Yazarlar

15 Soruda İstanbul Seçimleri

1- Binali Yıldırım İstanbul için doğru aday mıydı?

Ankara ve İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanlarının istifa et(tiril)mesinin en önemli nedeni, bu iki şehirde başkanlara yönelik güvenin kaybolmasıydı. Ankara ve İstanbul’da seçimlerin kolay olmayacağı aylar öncesinden konuşuluyordu. Oluşan tahribatın ancak çok popüler isimlerle telafi edilebileceği de bir çözüm olarak dile getiriliyordu. İstanbul için Sayın Binali Yıldırım’ın adı geçiyordu ve en uygun aday olarak düşünülüyordu. Ankara’da uygun bir aday konulamadı; İstanbul’da ise en uygun aday Sayın Binali Yıldırım’dı ve belki de, 31 Mart’ta, 23 Haziran’da çıkacak bir sonucu engelleyen de Sayın Binali Yıldırım oldu.

2- 31 Mart Seçimleri yenilenmeli miydi?

Kesinlikle hayır. Fark azdı, seçime ilişkin şaibeler de vardı. Elbette itirazlar yapılacak, yeniden sayımlar olacaktı. Geçerli, tatmin edici gerekçelerle seçimin yenilenmesi kararını da seçmen olumlu karşılayabilirdi. Ancak geçerli gerekçe sunulamadı.

3- 23 Haziran’da seçmen Ne Dedi?

Seçmen, iktidara, “Sana her imkanı verdim. Oy istedin verdim. 15 Temmuz’da sokağa çıktım can verdim. Sistemi değiştirmek istedin onay verdim. Şimdi bana ‘sandıkları koruyamadım’ mazeretiyle geliyorsun. En güçlüsün, en büyüksün, en yetkilisin ama ‘çaldılar’ diye şikayet ediyorsun. Bu gerekçelerini makul ve haklı bulmuyorum. Sana ağır ve son bir uyarı yapıyorum” dedi.

4- İstanbul’da CHP mi kazandı?

İstanbul’da ne CHP ne de CHP Adayı kazandı. İstanbul’da AK Parti kaybetti.

5- AK Parti neden oy kaybetti?

Hem Türkiye genelinde hem de İstanbul’da AK Parti’ye verilen uyarının birinci nedeni ekonomi. Seçmen ekonomideki olumsuz gidişe tepki gösterdi. Olumsuz gidişten daha çok, ekonomi yönetiminin piyasalara güven vermiyor olması, yani kötü gidişi durduracak tatmin edici adımlar atılmaması seçmeni uyarı vermeye sevk etti. FETÖ ile mücadelede adaletsizlik algısı, ehliyet ve liyakatten uzak atamalar, mevcut medya yapılanması, yeni sistemdeki arızalar, TBMM’nin gücünün zayıflaması gibi nedenler de AK Parti’nin oy kaybetmesinde etkili oldu.

6- AK Parti doğru kampanya yürüttü mü?

AK Parti kampanyası muhalefet bloğunun “tehlikeli” bir ittifak yaptığı ve “beka” söylemi üzerine kuruldu. Seçmen bunu ikna edici bulmadı. AK Parti sürekli rakibi konuştu, rakibinin gündeminin peşine takıldı. Özellikle 23 Haziran öncesi son haftalarda yaşanan “VIP Krizi” ve buna ilişkin açıklamalar da seçmeni tedirgin etti.

7- AK Parti teşkilatları çalıştı mı?

Türkiye genelinde AK Parti teşkilatları yoğun gayret sarfettiler. İstanbul’da ise teşkilat içindeki sorunlar hem sahaya, hem sandığa yansıdı.

8- Öcalan mektubu Kürtler üzerinde etkili oldu mu?

Abdullah Öcalan 1999’da yakalandığında ilk sözlerinden biri “devletimin emrindeyim” olmuştu. 1999’da İmralı’dan PKK’ya “silahları bırakın” çağrısı yapmıştı. Sonraki yıllarda da Öcalan zaman zaman devreye girdi. Öcalan’ın Kürt seçmeni tarafsız kalmaya çağıran son mektubu, “devlete hizmet”ten çok “siyasete hizmet” olarak algılandı ve Kürt seçmen üzerinde etkisi olmadı; Türk seçmeni ise rahatsız etti.

9- PKK ve HDP Öcalan ile İpleri Kopardı mı?

PKK ve HDP geçmişte de Öcalan’ın İmralı’dan yaptığı müdahaleleri başarıyla savuşturmuşlardı. Öcalan’ın “baskı altında olduğu” gerekçesiyle çağrıları dikkate alınmamıştı. Son mektubun etkisiz kalması da gösteriyor ki, Öcalan PKK ve HDP için artık sembol olmaktan başka anlam taşımıyor.

