Röportaj

Bülent Ata Soruyor, Derda Yasir Yenal Cevaplıyor

Bülent Ata


Bu işe nasıl bulaştınız?

Bu işe bulaşmak 🙂 Sahne tozu diye tabir edilen bağımlılığın işareti bir tamlama aslında. Benimkisi de o sahne tozunu yutmayla başladı diyebilirim. İlkokulda annemin uzun deriden, içi koyun yünü bir mantosu vardı, sene sonu müsameresinde o mantoyu tersinden giyerek kuzu rolü oynamıştım, aslında böyle başladı hikayem. Sonra hiç içinden çıkamadığım bir tutku oldu oyunculuk. Art arda tiyatro oyunlarında oynamaya başladım. Lise çağlarında efsane tiyatro deve kuşu kabarenin aşk olsun ve yasaklar oyunlarında Metin Akpınar’ın oynadığı karakterleri oynamıştım. Sonra iyice anladım ki benim işim bu, ayrılamam asla:) Üniversiteden sonra da İstanbul Medya Akademisinin açtığı bir programı kazanarak, burslu bir şekilde New York Film Akademisine Acting for film eğitimine gittim. Geldiğimde profesyonel olarak iş hayatına başladım diyebilirim.

 

Günlük rutininiz nedir?

Benim için sanırım cevaplaması en zor sorulardan birisidir bu. Bir rutinim yok. İlla ki söyleyeyim diye düşünsem, hemen hemen her gün sabah kalktığımızda ailecek kahvaltımızı yaparız, sonra netflix ten takip ettiğim dizilerden bir ya da iki bölüm izler ve dışarıya çıkarım. Tabi dizi ve sinema da işim varsa ya da sunduğum bir program, bu rutin sete gitmek olarak değişiyor.

Sizi neler besler, neler coşkulandırır?

Bir kızım var, 14 aylık, bu soruya cevabım son 14 ay için haliyle farklı, çocuğumu öpmek koklamak onunla vakit geçirmek beni en çok besleyen şey şuan . Yeni bir projeye başlayacağım zaman da en coşkulu anlarım olabilir. Aslında tam bir iş koliğim, her gün saatlerce bir şeyler araştırıp okuyup kendi kendime coşkulanabiliyor ve o coşkuyla hayaller kurup daha da coşuyorum 🙂

 

Keşke ben hayata geçirseydim dediğiniz yapım var mı? Varsa nedir ve neden?

Kesinlikle var , rahmetli Kemal Sunal’ın Yüz Numaralı Adam filminde ki karakter, Cem Yılmaz ın Her Şey Çok Güzel Olacak filminde ki Altan, Sherlock dizisinde ki Sherlock ve Hannibal dizisinde Hannibal. Aslında çok var ama hepsini yazmıyım 🙂

Neden; Yüz Numaralı Adam da ki masumiyete ve Her şey Çok Güzel Olacak Altan da ki doğallığa hayranım.

Son bir yapım hakkınız olsa onu hangi projeyle taçlandırmak istersiniz?

Hz. Yusuf’u oynamayı çok isterdim. Olabilecek bütün hikayelerin var olduğu muazzam bir hayat. Aşkın beşer hali de var ilahi hali de. Nefisle mücadele de var, evlat sevgisi de… Her şey…

 

Hikaye anlatıcılığının geleceğini nerede görüyorsunuz? Hangi ekran sizi daha çok heyecanlandırıyor?

Beni en çok sinema heyecanlandırıyor. Bir oyuncu için bence bütününü bildiği bir hikayede karakteri her yönüyle ortaya çıkartmak daha doğru oluyor. Dizilerde hikayenin gidişatı bir çok etmene göre değişiyor. Reyting, diğer oyuncular, seyircinin isteği vs. Ama sinema da tamamiyle karakteri kafanızda oturtabiliyor, her detayını düşünebiliyorsunuz. Sanırım bu arzumun dönüştüğü enerjiden olsa gerek, bu yıl art arda 3 tane sinema filminde oynadım. Yakın gelecekte 3ü de vizyonda olacak. Hatta şuan bu soruları size setten cevaplıyorum 🙂

Hikayeler, insan hayatından ve duygularından ortaya çıktığı için, toplumsal değişiklikler ile hikayelerde değişiyor. Fakat son yıllarda her şey çok hızlı değiştiği için hikaye üretmekte zorlaşıyor. Teknoloji, toplumsal algılar, ekonomik düzen, globalleşen bir dünya… Nereye gidecek hikaye anlatıcılığı bilmiyorum fakat çok zora gittiği aşikar.

Sektörün en büyük eksiğinin hikaye olarak çok zengin olduğumuz topraklarımızda, senaryo olduğunu düşünüyorum. Benden daha küçüklerin bana sorduğu kariyer sorularında onları en çok senaristliğe yönlendiriyorum.

 

Döne döne okuduğunuz kitap, izlediğiniz film, dinlediğiniz müzikler…. 

Yukarıda bilerek cevap vermedim, aslında bir rutinim biz her sabah kahvaltıda bir Kemal Sunal filmi izleriz. Bütün replikleri ezbere biliyorum artık. Yıllardır yaparım bunu, bıkmıyorum usanmıyorum, aynı iştahla hemen hemen her gün izlemeye devam ediyorum 🙂 V for Vandetta’yı da defalarca izledim diyebilirim. Kore yapımı bir film olan Hırçın Sevgilim’i, sonra İran sinemasından kaplumbağalarda uçar, Allah yakındır ve Baran…

Döne döne okuduğum kitap yok 🙂  Müzik dersek, Ahmet Kaya, Neşet Ertaş, Evgeny Grinko , döne döne bütün parçalarını dinliyorum 🙂

Yayında, vizyonda kendi işinizden başka beğendiğiniz işler var mı?  

Şuan kendi işim yok, yakında başlayacak, öyle umuyorum ki en çok kendi işimi beğenirim 🙂 Çukur’u izleyenlerdenim ben de.

 

Uzun bir projeye girişirken kurmak istediğiniz rüya takım?

Öncelikli olarak Osman Sınav ile çalışmak isterdim. Haluk Bilginer’le oynamak. Aslında çok çok fazla var, ama ilk tercihlerim böyle olurdu sanırım.

 

Yapamadıklarınız? Neleri, ne zaman, neden yapamadınız?

Yani bu soru yapabildikleriniz olsa daha kolay yanıtlardım sanırım, çünkü daha yolun başındayım ve yapamadığım o kadar çok şey var ki. Eğitimin gelişmenin sonu olmaz ama tamamlayamadığım kendimde eksik gördüğüm ihtiyacım olan eğitimler oldukça fazla. Sonra bir iş vardı ismini veremeyeceğim, vakti zamanında onda oynamak istememiştim fakat iş öyle bir noktaya gitti ki, hayatta ki en büyük derslerden birisi bu oldu bana 🙂

Unutmadığınız replik ?

Yapacak bir şey kalmayınca, hiç bir şey yapmamak en doğrusu…

 

Mezar taşınızda ne yazsın istersiniz?

Valla ömrümde bunu hiç düşünmedim 🙂

Harabat ehlini hor görme zakir

defineye malik nice viraneler var,

olabilir