Yazarlar

2019’a Doğru Erdoğan’ın “Yüz Yüze İletişim” Stratejisi

2019 yılında yapılacak olan Belediye seçimlerine bir yıl, Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerine bir buçuk yıl var. Üç seçim de hem Türkiye açısından hem de AK Parti açısından hayati derecede önemli. Bunu en iyi bilen isim kuşkusuz Cumhurbaşkanı ve AK Parti genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan.  Bu yüzden Partisinin başına döndüğü Mayıs 2017’den bu yana yoğun bir tempoyla çalışıyor. Bir yandan Türkiye’nin temel meselelerine vakit ayırıyor diğer yandan teşkilatlarını motive ederek AK Parti’yi 2019’a hazırlıyor. Erdoğan’ın her gün farklı bir şehri ziyaret ederek il kongrelerine iştirak ediyor olmasını biraz da bu kapsamda irdelemek gerekir.

Son olarak Mersin, Antalya, Bolu ve Sakarya il kongrelerine katılan Erdoğan’ın konuşmasında verdiği mesajlar Türkiye’nin Afrin operasyonu, terörle mücadelesi, dış politikadaki dengeler bağlamında olduğu kadar aynı zamanda AK Parti’nin 2019 yol haritası hakkındaydı. Erdoğan’ın konuşması analiz edildiğinde temel meseleler dışında AK Parti’nin seçimlere nasıl hazırlanması gerektiği konusuna önemli bir yer ayırdığı ve bazı konuların altını birkaç kez çizdiği görülüyor.

 

Gençlik Vurgusu Dikkat Çekiyor

Mesela Sakarya il kongresinde iki konuyu üç dört kez vurguladı Erdoğan. Birincisinde salonu dolduranlardan özellikle Üniversite gençliği ile ilgilenmelerini ve AK Parti döneminde yapılanları onlara anlatmalarını istedi.

Erdoğan’ın konuşmasında yer alan “Üniversitelerdeki bütün arkadaşlarımıza, özellikle onlara bu meseleleri anlatmaya var mıyız; gençler bir de sizi göreyim” ifadeleri odak bir konu olarak ele alınması açısından önemlidir. AK Parti’nin hem genç seçmenden hem de ilk kez oy kullanacak olan gençlerden beklediği oranda oy alabilmesinin yolu da buradan geçiyor. Böylece Erdoğan, bu konuyu birkaç kez tekrarlayarak hem gençlerin hem de daha mikro olarak üniversite gençlerinin AK Parti açısından ne kadar önemli olduğunu teşkilatına hatırlatarak mevcut tablonun daha da yukarı taşınmasına yönelik bir hedef koyuyor.

 

Dolaylı Değil Doğrudan İletişim

İkinci kritik konu ise yüz yüze iletişimdir. Siyasal iletişim kampanyalarının değişmeyen bir yöntemi olarak yüz yüze iletişim siyasi parti yetkililerinin veya üyelerinin sadece seçim arifesinde değil seçimden önceki süreçlerde de toplumun bütün fertleriyle doğrudan bir araya gelmesine vurgu yapar. Bu davranış biçiminin AK Parti ile toplum arasında oluşturacağı sinerjiyi çok iyi bilen Erdoğan Sakarya’daki konuşmasının dört ayrı yerinde bu konuya temas ediyor. Erdoğan’ın özenle seçerek kullandığı cümlelerde yer alan Şüphesiz çaba, gayret, çalışma bizden, netice Allah’tandır. Biz seferle sorumluyuz, zafer Allah’tan. Olaya böyle bakacağız ve yolda öyle yürüyeceğiz. Bizim görevimiz ulaşılmadık tek bir seçmen, kapısı çalınmadık tek bir hane bırakmadan koşmak, koşturmaktır. Bizim görevimiz Türkiye’ye dair hayallerimizi ve hedeflerimizi Sakarya’daki tüm kardeşlerimizle paylaşarak onların gönlünü kazanmaktır” ifadeleri aslında tecrübeyle ispatlanmış olan seçim kazanma becerisinin vazgeçilmez mihenk taşına işaret ediyor.

Erdoğan’ın Refah Partisi adayı olarak 1989’da katıldığı Beyoğlu Belediye Başkanlığı seçiminden bu yana sürdürdüğü seçim stratejisinin bir devamı niteliğindeki bu yaklaşım biçiminde “insanın yüreğine dokunmak” temel ilke olarak yer alıyor. İnsanın yüreğine giden yoldaki formül ise “çalınmadık kapı, girilmedik sokak, sıkılmamış el ve bakılmamış göz bırakmamak” gibi her biri samimiyetin göstergesi olan dört temel hassasiyetten oluşuyor.

