Yazarlar

İran’ın Uyuyan Felaketi: Uyuşturucu

ABD’nin uyguladığı çeşitli yaptırımlar İran’ı yeniden gündemimizin önemli bir parçası haline getirdi. Ambargoların Trump’ın kendine münhasır tavır ve hareketleriyle dünya gündemine gelmesi, olayın tabana yayılıp ün kazanmasında etkili oldu. Ruhani hükümetinin, tüm meşruiyetini nükleer anlaşmanın üzerine inşa ettiği cam bina ABD’nin çekilmesiyle çöktü. Üstelik kaldırılmış tüm yaptırımlar geri getirildi ve son olarak 4 Kasım’da İran’ın can damarını hedef alan enerji ve bankacılığını felç eden ambargolar devreye girdi.

Dışarıdan bir tehdit gelince klasik bir yöntem olarak İran yönetimi de içerideki potansiyellerine sarılıp ve birlik beraberlik söylemlerini arttırarak sorunları aşmaya çalıştığı söylenebilir. Daha önce çok da dikkate alınmayan yerli üretimin altı kalın kalın çizilmeye başlandı. Ambargo ve onun teknik meseleleri başlı başına ele alınması gereken bir konu ancak bu yazıda İran’ın başka bir gerçeğine ışık tutmaya çalışacağız;

“İran’ın uyuşturucu felaketi”

Uyuşturucu üretiminin ve ticaretinin merkezi sayılan “Altın Hilal”de yer alan İran, bu sorunla karşı karşıya kaldığı için çok da şaşırmamalı. Dünyanın en çok üretiminin yapıldığı Afganistan ile en uzun sınıra sahip olan İran, afyonun batıya sevkiyatında tam da yol üzerinde yer alıyor. Ülkedeki bürokrasi karışıklılığının her yerde karşımıza çıktığı gibi bu konuda da net ve güvenilir bir istatistiğe ulaşmak güç, ancak yetkililerin resmi açıkladığına göre ülkede en az 3.5 milyon kişi madde bağımlısı ve 8 milyon civarında sürekli olmayan madde kullanıcısı var. Ambargolar sayesinde ülke ekonomisinde ipin ucunu iyice kaçıran, yetkililere adres gösteren elbette Hamaney oldu. Direniş Ekonomisi (İktisad-i Mukavemet), anti ABD ve yerli üretime çağrı yapan lider, günün teknolojisini yakalayamayan İran’ın en önemli potansiyelinin iş gücünü elinde bulunduran genç nüfusta olduğunun farkında. Ancak bu potansiyel ihmal edildiği zaman İran’da madde bağımlılığı yaşının küçük yaşlara inmesi tehlikeli bir unsur oluşturuyor. Ekonomik sıkıntılarıyla baş edemeyen toplum şimdi de her geçen gün uyuşturucu bataklığına düşen gençlikle karşı karşıya kalıyor.

