Yazarlar

Ah şu Kuzeyliler!

İstanbul Film Festivali tüm hızıyla devam ediyor. Her gün onlarca film izleyiciyle buluşuyor. Dile kolay, tam 185 film…

İstanbul’da yaşayanlar için bu kadar çok filmin bir festivalde yer alıyor olması çok fazla şey ifade etmiyor maalesef. Çünkü İstanbul’da olmak demek, sene boyunca çeşitli festivaller ve benzeri farklı organizasyonlar eliyle yerli ve yabancı çok fazla filme ulaşmak demek. Hatta vizyon filmleri açısından da -malumunuz üzere- İstanbul izleyicisi Anadolu izleyicisinden bir adım önde.

Bu mevzu sinemanın en temel sorunların biri olan ‘dağıtım meselesi’ne varır. Burayı geçelim şimdilik…

Festivalde mümkün oldukça çok film izlemeye çalışıyoruz. Mesai, günlük telaşe ve benzeri hususlardan ötürü hiçbir zaman istediğimiz oranda başaramıyoruz. Mümkün oldukça fırsatı değerlendirmeye çalışıyoruz.

Bu manzarada izlediğim filmler arasında öne çıkanları sizin için kısaca değerlendirmeye devam ediyorum…

Önceki yazıda özellikle uluslararası yapımlara dikkat çekmiştim. Şimdiyse çoğunluğu yerli yapım olan eserlerden bahsedeceğim.

Ulusal uzun metraj kategorisinin filmlerinin bir kısmı ve özellikle bir belgeselden bahsedeceğim…

*****

KARDEŞLER

Yönetmen: Ömür Atay

TÜRKİYE, ALMANYA, BULGARİSTAN / 2018 102’

– 2018 ADANA — En İyi Erkek Oyuncu (C. Şahin & Y. E. Yazar), Umut Veren Genç Kadın Oyuncu (G. Mutluer)

– 2019 DHAKA — En İyi Erkek Oyuncu (Y. E. Yazar)

– 2019 NÜRNBERG Türkiye Almanya FF — En İyi Film

ÖZET

Aile büyüklerinin kararıyla kız kardeşini tuzağa düşüren Yusuf ve cinayeti işleyen Ramazan, Yusuf’un ıslahevinden şartlı tahliyesiyle 4 yıl sonra tekrar bir araya gelir. 18 yaşından küçük olan Yusuf, ceza indirimi nedeniyle abisi Ramazan yerine polise teslim edilmiştir. Aile işletmesi TIR parkı, ıslahevinden şartlı tahliyesiyle Yusuf’un yeni hapishanesine dönüşür. Bir çocuğu katile dönüştürebilen acımasız kurallar Yusuf’un etrafını sarmıştır. Birbirlerinin kaderini yaşamak zorunda kalan iki kardeşin hayatına giren Yasemin, aile içinde sır olarak saklanan cinayetin istemeden tanığı olur. Kardeşler geçmişleri ve vicdanlarıyla hesaplaşırken, Yasemin de aile için artık tehlikelidir.

Yılın dikkat çeken yapımlarından biri… Özellikle başrollerdeki oyuncular adından söz ettiriyor. Adana (Caner Şahin, Yiğit Ege Yazar) ve Dhaka’dan (Yiğit Ege Yazar) en iyi erkek oyuncu ödülleriyle dönmesi bunun göstergesi. Henüz çok genç bir oyuncu olan Yiğit Ege Yazar’a özellikle dikkat çekmek isterim. Zira kendisi sadece bir oyuncu değil. Genç yaşına rağmen başarılı kısa filmlere imza atmış, ödüller almış biri. Geleceği parlak. Yolunu aydınlatan şey ise karakteri. Yaşının üzerinde bir olgunluk ve ne yaptığının farkında olan bir duruş ile Yiğit Ege Yazar’ın adını daha çok duyacağız. Ömür Atay’ı da tebrik etmek gerek. Klasik bir hikaye gibi dursa da, filmde hiç olmayan, ölmüş olan kız kardeşi filmin ana karakterlerinden biri haline getiren bir senaryo ve işleyiş ortaya koymuş.

