Cuma Mektupları Röportaj

Trump’ı Köye Çoban Yapmam

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, Mücerret’e konuştu:

Son zamanlarda sıkça duyar olduk ama “çok kritik süreçlerden geçiyoruz” demenin tam zamanı belki. Türkiye özelinde ve İslam dünyası genelinde aşamadığımız nedir? Neden İslam coğrafyasında kan dökülüyor ve üstesinden gelemiyoruz? ABD ile yaşadığımız kriz ne ifade ediyor?

İslam tarihi profesörü ve bu toprağın kadim kültürünün yoğurduğu önemli isimlerden biri olan İhsan Süreyya Sırma ile koyu bir muhabbete giriştik. Çocukluğunun tatlı hatırası olan kuzulardan, ‘Köye çoban yapmam’ dediği Trump’a kadar çok boyutlu bir sohbeti istifadenize sunuyoruz.

Röportaj: Abdulhamit Güler
Fotoğraf: Taha Erham Keleş

KUZULARIMLA ARKADAŞ GİBİYDİM

Doğduğunuz yöre ve çocukluğunuza dair hatırınızda kalan en özel şey nedir?

En çok sevdiğim ve özlemini duyduğum şey kış gecelerimizdir. Televizyon yok. Radyo bile yoktu. Bazı evlerde yaşlı adamlar güzel masallar anlatırdı. Ben de o masalları dinlemeye bayılırdım. Akranlarım başka şeyler seviyordu. Normalde kış gecelerinde… Yazın da bahçemiz vardı. O bahçeyle zevkle ilgileniyordum. Babam her baharda bana 1 ya da 2 kuzu alırdı. Ben o kuzularla arkadaş gibiydim. Bahçemizde onları özel beslerdim. Bazı günler dereye götürür banyolarını yapardım. Öyle güzel olurdu ki, bembeyaz. Onlarla yaşamayı çok seviyordum. Bir de kekliklerim olurdu. Dağdan getirip satarlardı. Ben de o civcivleri alırdım. Çabuk hasta olurlardı. Su kabağı yöntemimiz vardı. Delik açar içine koyardık keklikleri. Tarlalardan çekirge yakalar ona getirirdim.

ABD, ARICILIĞI DA BOZDU

Pervari’nin bir özelliği var… Gerçi bütün dünyayı bozanlar Pervari’yi de bozdular. Pervari’nin dünyaca meşhur balı var. Orada bir bitki tespit edilmiş, sadece orada var. Sultan Abdulhamit’e Pervari’den bal gidermiş. Bal güzel bir şeydir. Allah baldan bahsediyor Kuran-ı Kerim’de. Rahmetli dedem de arı beslerdi. Rahmetli dedem anlatırdı. Bal kesme tarihi vardı. Kovanlar açılırdı. Dedem derdi ki, “Bir gün arı beslersen bu kovanın iki kısmını alacaksın, bir kısmını da arılara bırakacaksın”. Şimdi ne oldu. Bu mikrop Amerikalılar var ya, dünyanın baş belası… Balı da mahvettiler. Kek diye bir şey var. Arılara bunu yediriyorlar. Arıcılar maalesef bal değil o keki veriyorlar. O baldan hayır gelmez.

OKUMAK İÇİN HER YOLU DENERDİM

Kitaplarla aranızın çok iyi olduğunu biliyorum. Okuma serüveniniz nasıl başladı ve devam etti?

İlyas Abi diye biri vardı. Başka yerlerden roman getirip okurdu. Ben de okumak isterdim. Verirdi. O şekilde okumaya başladım. Hala unutamıyorum. Kelile Dimne’yi okumuştum. Türkiye’de ilk yazılan romanları okudum. Tabi Pervari’de ortaokul yoktu. Ben de okumak istiyordum. Uzun bir macera ile Siirt’e gittim, okudum. Tabi zorluklarla karşılaştım. Ben ilkokulda Türkçe’yi öğrendim. İlkokula gittikten sonra Siirt’e gidince 2 yabancı dille karşılaştım. Herkes Arapça konuşurdu Siirt’te. Okulda da İngilizce… Türkçe’yi de yeni öğrenmişim. 3 dille eğitim gördüm yani.

LİSEDE FUZULİ EZBERLERDİM

En sevdiğiniz ya da sizde en çok etki bırakan eserler hangileri?

Edebiyatı çok seviyordum. Lise çağlarında Fuzuli ezberliyordum. Batı klasiklerini okuyordum. Bir gün Victor Hugo’nun Sefiller’ini gördüm, 5 cilt. Ama param yoktu, alamadım. Kütüphanede de yoktu. O zaman vakıflar yurduna geçmiştim. Bir gün müdüre gittim. “Hocam yurtta kütüphane yok, olmalı” dedim. “Haklısın” dedi. Gittik kitap almaya. “Sefiller’i alalım” dedim. “Oğlum 5 cilt, kimse okumaz onu” dedi. Israr ettim. Öyle aldırdım. Tam sene sonu sınavlarıma denk geldi. Hem sınavlara girdim, hem de o 5 cildi okudum. Victor Hugo büyük bir romancı… Sefiller’i okumuş bir adam Fransa’ya gitse yabancılık çekmez…

HARF DEVRİMİ BÜYÜK FELAKET GETİRDİ

Eğitim hayatınızda nasıl bir okuma istikameti izlediniz? İlahiyat fakültesi için Siirt’ten çıktıktan sonra hayatınızda neler değişti?