1989 yılından bu yana Erdoğan tarzı siyasetin değişmeyen bir öğesi olan toplumla aracısız yüz yüze iletişim kurmak anlayışı onu her daim rakiplerinden bir adım önde tutmuştu.
Erdoğan’ın siyasi lügatinde yer edinen “ezilenlerin sesi olmak, kimsesizlerin kimsesi olmak ve toplumun kahır ekseriyetinin temsilcisi olmak” sıfatlarının arkasında böylesine güçlü bir birikimin olduğu görülüyor.

 

Erdoğan Tarzı Siyasetin Özü

Erdoğan’ın kongre konuşmalarında sık sık altını çizdiği “toplumla yüz yüze iletişim” yöntemi Türk siyasal hayatında hala en iyi şekilde yine Erdoğan tarafından uygulanıyor. Erdoğan’ın çat kapı ev ziyaretleri yaparak vatandaşın sorunlarını doğrudan yerinde görmeyi tercih etmesi ve bazen evlerin balkonlarından yapılan davetleri geri çevirmeyerek çay içmeye çıkması, Erdoğan’la halk arasındaki sıcak ve samimi ilişkiyi hem diri tutuyor ve sürekliliğini sağlıyor hem de Erdoğan’la toplum arasında icat edilmeye çalışılan bariyerleri yok ediyor. Erdoğan’ın taksici-tamirci-lastikçi gibi çeşitli sektörlerden esnafı ziyaret ederek onlarla muhabbet etmesi Erdoğan tarzı siyasetin özündeki kurucu dinamiklerin ve değerlerin istikrarlı ve istikamet içerisinde yaşadığını gösteriyor. AK Parti il kongrelerindeki konuşmalarında Erdoğan’ın partisinden yapılmasını istediği şeyler aslında basit gibi görünen fakat toplumun geleneğinde mümtaz yeri olan mahalle ve komşuluk kültürünün köklü uygulamalarıdır.

Siyasal iletişim kampanyalarında yer alan yüz yüze iletişimi diğer bütün uygulamalardan ayıran en temel faktör aradan bütün aracıları çıkartmasıdır. Yani özelde televizyon, radyo, internet ve gazete gibi kitle iletişim araçlarını aradan çıkartır fakat aynı zamanda kanaat önderi, başkan, müdür vb. gibi çeşitli sıfatlarla toplumla siyasetçi arasına giren bütün faktörler böylece etkisizleştirilmiş olur.

Kuşkusuz kitle iletişim araçları siyasi partilerin mesajlarını topluma ulaştırabilmesinde güçlü bir yere ve etki derecesine sahip olabilir fakat mesajın yerini bularak kalplerde yer edinebilmesinde daha önemli olan faktör yüz yüze iletişimdir. 1994 seçimlerinde Refah Partisi’nin ve 2002 seçimlerinde AK Parti’nin elde ettiği seçim başarısının arkasında medya desteği değil siyasi kadroların en tepedeki isimden en alt kademedeki isme kadar mahallelelre giderek yüz yüze iletişim çabasında olmasıyla ilgilidir. Muhtemelen bu yüzden Erdoğan konuşmasında teşkilatta yer alan yapıları ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları şeklinde ismen zikrederek onlardan yüz yüze iletişim kurulması ilkesini hayata geçirmelerini istiyor.

 

Efsaneler Tabanda Kurulur

Bununla birlikte yakın siyasi tarihimiz salt medya ve iş dünyasının desteği ile seçim kazanacağını düşünen siyasi partiler ve aktörlerle doludur. Hem 90’lardaki Mehmet Ali Bayar oluşumu hem de 2000’lerin başındaki Cem-Derviş-Özkan oluşumu bu açıdan arkasında ibret verici hikayeler bırakmıştır. Toplum salt medya desteği ile karşısına geleni elinde çekirdek çitleyerek seyretmekte fakat oy verme aşamasında genellikle kendisiyle daha doğrudan iletişim kuranları tercih etmektedir. Siyasi söylemin oy verme davranışına dönüşebilmesi için tabandan tavana doğru şekillenen bir ruha sahip olması gerekir. Efsanenin sokakta kurulmuş olması medya desteği olsa da olmasa da vatandaşın siyasi partiye yaklaşımını etkilemektedir. Bu yüzden tepelerde kurgulanan mühendislik ürünü tasarımlar toplum tarafından benimsenmemiştir. Buna karşın efsanesi bazen acı bazen sevinç içinde toplumsal tabanla iç içe oluşan partiler yıllar boyunca el üstünde taşınmıştır. AK Parti’nin 17 yılda 12 seçimden başarıyla çıkmasının ve 16 yıldır tek başına Türkiye’yi yönetiyor olmasının arkasında siyasal iletişimin özündeki bu hakikati iyi kavramış olması yatmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan 2019 seçimleri öncesindeki her konuşmasında siyasal iletişim yönetiminin en güçlü ve en etkin yöntemini partisine anlatarak mevcut tabloyu daha da yukarıya taşımak istiyor.