Yazarlar

DUR VE SEYRET

Neden yavaşlamayı salık veriyoruz? Çünkü yavaşlık, hızın temsil ettiği sorunların bir ilacı. Kibre karşı tevazu, tamahkarlığa karşı kanaat,  zulme karşı merhamet, hıza karşı yavaşlık. Zaman yoksulluğu, stres, düşmanlık, eşitsizlik, çevrenin ve medeniyetin tahrip edilmesi gibi bir dizi sorunu doğuran  hız kültürü, hayatı sığlaştırıyor. İnsanlar hayatlarını iş, ev (televizyon)  ve alışveriş üçgeninde geçirirken; durup düşünmeyi, kendi içine bakabilmeyi, sevdiği bir insanın yüzünü seyretmeyi unutuyor.

 

Bir sofra halkasından mahrumiyet

Anın içine gömülmeyi, teknolojik zırıltıdan kaçıp saklanarak kendimizle baş başa kalmayı, bir ekran karşısında olmaksızın zamanı tecrübe edebilmeyi ve hatta, giderek bir sofra etrafında uzun sohbetler yapmayı unutuyoruz. Yavaşlığa taraf olmak adalete, barışa ve çevreye taraf olmaktır. Ötekiyle bir bağ kurmaya ve merhamete talip olmaktır. Sabırsız, nicelik yanlısı, sığ, kontrolcü ve agresif hızlıya karşı; sakin, nitelik yanlısı, derin, sakin, sezgisel ve özenli olanın tarafını tutmaktır yavaşlık. Gıdanın şükrünü eda etmektir, hayatın her anını kıymetlendirmek, insana güzel bir nazarla bakmayı bilmektir.

 

Zaman kovuklarımız var mı?

Modern hayatın keşmekeşi içinde sevdiklerine ve kendi ruhuna vakit ayırabilen, ânın getirdiği imkânları layıkıyla değerlendirebilen kaç kişi kaldı? Sanal ve gerçeğin birbiri içine girerek melez yaşama biçimleri ürettiği bir dünyada, yavaşlık aslında bir sahicilik arayışıdır. Hayatın özünü oluşturan ve maddi olanla değiştirilemeyecek değerleri, yeniden baş tacı etme arayışı. Bugünün dünyasında yavaşlayabilmek istiyorsak akıllı telefonlarımızı kapatabildiğimiz, ekranları fişten çektiğimiz, yoğunlaştığımız bir uğraşıda saatlerin nasıl geçtiğini fark etmediğimiz zaman kovuklarımız olmalı. Ancak o kovukların içinde ve çılgın kalabalıktan uzakta, ruhumuzun ve kainatın seslerini dinleyebiliriz. Gök bize bağırmaz, rüzgar ve dağ bağırmaz. Onları duymak için biraz sessizleşip kalbe dönmeliyiz. Kalp kendisine usulca söylenen her güzel sözü duyar, çünkü sakin olan güzeldir. Yavaşlık sadece hızın azaltılması değil, aynı zamanda bir telaşsızlık hali. Yetişecek bir yerimiz yok, burada ve anda olanın tanığıyız. O geniş şimdinin içindeyiz. ‘Kimileyin, yağmurun içindeki müziği duymak için, sessiz olmak gerekir’. Sesiz ve yavaş. Çekirgelerin sesini, insanların iniltilerini, şırıldayan bir dereyi duymak için yavaş gitmek gerek.  Yavaş giden hikaye biriktirir, acele eden ecele gider. Sükunet, içinde yaşadığımız dünyanın güzelliğine aşık olmaktır.

 

Neyi kaybettiğini hatırla

Hızlı olanın yavaş olanı yuttuğu bir dünya hikayesiz bir dünyadır. Hikaye toplamak için insanda durmak, zamanda eğleşmek gerek. Yavaşlamak, neyi kaybettiğimizi hatırlamak için lazım. Uzun uzun bir sohbette ısınmak, insanın iç dünyasına nüfuz etmek, hemdert ve hemhal olmak gerek. İnsandan insana giden yolu yürümek, ufuklarımızı kaynaştıran, bizi birbirimize rapteden bir kaderin görünmez sicimlerini fark etmekle mümkün.

Hayatla bağ kur, onunla dönüş, genişle ve onu genişlet.

Ruhunun nefes almasına izin ver.

Sevdiklerinin seni görmesine izin ver.

Her şey bir mucize, sen bakmayı bilirsen.

Mucizeyi kaçırma. Dur ve seyret.

Bu hayattan bir defa geçeceksin.

 

 

 

Kemal Sayar

7 yorum

Yorum göndermek için buraya tıklayın

  • Hızla akıp giden bu hayatta kaçırdıklarımızı bize hatırlattığın için teşekkürler,

  • Ne güzel ifade etmişsiniz hocam, Farkında olmadan nasılda hızlı yaşıyoruz, yaşadığımız nice güzel an’ları kaçırıyoruz belki de bu yüzden. Bu koşuşturmadan arınıp, farkındalık oluşturmak dileğiyle.. Kaleminize sağlık…

  • hocam ne kadar da haklisiniz, keske dediginiz gibi olabilse,ancak gordugum kadariyla hersey devletlerin system hatalarina gore yonlendiriliyor, turkiyede tam olamasada American halkina benzemeye iyice basladi, amerikada insanlar uc iste calisiyorlar,robotlasmislar, vede cogunlugu yemeklerini ayakta yiyiyorlar, sevgi ve saygilarimla

  • Allah razı olsun çok güzel yazıyorsunuz yazılarınız ilaç gibi geliyor çok şükür anlayan birileri var diyebildim 👏🏻👏🏻👏🏻