurguladı.

Görüldüğü gibi Keşmir konusu enine boyuna BM’de tartışıldı, insan hakları ihlalleri dile getirildi ve yoğun bir şekilde uluslararası kamuoyunun gündemine taşındı.

Peki, şimdi Keşmir’de ne olacak?

Üzülerek bu soruya ‘ne yazık ki zulüm devam edecek’ şeklinde cevaplıyorum. Zira İmran Han’ın da belirttiği gibi dünya, adalet ve insan hakları yerine büyük bir pazar olan Hindistan’ın yanında yer alıyor. İslam dünyasının tepkisi ise sadece kınamaktan öteye geçmiyor ne yazık ki. Oysa şimdiye kadar en azından İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Keşmir için olağanüstü toplanması gerekiyordu. Hindistan’da yaşayan Müslümanların da hassasiyetleri gözetilerek Hindistan’a karşı dünyanın harekete geçirilmesi gerekiyordu.

Umut ediyorum ki, liderlerin BM Genel Kurulundaki açıklamaları yankı yapar, ses getirir ve insanlık harekete geçer. Aksi takdirde Afganistan barış görüşmelerinden Hint Okyanusundaki ticarete kadar hem bölgesel hem de küresel etkileri olacak bir krize doğru gidiliyor…