Uyuşturucu ve İş Gücü

 Doğu Azerbaycan Eyaleti’nin Uyuşturucuyla Mücadele Koordinasyon Konseyi Başkanı General Mohammed Ali Nosreti, “Uyuşturucu maddelere bağımlılığın yüzde 50’sinin sebebi işsizliktir” açıklamasını yaptı. İş gücü ve uyuşturucunun birbirine olan etkisini incelediğimizde ilginç ve önemli noktalarla karşılaşıyoruz. İranlı yetkilinin açıkladığına göre uyuşturucuyu bırakanların topluma tekrar kazandırılması ve iş zincirine dahil olabilmesi çok güçtür ve bu olay insanların tekrar uyuşturucu kullanmaya başlamasına neden olmaktadır. İran Meclisi’nin Sosyal Komisyon Başkan Yardımcısı Mesud Rezayi, “Uyuşturucuyu bıraktıktan sonra tekrar geri dönenlerin yüzde 95’nin sebebi işsizlik olarak ortaya çıkmıştır” bilgisini paylaştı. Milletvekili, Madde Bağımlılığını ve işsizliği aynı yapbozun parçaları olarak değerlendi. Sistan ve Belucistan Eyaletinde yapılan başka bir araştırmada işsizlik sorunu özellikle gençlerin uyuşturucu maddelere yönelmelerinde en önemli faktör olarak gösterilmiştir. Öte yandan da uyuşturucu maddenin işsizlikle olan iki taraflı ilişkisi gözden kaçırılmamalıdır. İşsizlik oranlarının yüksek olduğu İran’da çalışmakta olan bireylerinde önemli bir kısmının uyuşturucu bağımlısı olarak tespit edilmesi, işin diğer yüzünü ortaya çıkarmıştır. Kooperatif, Çalışma ve Refah Bakan Yardımcısı 2015 yılında yapmış olduğu konuşmasında ülkede uyuşturucu kullananların yüzde 60’lık kısmının çalışan kesim olduğuna dikkat çekti. Bu kapsamda İran İstatistik Merkezinin 2016 yılında açıkladığına göre ülkenin 22 milyonluk çalışan iş gücünün 4 milyon 400 bin kişisi uyuşturucu maddelere bağımlıdır. Bu sadece kayıtlara geçebilen orandır, uzmanlar gerçek sayıları söylenenlerin üstünde olduğunu savunuyor. Verilere göre bu oran bölge bölge değişiklik gösterse de genele baktığımızda madde bağımlılığı ciddi artış göstermektedir. Örneğin aradan kısa bir süre geçmesine rağmen Mart 2018’de İran’ın kuzey batısında ve genelde Türkmen nüfusuna sahip olan Gülistan Eyaleti’nin Uyuşturucuyla Mücadele Koordinasyon Konseyi Başkanı Mahmud Ruhani bu eyalette madde bağımlılarının yüzde 87’sinin hali hazırda iş gücü olarak çalışıyor olduğu bilgisini paylaşmıştı.

İran’da sosyal araştırmalar ve çalışmalara bakıldığında işin bir de kültürel boyutu dikkate alınmalıdır, Şöyle ki çalışan iş gücünün uyuşturucu kullanımında ciddi artış göstermesi toplum tarafından olaya kayıtsız kalıp hatta pozitif bir bakış oluştuğunun mesajını vermektedir. Bu bağlamda Uyuşturucuyla Mücadele Kurumunun Talebi Azaltma Yardımcısı yaptığı bir açıklamada, İşverenlerin “performansı yükseltme” motivasyonuyla işçileri uyuşturucu kullanmaya teşvik ettiklerini belirtmişti.

Ülke Genelinde Uyuşturucu Maliyeti

İran Meclisinin Sosyal Komisyonu Başkanı, ülkenin uyuşturucu madde konusunda ödediği bedelin genel yatırım bütçesiyle aynı miktarda olduğunu söylemişti. İran meclisinin başka milletvekili, 2017’de yaptığı bir açıklamada, ülke genelinde tüketilen uyuşturucu bedelinin sağlık bütçesinden daha fazla olduğunu açıklamıştı. Tüketilen uyuşturucudan tedaviye ayrılan para hacmine bakıldığında ise İran’ın sıkıntılı ekonomisinde başlı başına bir kördüğüme dönüştüğü göz önünde. Görünen o ki yetkililer hiçbir zaman uyuşturucu meselesini yeterince önemsememişler.

İran Uyuşturucuyla Mücadele Kurumundan bir üst düzey yetkili halka seslenerek “Ülkede uyuşturucudan daha çok yıkıcı bir maliyet yoktur, halk yardım etsin” diyerek, adeta ülkenin bu konuda çaresizliğini dile getirmişti.

İran İslam Cumhuriyeti Düzenin Yararını Teşhis Konseyi üyesi bir konuşmasında ülkede Uyuşturucuyla Mücadele Kurumunun bir yıllık bütçesini, uyuşturucu tarafından ülkeye yüklenen maliyetin sadece bir gününe karşılık geldiğini açıklamıştı.