GÜVERCİN HIRSIZLARI

Yönetmen: Osman Nail Doğan

TÜRKİYE / 2018 / 82’

– 2018 ADANA — En İyi Kurgu, Umut Veren Genç Erkek Oyuncu (S.N. Yılmaz)

ÖZET

16 yaşındaki Mahmut’un yaşadığı ilçedeki tek gündelik etkinliği, taklacı güvercin beslemek ve arkadaşlarıyla birlikte başkalarının güvercinlerini çalmaktan ibarettir. En büyük hayali ise en iyi güvercinlere sahip olmaktır. Bir gün güvercinlerinden biri kaçar ve geri dönmez. Mahmut, bir çatıya yuva yapan güvercinini bulduğunda o evde yaşayan 8 yaşındaki İsmail’le tanışır. Bu tanışma, o andan itibaren önündeki hayatını etkileyecek en önemli dönüm noktalarından biri olur. Mahmut artık güvercinleri İsmail’in hayali için çalacak ve ona yardım edecektir.

İlk uzun metraj kategorisinde yarışan filmlerden biri Güvercin Hırsızları. Genç yönetmen Osman Nail Doğan’ın ilk göz ağrısı olan film, geçtiğimiz yıl bol olan ‘güvercinli’ filmler arasında da kendini gösterdi. İlk film olarak başarıyla kotarılmış bir ürün olan çalışma, Anadolu’da geçen bir gençlik ve esasında zamansızlık hikayesi. Çoğunluğu yöreden olan ve profesyonel olmayan oyuncuların sahicilik kattığı film, ulusal kategorinin güçlü adaylarından.

İÇERDEKİLER

Yönetmen: Hüseyin Karabey

TÜRKİYE / 2018 / 115’

– 2018 ADANA — Jüri Özel Ödülü, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (G. E. Soysaldı)

– 2019 NÜRNBERG Türkiye-Almanya FF — En İyi Kadın Oyuncu (G. E. Soysaldı)

ÖZET

Komiser yaklaşık 6 aydır sebepsiz yere gözaltında tuttukları öğretmeni, açık görüş yasak olmasına rağmen karısıyla buluşturacağını söyler. Başta buna inanmayan tutuklu, komiserin bu iyiliği neden yaptığını sorgular devamlı. Tutuklu, komiserin odasında karısıyla yalnız kalacağı anı beklerken, içeri gelen konuğu onu bambaşka bir sorunla yüzleşmek zorunda bırakır.

Melih Cevdet Anday’ın bir tiyatro oyunundan sinemaya uyarlanan film, tek mekan ve az oyuncu hususlarının avantaj ve dezavantajlarını yaşıyor. 1965’te kaleme alınan ve uzun süre sahnelerde boy gösteren İçerdekiler, sinemaya uyarlanırken tiyatro etkisinden tam olarak kurtulamamış. Kısıtlı imkanlarla başarılı işler yaptığına şahit olduğumuz yönetmen Karabey, bu defa -nedendir bilinmez- imkanların imkansızlığına tutulmuş. Platoda çekilen film, mevcut ışık imkanlarını gereğinden fazla kullanmış. Aşırı aydınlık bir manzaraya şahidiz. Elbette sahiciliği zedeliyor. Ayrıca Melih Cevdet Anday’ın sağlıksız bir yaklaşımının ürünü olduğunu düşündüğüm bir paradoks hikayesi, beyaz perdede de taşların yerine oturmadığı bir manzara resmetmiş.

SINIR

Yönetmen: Ali Abbasi

İSVEÇ, DANİMARKA / 2018 / 108’

– 2018 CANNES — En İyi Film – Belirli Bir Bakış

– 2018 EFA AVRUPA — Ödülleri En İyi Görsel Efekt

– 2019 GULDBAGGE (İSVEÇ) — En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Makyaj, En iyi Görsel Efekt, En İyi Ses

ÖZET

“Nordik kara film” Sınır, iki parlak ismi bir araya getiriyor: yönetmen koltuğunda Shelley ile tanınan Ali Abbasi, filmin uyarlandığı özgün romandaysa Let The Right One In / Gir Kanıma ile büyük başarı kazanan yazar John Ajvide Lindqvist. Üstelik filmin senaryo yazarlarından biri de Holiday / Tatil ile 2018’de festivale konuk olan yönetmen Isabella Eklöf. Şüphelendiği, kendi kadar tuhaf bir adamı takıntı haline getiren Tina adındaki bir sınır polisinin sonunda kendi varlığını bile sorgulayacağı birtakım sırları öğrenişini anlatan Sınır aşk filmi, doğaüstü ve kara film öğelerini zekice harmanlıyor.

