Yazarlar

Bir teknede, ayetler eşliğinde Bangladeş’e

Arakan sınırındayım. Bir grup Rohingya ile Bangladeş’e geçmeye çalışıyoruz. Bindiğimiz tekne iki çocuğa emanet. İçlerinden daha küçük olanı içeri dolan suyu elindeki kovayla boşaltmaya çalışırken diğeri kaptanlık yapıyor. Bizi karşıya geçirebileceklerinden emin değilim. Sanki her an batacakmış gibi ilerliyoruz. Aklıma kötü şeyler getirmemeye çalışıyorum. Dibindeki çatlakları gördükçe teknenin ne kadar eski olduğunu fark ediyorum. Kim bilir kaç katliama tanıklık etmiş, kaç hikayeyi taşımış bir ülkeden diğerine?

Gözlerimi teknenin içinde biriken sudan ayırınca bir kız çocuğuyla göz göze geliyorum. Kucağında daha küçük bir çocukla gözyaşları içinde bir şeyler söylüyor. Önce anlam veremiyorum, bir şarkı, tekerleme olduğunu düşünüyorum. Peki öyleyse neden ağlıyor? Biraz daha yaklaşıp dinlemeye başlıyorum. Bir dua herhalde? Biraz daha yaklaşıyorum. Evet, Rahman suresi bu, “O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?” sorusunun defalarca geçtiği sure.

Yanında annesi veya babası yok, artık bir evi, bir vatanı da yok. Fakat dilinde “O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?” ayeti dönüp duruyor. Bir süre tedirginliğimi unutup onu izliyorum. Gözyaşları arttıkça kucağındaki çocuğu daha da kuvvetli sallıyor, çocuğu salladıkça ayetleri daha baskın okuyor. Onun okuduğu ayetler eşliğinde Bangladeş’e doğru ilerliyoruz. Kim bilir geride neler bıraktı? Yolculuk boyunca bu sorudan kurtulamıyorum. Konuşmak istiyorum fakat dilini bilmiyorum.

Tekneden indiğimizde o diğer mültecilerle birlikte kamplara gidebilmek için yollara düşüyor, bense ertesi gün dönmek üzere Cox’s Bazar şehrine doğru yola koyuluyorum.

 

Ya sonra?

Arakan’da başlayan son katliam 3. ayını geride bıraktı. 600 binden fazla Rohingya’nın toprağını terk etmek zorunda kaldığı olaylardan geriye binlerce acı hikaye kaldı. Bangladeş’e sığınanlar şimdilik hayatlarını kurtarsa da en büyük soru bundan sonra ne olacağı.

Bangladeş kapılarını mültecilere açsa da yeniden Myanmar’a gönderilmeleri için girişimlerini sürdürüyor. Uluslararası arenadaki arayışları devam eden Bangladeş, ülkesinde mülteciler için kalıcı projelerin yapılmasına da izin vermiyor.

Myanmar ise mültecilerin diledikleri zaman geri dönebileceğini ilan etti fakat bu, bazı resmi şartlara bağlanmış durumda. Geri dönen mültecilerden Myanmar’da yaşadıklarına dair resmi evraklar isteyen hükumet, yüz binlerce insanın hiçbir şey almadan evlerini terk etmek zorunda kaldığını biliyor.

Son 40 yılda vatandaşlık hakları kademeli olarak ellerinden alınan Rohingyalar Myanmar’a dönse bile topraklarını ve evlerini geri alamayabilir. Çünkü Myanmar hükumetine göre yalnızca ülkenin vatandaşları toprak sahibi olabilir ve Rohingyalar vatandaş olmadıkları için arazilerinin kendilerine verilmesi söz konusu değil. Bugüne kadar defalarca tekrarlanan katliamların ve Budist saldırıların yeniden yaşanmasından korkan mülteciler, Myanmar’a geri dönme konusunda tereddütlü.

Uluslararası kuruluşların ise konuya herhangi bir çözüm önerisi yok. Cenevre’de yapılan bir toplantıda Bangladeş’e sığınan Rohingyalara 340 milyon dolarlık yardım yapılması kararlaştırıldı. Fakat bu, yaşanan katliamı ve 600 bin kişinin mülteci olarak yaşamasını kabul etmek anlamına geliyor.