10- AK Parti seçmenin mesajını alacak mı?

Artık başka çaresi yok. Seçmen 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra AK Parti’ye defalarca uyarı yaptı ve İstanbul sonuçları gösteriyor ki bu uyarılar artık limitlerine ulaştı. AK Parti’nin mesajı almak, iyi okumak, iyi analiz etmek ve gereklerini yapmak dışında seçeneği kalmadı.

11- AK Parti toparlanabilir mi?

Kesinlikle evet. AK Parti şu an Türkiye’nin en büyük partisi ve Türkiye’nin sorunlarına çözüm üretecek birikim ve kapasiteye sahip yegane parti. AK Parti geçmişte de krizler yaşadı ve bunları aşmayı başardı. AK Parti bugün de toparlanabilir, daha uzun yıllar Türkiye’ye hizmet edebilir. AK Parti’nin toparlanabilmesi için acil önlemleri devreye sokması gerekir. Ekonomi yönetiminin değişmesi ve ekonomide güven verici; kararlı adımların atılması;

FETÖ ile mücadelenin tavizsiz, kesintisiz ama adaletle sürdürülmesi

mevcut medya düzeninin değiştirilmesi

yeni sistemin arızalarının giderilmesi

TBMM’nin tekrar güçlendirilmesi,

ehliyet ve liyakate dikkat edilmesi,

toplumla gönül bağının yeniden kurulması,

partinin yenilenmesi, gençleştirilmesi ve istişare kültürünün güçlendirilmesi acil atılması gereken adımlardır.

12- AK Parti toparlanmazsa ne olur?

AK Parti, kapsayıcı, kucaklayıcı siyasetiyle kendisine rakip olacak, alternatif olacak siyasi oluşumlara bugüne kadar fırsat tanımadı.  AK Parti toparlanamaz ve oy kaybetmeye devam ederse alternatif oluşumlara fırsat tanımış olacaktır. Bu oluşumların, mevcut siyasi ortamda yüzde 2-3 oy alabilmesi bile AK Parti için ciddi risktir. Ayrıca AK Parti’nin kan kaybetmesi bugünün Türkiye’sinde arkasında siyasi ve sosyolojik enkaz bırakır. Terörle mücadelenin kesintiye uğraması, FETÖ ile mücadelenin yarım kalması, özgürlükler başta olmak üzere kazanımların geriye gitmesi, bağımsız dış politikanın sona ermesi gibi süreçler Türkiye’yi bir çalkantının içine çeker. Yani AK Parti sadece kendisi için değil, Türkiye’nin geleceği için de toparlanmak zorundadır.

13- CHP seçmen için umut mu oluyor?

Hayır. CHP tek başına Türkiye genelinde ve İstanbul’da olağanüstü bir oy artışı kaydetmedi. AK Parti’nin karşısında, içinde CHP’nin de olduğu sadece “yıkmaya” ayarlı bir ittifak var. Bu ittifak “yıkma” vazifesini yapabilir ama yakın vadede hem ittifakı sürdüremez hem de Türkiye için umut olamaz. Türkiye’de güçlü bir “sağ” veya “sağ ittifak” olduğu müddetçe CHP’nin iktidara gelebilmesi, umut olabilmesi mümkün değil.

14- CHP değişir mi?

Ekrem İmamoğlu İstanbul’da Milliyetçi/Muhafazakar seçmeni rahatsız etmeyerek, hatta onlardan biri gibi görünerek başarı sağladı. Bu imajın CHP’nin genel politikasına dönüşmesi şimdilik mümkün görünmüyor. CHP’nin iç dinamikleri de böyle bir değişime müsaade etmeyecektir. CHP bu yönde değişse bile, o zaman zaten CHP olmaktan çıkacaktır.

15- Türkiye’de seçmen profili değişiyor mu? Sol güçleniyor mu?

Bugünün eğitimli genç nesilleri yakın zamanda Türkiye’de “belirleyici” seçmen olacak; bu da siyasetin geleneksel tarzını ve dilini değiştirecek. Bu dönüşüm iddia edildiği gibi CHP veya solun lehine olmayacak. Milli ve manevi değerlere saygı, özgürlüklerin genişletilmesi, Türkiye’nin bölgesinde saygın, güçlü bir ülke olması, tarihi misyonuna sahip çıkması ve bağımsız dış politika Türkiye’nin siyaset tarzını şekillendirmeyi sürdürecek.

 

Etiket /