Yazarlar

Brics ve Türkiye

Her düzenin değişim zamanı vardır. II. Dünya Savaşından sonra kurulan Batı merkezli dünya düzeni son on senedir büyük sarsıntılar geçiriyor. IMF- Vaşington Sözleşmesi olarak adlandırılan, Batılı ülkelerin ekonomilerini kollamaya ve geliştirmeye yönelik olan düzende bozulmalar var. Bu bozukluklar bir kısmı ABD ve Avrupa’nın kendi mali bütçelerinde düzenlemeler yapmamalarından kaynaklanıyor. Yeni gelişen pazarların ortaya çıkması, Amerika’nın Komünizmle mücadeleden sonra Ortadoğu ve Asya’daki savaş harcamaları, Amerika’nın izlediği rejim değiştirme, demokrasi getirme politikaları sonucu milyonlarca insanın ölümü göze alarak Avrupa ülkelerine göç etmeleri ve bu göçün durdurulamamasının Avrupa’yı sosyal, kültürel ve ekonomik olarak çökertmesi Batının çöküşünün önemli nedenleri arasındadır.

Tabiat boşluğu sevmez derler. Ekonomik boşluk, tek başlarına ve ortak hareket etme kabiliyetine sahip olan Çin, Hindistan, Rusya, Güney Afrika ve Brezilya’yı öne çıkarıyor(Brics). Çin ekonomisindeki yavaşlama, üretim gücünün düşmesinden değil Batılı tüketicilerin alım güçlerinin düşmesinden kaynaklanıyor. Bütün Brics ülkelerinde iç tüketim hızla artıyor. Brics dünya ekonomisindeki değişimi yansıtıyor. Aynı zamanda bu ülkeler dünya ekonomik büyümesinin yöneticileridir. Eski dönemin büyük ekonomisinin başında bulunan Trump ise serbest ticaret, açık rekabet politikaları yerine II. Dünya Savaşının çıkmasına neden olan korumacı ekonomik politikaları savunuyor ve ticaret yaptığı ülkelere ekonomik ve siyasi baskılar uyguluyor. İngiltere ile birlikte kurdukları Dünya Ticaret Örgütü kurallarına karşı girişimde bulunan Amerika, kendisinin yarattığı kuralları ulusal güvenliğine bir tehdit olarak görüyor. Amerika için ekonomik tehdit önemli görüldüğünden kendi ekonomik ve stratejik ortağı olan Avrupa’yı dahi tehdit ediyor.

Brics ülkelerinin akıllı tavırları var. Batının kurduğu bütün ekonomik örgütler içinde yer alırken bu örgütlere alternatif örgütler kuruyorlar. Böylece, Batı’nın ekonomik kurumlarını gözetirken kendi yapılanmalarını tamamlıyorlar. Hatta kendi yeni ticaret yolları için çaba gösteriyorlar. Örneğin, eriyen Arktik bölgelerden Batı ticaret yolları dışındaki ticari ulaşım yollarını geliştiriyorlar. İki okyanus arasında geçişler için Panama kanalı yerine Nicaragua’da yeni bir kanal açma çabası içerisindeler. Çin, Asya’dan Avrupa’ya yeni ipek yolları oluşturuyor. Brics’in yeni hedefi Latin Amerika ve Afrika ülkeleridir. Özellikle Çin’den Afrika ülkelerine yoğun bir sermaye akışı var. Çin, Afrika’da “kazan-kazan” modeli bir yatırım politikası izliyor. Yatırım yaptığı ülkelere aynı zamanda teknolojiyi devrettiği görülüyor. Daha önceki dönemlerde sömürgeci ülkeler arasında yer almaması Çin’in en önemli propaganda boyutunu oluşturuyor. Brics’in kurduğu önemli örgütler var. Bunlardan birisi Asya Kalkınma Bankası. Bu banka IMF’in rolünü Asya’da üstleniyor. Bircs, Temmuz ayında Durban’da Brics İstihbarat Topluluğu’nu kurmuş bulunuyor. Bu topluluğun amacı, ortak ulus aşırı tehditleri önleme olarak belirtilmiş.

Cumhurbaşkanımızın katıldığı Brics’in Johannesburg(Güney Afrika) zirvesine katılması önemlidir. Türkiye son dönemlerde Afrika’da açtığı elçiliklerle, ticari anlaşmalar ve alt yapı yatırımları gibi hususlarda önemli girişimlerde bulunuyor. Çok kutuplu dünya düzeninde Türkiye’nin yükselen bir trendi olduğu görülüyor. Türkiye’nin İslam İşbirliği Teşkilatı’nın lideri olarak toplantılara katılması ve ileriki dönemlerde Brics’e üye olma arzusu Brics’in ekonomik coğrafyadaki gelişimini genişletecek olan önemli bir faktördür. G20 içinde yer alan Türkiye’nin katkısının önemli olacağı hesaplanıyor. Türkiye’nin Brics’le olan ticareti 61 milyar dolar civarında. Türkiye, Brics’e 7.3 milyarlık dış satış yaparken ithalatı 53.7 milyar dolar kadar. Türkiye’nin Rusya ile olan ekonomik ilişkileri, özellikle enerji yatırımları konusunda hızla gelişiyor. Kuzey akımı, Nükleer santral yapımları da var. Çin’le de nükleer santral yapımı konusunda görüşmeler var. Çin bankalarının Türkiye’ye gelmesi, Çin yatırımcılarını da Türkiye’ye çekecek gibi gözüküyor. İşin ilginç yanı Amerikan ekonomisi içine kapanış eğilimine girmişken Brics ülkeleri açık dünya ekonomisini temsil ediyorlar. Türkiye ve Brics ülkeleri Batı’nın oynak mali derecelendirme kuruluşlarına karşı yeni derecelendirme kuruluşları kurma çabası içindeler.

Bir NATO üyesi olan Türkiye, Brics ülkeleri gibi yeni ekonomik kurumlar içinde yer almaya başlarken Batı kurumlarındaki varlığını devam ettiriyor. Böylece erişim alanını daha geniş bir çevreye yaymış bulunuyor. Türkiye, ilerde Amerika’nın ticari politikaları siyasi patlamalara neden olursa Şanghay Örgütü ile ilgili durumunu gözden geçirecek gibi gözüküyor. Rusya ile Amerika arasında önemli anlaşmalar olmazsa Türkiye’nin izlediği denge politikaları Türkiye’nin işine yarıyor. Aynı şekilde, Amerika’nın ticari baskılarından bunalan Almanya’nın Rusya ve Türkiye’ye daha yakın bir politika izlemeye başladığı görülüyor. Yeni gelişen uluslararası ortamda kartlarını akıllıca kullanacak olan ülkelerin başarı kazanacağı gözüküyor.