Yazarlar

Pakistan’ın kripto gayrı Müslimleri: Kadıyaniler

Pakistan’da 2017 Seçim Kanununda yapılmak istenen değişiklik ülkeyi karıştırdı. Aslında seçim kanununda yapılan değişiklik değil de bu değişiklik içerisine adeta “embed” edilmiş ve Kadıyaniler ya da bir başka adıyla Ahmediler için “çaktırmadan” bürokrasideki nüfuzlarını artırmaya yol açacak “yemin” değişikliği idi ortalığı karıştıran. Kadıyanileri hafife almayınız. İngilizlerin Hint Alt Kıtası hakimiyeti esnasında ortaya çıktılar. Liderleri Mirza […]

Pakistan’da 2017 Seçim Kanununda yapılmak istenen değişiklik ülkeyi karıştırdı. Aslında seçim kanununda yapılan değişiklik değil de bu değişiklik içerisine adeta “embed” edilmiş ve Kadıyaniler ya da bir başka adıyla Ahmediler için “çaktırmadan” bürokrasideki nüfuzlarını artırmaya yol açacak “yemin” değişikliği idi ortalığı karıştıran.

Kadıyanileri hafife almayınız. İngilizlerin Hint Alt Kıtası hakimiyeti esnasında ortaya çıktılar. Liderleri Mirza Gulam Ahmet Kadıyani 19. Yüzyılın son iki çeyreğinde etrafına bir “cemaat” topladıktan sonra Mesih, Mehdi ve hatta Krişnalığını ilan etti. Bununla da kalmadı Peygamberliğin Hazreti Muhammed ile son bulmadığını iddia edip kendisinin haşa ondan daha üstün bir peygamber olduğunu iddia etti. Görünen amaç “cihadı” reddederek Müslümanların İngilizlerin Alt Kıta’daki hakimiyetine karşı Müslümanları pasifleştirmek idi ve geleceğe yönelik bir enstrüman olarak kullanmaktı.

 

Pakistan’da “FETÖ” modeli

1947’de Pakistan kurulduktan bir müddet sonra Kadıyaniler peygamberimizin “son peygamber” olduğunu kabul etmediklerinden dolayı anayasal olarak “İslam dışı” kabul edilip “Gayrı Müslim” statüsüne sokuldular. Ancak onlar “kriptolaşarak” etkin bir şekilde günümüze kadar bürokrasi ve yönetimde yer almaya devam ettiler.

Ayrıca, düşünce ve ideolojilerini tüm dünyaya yaymaya devam ettiler. Bugün Afrika başta hemen tüm dünyada nüfuz alanları ve milyonlarla ifade edilen sayılarını artırmaya devam ediyorlar. Pakistan’ın önemi ise bir nevi merkezleri konumunda bulunması.

Pakistan’da seçim yasasındaki değişikliğe yeniden dönecek olursak, o derece ince hesaplanmıştı ki seçim kanununda yapılacak değişiklik aslında kamu görevlerinde yetersizliğine karar verilmiş ve istifaya zorlanmış Nevaz Şerif’in kamu görevi olmasa da parti başkanı olmasını sağlayacaktı ama değişikliğe “embed” edilen milletvekili adaylarının  Hazreti Muhammed’in son peygamber olduğuna herhangi şek ve şüpheye mahal vermeksizin inandıkları üzerine yapması gereken “yemin” bir “beyana” dönüştürülerek Kadıyanilerin önü biraz daha açılmak istendi. Seçim kanununda yine Kadıyanilerin önünü açan diğer bazı düzenlemeler de yapıldı.

 

Bürokrasiye FETÖ tarzı operasyon

Tüm bu düzenlemelerin önemi şu idi. Seçimlerde Müslüman olmayan azınlıklar için kota uygulaması vardı, dolayısıyla gayrı Müslimler kendi içlerinde kendileri için belirlenen kota için yarışıyorlar, oysa, Pakistan’da “kripto” bir şekilde Müslüman kimliğiyle yarışacak Kadıyaniler parlamentoya ve bürokrasiye daha fazla kişi sokabilecekler.

Daha da önemlisi, bu girişimle Pakistan’da “Hatmi Nübüvvete”  olan duyarlılık hafifleştirilerek bayağılaştırılmaya çalışıldı, ya da en azından Pakistan toplumunun bu yöndeki tepkileri ölçülmek istendi. Neticede başarısız oldular ve adeta top direkten döndü.

Bundan sonraki gelişmeler Kadıyanileri ve onları himaye edenlere daha da yaralayacaktır. Seçim yasasında Kadıyanileri ilgilendiren değişikliği yasanın içine “embed” edenler ortaya çıkacak ve bunun toplum nezdinde siyasi sonuçları da olacaktır. Adalet Bakanı zaten istifa etmeye mecbur oldu ve hükümette bazı yeni yaprak dökümleri yaşanması sürpriz olmayacaktır.

Ordu ile siyaset arasındaki gerginlik göz önüne alındığında seçim yasası değişikliği, Kadiyanileri ilgilendiren bölümün sızdırılması ve sonrasındaki toplumsal hareketlilik ve ordunun arabuluculuğa soyunması dikkatle değerlendirmeye muhtaçtır. Tüm bu gelişmelerin belli bir mihrak tarafından belli bir programla mı gerçekleştirildiği yoksa çok daha ince ayarlanmış bir stratejinin sonucu mu olduğu o zaman daha iyi bir şekilde anlaşılabilir.

Netice olarak Nevaz Şerif’in istifası ile büyük bir yara olan iktidar partisi bu hadise ile ikinci bir yara almıştır. Siyasilerin “Lebbeyke Ya Rasulallah” protestolarının yönetimini yüzüne gözüne bulaştırıp ordunun arabuluculuğuyla krizin sonlandırılması ordunun itibarını artırmış ve anketlerde açık ara önde gözüken iktidar partisini geriletme çabaları önemli kazanım sağlamıştır.

İktidar partisinin yanında sürecin en büyük kaybedeni Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olan, derinlemesine incelendiğinde FETÖ ile şaşırtıcı benzerlikleri bulunan Kadıyanilerdir.