Ah şu Kuzeyliler… Refah seviyeleri sebebiyle olsa gerek, dünyaya başka yerden bakıyorlar. Sinemada bunu genellikle özgün ve çarpıcı üretim şeklinde izliyoruz. Sınır da esasında öyle bir çalışma. Roman uyarlaması olarak hayli başarılı. Ancak romandan başlayan ve filmde de rayından çıkan çok husus var. İnsanın doğayla, doğanın insanla, insanın insanla ve bunların hepsinin Kuzeylilerle olan ilişkisine dair ilginç bir hikaye… Ancak Kuzeyli rahatlığının rahatsız eden unsurlarıyla dolu. Yönetmen Ali Abbasi İranlı olmakla beraber, Kuzey’de aldığı eğitim ve geçirdiği zaman onu da Kuzeylilere benzetmiş. İranı birinin elinden çıktığına kimseyi inandıramayacağınız bir çalışma… Görsel efekt ve bütünlüklü dil açısından başarılı olmasına rağmen, inandırıcılığı ve insancıllığı noktasında kekremsi bir iş. Batılıların ve özellikle Orta ve Kuzey Avrupalıların hoşuna gidecek bir film olsa da, doğa ve eşya ile ilişkisi bizim gibi olan (ve elbette İranlılar gibi olan) toplumlarda pek karşılığı olmayan bir yapım.

MELEKLERİN KORUYUCUSU

Yönetmen: Ensar Altay

TÜRKİYE, ABD / 2018 / 76’

– 2018 HOLLYWOOD BAĞIMSIZ BELGESEL ÖDÜLLERİ — En İyi Yabancı Film

ÖZET

Libya’dan eğitim için 1978’de Amerika’ya gelen Mohamed Bzeek, ölümcül hasta çocuklara koruyucu annelik yapan Dawn’la evlendi. Mohammed ile Dawn, 1989 yılından bu yana ölümcül hasta 80 çocukla koruyucu aile olarak ilgilendiler. Dawn, 2015 yılında hayatını kaybedince birlikte evlat edindikleri Samantha ile Mohamed baş başa kaldı. Anensefali hastalığı yüzünden beyninin büyük bir kısmı oluşmadan doğan Samantha, bu nedenle görme ve işitme engellidir ve sürekli Mohamed’in ilgisi ve bakımına muhtaçtır. Mohamed, yedi yaşına basmaya hazırlanan küçük kızı için büyük bir doğum günü partisi düzenlemek ister, ancak işler planlandığı gibi gitmez; yeni sıkıntılar ortaya çıkar.

Tam da Sınır filmi ile ele alınıp değerlendirilmesi gereken bir film. Belgesel olmasına rağmen yöntemi ve işleyişi ile kurmaca tadı da veren, sahici bir film… Tam da bu toprakların insanının hassasiyeti ve maksadıyla yoğrulmuş bir film. İyiliğin ne olduğunu gösteren ve bunu yaparken sadece gösteren bir çalışma… Didaktik değil, bir belgesele göre az yönlendirici ve uluslararası belgesel ve yeni dönem kurmaca türlerinin güzel bir örneği… Muhammed Bzeek’in iyiliği yaşatan ve büyüten hayatını bize gösteren ve iyiliğin yayılması çabasına çok güzel bir örnek olan Meleklerin Koruyucusu, her coğrafyaya ve içindeki insanı hala yaşatma çabası olan herkese bir hediye gibi geliyor. Ulusal kategorinin güçlü adaylarından olan filme, yönetmeni Ensar Altay’a ve yapımcısı TRT’ye insanlık adına teşekkür ederim.

Etiket /

Abdulhamit Güler

Yorum ekle

Yorum göndermek için buraya tıklayın