Üniversiteye ilahiyata gittiğimde içim acıdı. Şunu esefle söylüyorum ki Cumhuriyet kurulurken bir kıyım yapıldı. Harf kanunu ile… Dünyanın hiçbir yerinde bir millet tarihinden böylesine koparılmadı. Yeni yazıya uzun süre alışılamadı. Atatürk bile yanlış yazıyordu. İnsanları siz düşünün. Eser de yok. O zamanlar Türkiye’de okunacak kitap da yok. Harf Devrimi büyük bir felaket getirdi tarihimize, kültürümüze… Bu kütüphanelerimizden kitap taşıyordu. Ama maalesef Arapça yasaklanınca sattılar, kâğıt fabrikalarına, vs…

PKK BİR PROJEDİR, CEHALETİN SONUCUDUR

Milleti cahil bıraktılar. Cahil kalınca ne yapar? Sonuçları bugün görüyoruz. Doğu’daki Kürtleri cahil bırakmasalardı, PKK belasıyla karşı karşıya kalmazdık. Bu bir proje idi. Laikleştirme projesinde Doğu’daki Kürtler Müslüman kaldı. Ama proje devam ediyor. Terör ile devam ediyorlar. Ben kahroluyorum ya… Çıkmış orada bir kovboy meydan okuyor. Haçlı seferi ilan ediyor. Ama Müslümanlar bölük pörçük…

İSLAM DÜNYASINDA HURAFELER VAR

Peki, Müslümanlar neden bu durumda?

Dünyada 2 milyar Müslüman var ama İslam coğrafyası kan akıyor. Herkes birbirini öldürüyor. Bunun iki gerekçesi olabilir. Ya İslam dini yanlış, ya da Müslümanlarda sorun var. İslam’da sorun olmadığına göre… Bir sürü hurafe görüyorum İslam dünyasında.

Dünyanın efendisiydik. 3. Halife Osman zamanında İspanya’ya girdiler. Peki, sonra ne oldu? Muaviye ile beraber saltanat gelince eski döneme döndüler.

LAİKLİK DİYE BİR UCUBE GETİRDİLER

Ya Cumhuriyet’ten sonra?

Cumhuriyet ile beraber laiklik diye bir ucube getirdik memlekete. Laikler bana kızıyor ama gerçekten laikseniz bunu uygulayın. Laiklikte inanan inanmayana, inanmayan da inanana karışmaz. Türkiye’de ise bambaşka bir şey yapıldı. Din devlete, devlet de dine karışamaz dendi. Evet, din devlete karışmadı, karışamadı. Ama devlet dine karıştı. Nasıl yaptı? Memleketteki herkesi laik gibi yaşatmaya çalıştılar. Böyle laiklik olur mu?

Bu laiklik yüzünden siyasi cinayetler işlendi. Arapça yasaklandı. Kur’an okuma-yazma yasaklandı. Niye yasaklıyorsunuz?

ESKİDEN MÜSLÜMANLAR AÇIK ZİNDANDAYDI

Devlet de laik değil. Laikliğin temelinde ne var? Din devlete karışmaz, devlet de dine… Bugün Müslümanlar olarak biz nereye bağlıyız, Diyanet’e. Diyanet nereye bağlı, hükümete… Ve Diyanet İşleri Başkanını dini bilenler seçmiyor, hükümet seçiyor. Tabi demek istemiyorum ki kötü insanlar bunlar. Ama yöntem sorun… Fransa da zamanında çok papaz yaktı. Sonra akıllandılar. Şimdi karışmıyorlar… Ben Müslümanca yaşayayım. Sen ne karışıyorsun ya! Çocukluk dönemimde Müslümanlar açık zindandaydı.

TRUMP’I KÖYE ÇOBAN YAPMAM

ABD ile kriz yaşıyoruz son dönemde. Nasıl yorumluyorsunuz?

Bir ayet-i kerime var: “Ola ki bir şey hoşunuza gitmez, sizin için onda hayır vardır.” 15 Temmuz’da FETÖ’nün yaptığı insanımızı uyandırdı. Asker vasıtasıyla ne kadar büyük bir ihanet yapılacağını bu millet gördü. Ve elhamdülillah asker artık kendi görevine döndü. AK Parti bunu yaptı. Asker artık sivile karışmayacak. Ama ne yapalım ki geç kaldık. Öyle bir hale geldi ki memleket, Amerikalı bir kovboy çıkıp Osmanlı çocuğuna hava atıyor. Emin olun Trump’ı köye çoban yapmam.

Amerika’yı 2 kişi yönetiyordu. Biri benim meslektaşım, Bernard Lewis. Diğeri de benimle aynı hocadan ders alan Henry Kissenger. Siyonizm adına Amerika’yı bu ikisi yönetiyordu. Lewis öldü.

RUHSUZ BİR GENÇLİK VAR

Gençler umut vermiyor mu?

O sıkıntılı günleri bilmeyen şimdiki gençler zannediyor ki dünya hep böyle güzeldi. Gerçi okumuyorlar ki… Kolay gelmedi, bu ülke bize bedava verilmedi. Ruhsuz bir gençliğimiz var. Okumuyorlar. Ondan sonra akılsız telefonlarda ömür tüketiyorlar. Peki, nasıl kurtulacağız; okumalıyız. Bu cehaletten kurtulmalıyız. Tarihini bilmeyenleri sömürürler.

Son mesajınız ne olur?

Kitaplarımı evde tutmuyorum artık. Siirt İlahiyat Fakültesi’ne bağışladım. Buradan çağrıda bulunmuş olayım. Buraya kitap bağışlayın. Sadaka-i cariye olmuş olur.