Yazarlar

İran, kendi hilalinde, kendi adamlarını koruyamadı

Ürdün kralı Abdullah‘ın ağzından ilk defa “Şii Hilali” sözleri döküldüğünde yıl 2004’ü gösteriyordu.

Soğuk bir kasım sabahı Tahran sokaklarındaki trafiğin gürültüsünü kalaşnikof sesleri susturdu, 2 arabanın sıkıştırdığı bir aracın içerisine şarjörlerin boşalması ile ortalıkta sadece kuş şakımaları ve yardım için bağıran elleri silahlı adamlar kaldı…

İranlı nükleer fizikçi apar topar götürdüğü hastanede öldü. Bu ölüm 2018’de İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, “Bu adamın yüzünü unutmayın.” dediği Fahrizade’den başkası değildi.

İran’ın Kum kentinde dünyaya gelen Fahrizade, 1979 Devrimi’nin ardından kurulan Devrim Muhafızları Ordusu’nda görev aldı. 89 yılına gelindiğinde Fahrizade artık nükleer bomba geliştirmek için kurulan “Amad” projesinin başındaydı. Bu proje İran’ın büyük şeytan olarak nitelendirdiği ABD ve İsrail’e karşı en önemli silahıydı.

İstihbarat örgütlerinin “İran’ın askeri nükleer programının babası” olarak nitelendirdikleri Fahrizade’nin faaliyet alanı, İran’ın bilimsel nükleer programını bu ülke için nükleer bir silaha dönüştürmekti.

Batı’nın bu kadar yakından tanıdığı bir nükleer fizikçi olmak Fahrizade için bir takım zorlukları da beraberinde getirdi. Fahrizade 2007’de BMGK’nın yaptırım listesine Devrim Lideri Hameney ile birlikte adını en üstlere yazdırdı.

İran ile İsrail arasındaki gerilim 2018 yılında had safhaya çıktı ve iki taraf da birbirlerine karşı tehdit dilini sonuna kadar kullanmakta kararlıydı. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun mayıs ayında kamuoyuna açık bir şekilde yaptığı İran nükleer programı hakkındaki sunumunda tüm dünya Fahrizade’yi,  “Bu adamın yüzünü unutmayın.” sözleri ile hafızlara kazıdı.

27 Kasım 2020’de Fahrizade bir takım toplantılar yapmak için çıktığı evine bir daha geri dönemedi.  İranlı yetkililer saldırının İsrail tarafından yapıldığını iddia ettiler ve “şiddetli” bir intikam alacaklarını söylediler.

İran lideri Hamaney yaptığı açıklamada, “Fahrizadelerin başlattıkları yolda asla duraksama olmayacak ve bu terör eylemleri mutlaka yanıtsız bırakılmayacak.” Dedi.

İran Genelkurmay Başkanı yas töreninden önce yaptığı konuşmada, “Kirli Siyonist rejimle bağlantılı olan teröristler şiddetli bir intikamın onları beklediğini bilmelidir.” dedi.

İsrail Başbakanı Netanyahu kısa bir süre önce yaptığı konuşmada, “Size Orta Doğu’da bir hareketlenme olduğunu söylemek istiyorum. Gergin günler bizi bekliyor” dediğinde kimsenin aklına İran’ın “nükleerinin babası” gelmemişti fakat bu sözler Ortadoğu’da önü alınamayan intikam silsilesinin başlamasının kapısının aralanmasına neden olacak gibi duruyor…

 

Şii Hilali’nin karanlık prensi öldürüldü

İran’ın, “Eğer Şam’da bir hat çizip savaşmazsak yakında Tahran sokaklarında saldırı altında kalırız.” dediği Şii Hilali’nin operasyonel gücü Kasım Süleymani “hilalin ucundaki” Irak’ta bir İHA saldırısı sonucu öldürüldü.

Yoksul köylü bir ailede doğan Süleymani,  İran’da Şah’ın devrilmesi sırasında coşkulu bir genç olarak “yararlılık” göstermiş ve Devrim onu ilkokul mezunu bir inşaat işçiliğinden İran’ın en kritik askeri makamına ulaştırmıştı.

Kasım Süleymani, Afganistan’dan Lübnan’a kadar İran’ın bölgedeki politikalarını belirleyen, sahadaki en önemli isimdi. Süleymani, İran lideri Hamaney tarafından “yaşayan şehit” olarak adlandırılıyor ve doğrudan emirleri ondan alıyordu. İran’ın ülke dışındaki askeri-istihbari operasyonlarından sorumlu Kudüs Gücü’nün komutanlığını yürüten Süleymani, Suriye’de çıkan iç savaşta etkin rol oynadı.

Süleymani, 2016 yılında, Esed ve Şii milisler tarafından kuşatılan Suriye’nin Halep kentinde katliam emri vermekle de suçlanıyordu. Suriye’de mezhep çatışmalarının fitilini ateşleyen Süleymani, özellikle Halep’in yerle bir edilmesinde “büyük rol” oynadı.

3 Ocak 2020 saat 01.00 sularında Bağdat Havalimanı çıkışında aralarında üst düzey Şii milis liderlerinin de bulunduğu aracı sadece koruma eskortları değil bir ABD İHA’sı da takip ediyordu.

Komuta merkezinden operasyon emri alan ABD yapımı MQ-9 Reaper model İHA hareket halindeki konvoya füze atışlarını yaptı. Trump’ın “3. Dünya Savaşı çıkmasını göze alarak yaptırdığı” bu atış sonrası Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’in yanı sıra İranlı askeri yetkililer, Tuğgeneral Hüseyin Cafer Penah, Albay Şehrud Muzafferniya, Binbaşı Hadi Tarumi, Yüzbaşı Vehid Zemaniyan ile Haşdi Şabi Halkla İlişkiler ve Protokol Sorumlusu Muhammed Rıza Cabiri, Hasan Abdulhadi, Haşdi Şabi Üyeleri Haydar Alive Muhammed eş Şibani’ni gibi bölgenin ileri gelen Şii yetkilileri Bağdat’a ulaşamadılar.

Saldırının ilk şokunu atlatan Tahran yönetimi yıllar sonra ilk kez Ali Hamaney başkanlığında Milli Güvenlik Konseyi acil bir kriz masası oluşturdu.

Devrim Muhafızları stratejik bir generalini kaybetmenin acısıyla ABD’yi tehdit ederek, “ABD ya askerlerini toplasın ya da tabut siparişi versin.” dedi.

Ordu sözcüsü çıktığı kürsüde adeta ateş püskürerek ABD ile İsrail’in sevincini mateme dönüştüreceklerini söyledi.

Aralık 2020’ye geldiğimizde İran’ın Şii Hilali’nin adeta dağılmaya başlaması ve Süleymani suikastinin “ağır” bir karşılığının alınamamasından, İran’ın bölgesel güç olarak zayıfladığı ve ambargolardan dolayı hareket kabiliyetini kaybetmeye başladığı iddia ediliyor.

Etiket /

Ömer Faruk Madanoğlu

1 yorum

Yorum göndermek için buraya tıklayın

  • güzel bir yazı. bilgilendirici ve hatta daha da çok bilgilenmek isteriz okurken. belki bazı konular tek swferde değil yazı dizisi halinde gitmeli. elinize sağlık.