Uyuşturucu ve Toplumsal Güvenlik

Uyuşturucu maddelerin gerek kullanımı, gerekse de ticareti toplumda mikro ve makro seviyelerde yaşanan çoğu suçla bağlantılı olduğu kanıtlanmıştır. Özellikle uyuşturucu kullanımı ve ticaretinin yüksek oranda gerçekleştiği İran gibi ülkelerde, bu bağlantıyı daha da bariz bir şekilde görmemiz mümkün. Araştırmalara göre, İran’da yaşanan tüm suçların %65-70’inde uyuşturucu maddelerin izini görmek mümkün. İran Meclis’i Yargı ve Hukuk Komisyonu üyesi Ali Bahtiyar, 2017’de verdiği bir röportajında, yargı sisteminde açılan davaların yüzde 90’nının uyuşturucuyla bağlantılı olduğunu ifade etmişti. Açıklanan bu rakama göre, İran’da her hâkim ortalama ayda 130 davaya bakmak zorunda, dolayısıyla yargının sağlıklı ve adaletli olmasında ciddî soruların ortaya çıktığı kaçınılmazdır. Açıklamalara göre, her yıl 230 bin kişi uyuşturucu ile bağlantıda olduğu suçlar nedeniyle cezaevine sevk edilmektedir. İran’ın eski Adalet Bakanı Mustafa Purmuhammedi 2014 yılındaki, her yüz bin İranlıdan 283 kişinin mahpus, açıklamasını göz önünde bulundurursak durumun ciddiyetinin farkına varabiliriz.

İran’ı İnsan hakları ihlali konusunda uluslararası alanlarda zor durumda bırakan bir diğer husus da kuşkusuz idam cezasıdır. “ECPM” ve “IHR” İnsan Hakları teşkilatlarının paylaştığı raporlara göre, 2017 yılında İran genelinde 517 kişi farklı gerekçelerle idam edilmiştir. İdam edilenlerin %45’inin uyuşturucu maddeleriyle bağlantılı suçlar işlediği önemli husustur. Uyuşturucunun bu bağlamda zararları bununla da sınırlı kalmıyor, örneğin İran Cumhurbaşkanlığına bağlı Uyuşturucuyla Mücadelede Halkın Katılımını Geliştirme Dairesi Başkanı Seyid Hasan Musevi yaptığı bir açıklamada, ev içi şiddetin %60’tan fazlasının uyuşturucuyla bağlantılı olduğunu ifade etmişti.

Açıklanan rakamlara göre, her madde bağımlısı yılda 375 kere yasaları çiğneyerek suç işlemekte ve güvenlik güçlerinin gözünden uzak kalmaktadır. Bu rakamları ülkede madde bağımlısı sayısıyla çarptığımızda toplumda ciddi bir güvensizliğe yol açtığını görebiliriz.

İçişleri Bakanı Abdurrıza Rahmani Fazli, boşanmaların %50’sinin uyuşturucu madde bağımlılığından kaynaklandığı belirtmiştir. İran’da madde bağımlılığının erkek ve kadın arasındaki dağılımına bakacak olursak, uyuşturucu kullanımında kadınların yüzde onluk dilimde yer aldığını görmekteyiz. Gün geçtikçe uyuşturucu kullanımının kadınlar arasında arttığı gözlemlenmektedir. Durum böyle olunca kadına yönelik şiddet önemli toplumsal sorunların başında geliyor. Şiddete maruz kalan kadınların büyük bir yüzdesinin eşi uyuşturucu kullanıcısıdır. Ayrıca İran’da şiddete maruz kalan kadınların yüzde 78’inin ebeveynlerinin (çoğunlukla babası) madde bağımlısı olduğunu da görebiliriz. Verilere göre, genç kızların uyuşturucu maddelere bağımlılığı hızla artmaktadır. Bununla birlikte kanla bulaşan tehlikeli hastalıklar konusunda, enjektör gibi ortak tıbbi malzemeleri kullanmaları hastaların büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır. Ayrıca bu kullanıcılar şehir merkezinden uzakta, gecekondu mahallesinde, yaşadıkları için devlet kontrolü ve sağlık işlemlerini de zorlaştırmıştır.