Yazarlar

İran’ın Suriye’si: Afganistan

İran’ın Cumhuri İslami gazetesine göre, Afganistan’da, son haftalarda Afgan güvenlik güçlerine yönelik saldırı operasyonlarını önemli ölçüde yoğunlaştıran Taliban’a karşı koymak için bir Afgan Şii militan örgütü kuruldu.

Afgan Devlet Başkanı Eşref Gani yönetimi, İran gazetesinin haberine ilişkin yorumda Afgan topraklarında bir Şii militan örgütünün kurulmasının, İran liderliğinin ülkede bir ayaklanma düzenleme girişimi olarak yorumlanabileceğini belirtti.

İran basını, Taliban’ın eylemlerini yoğunlaştırmasının Afganistan’ın Şii nüfusunun güçlü bir şekilde seferber edilmesine yol açtığına dair haberleri yayınlıyor.

Afganistan’da Şii militan grup Haşdi’ş-Şi’a (Şii Seferberliği) ortaya çıktı. Grubun adı Irak’ta Haşdi Şabi (Halk Seferberliği) olarak bilinen İran yanlısı milis grubunu hatırlatıyor.

Cumhuri İslami gazetesi ayrıca Haşdi Şii savaşçıları arasında,  Suriye’deki savaş için İslam Devrim Muhafızları (IRGC) tarafından eğitilen bir Afgan Şii grubu olan Fatimiyun Tugayı’nın üyelerinin de olduğunu yazdı.

Afganistan’da su yüzüne çıkan Şii militan grup, İran’ın önemli ölçüde NATO birliklerinin çekilmesinden sonra ülkede önemli bir rol oynama arzusunu ortaya çıkarıyor.

Afgan hükümeti, yalnızca Taliban saldırısı ile Afganistan’da bir İslam Emirliği kurulmasını engellemeye çalışmakla kalmıyor, aynı zamanda derin bir iç krizde ülkede Suriye, Yemen, Irak ve Lübnan’a benzer bir senaryonun yaratılmasından kaçınmaya çalışıyor.

2019’da Afgan yönetimi, Suriye’de Beşar Esad’ın yanında savaşan binlerce Şii militanın  eve döndüklerini ve bunun Kabil için sorun yaratabileceğinden duyduğu korkuyu gayri resmi olarak dile getirmişti.

Afgan güvenlik teşkilatları, bir zamanlar İranlı subaylar tarafından eğitilen Şii Hazaraların, Afganistan’daki stratejisini güçlendirmek için Tahran’ın siyasi aracı olduğunu raporlaştırmışlardı.

Keza Haziran 2020’de Birleşmiş Milletler, Taliban’ın askeri kanadı arasında İran yanlısı komutanların yükselişi hakkında bilgilendiren bir rapor yayınlamıştı.

Afganistan’daki Şii militan cephesi, Hazaralar, Tacikler ve Özbeklerden oluşan ve muhtemelen Afgan hükümeti tarafından finanse edilen Taliban karşıtı milis hareketi içindeki konumlarını güçlendirmeye çalışıyorlar.

İran’ın çatışma ortamında kendi güdümünde hareket eden devlet dışı silahlı aktörler oluşturma ve bunları mobilize etmede tecrübe sahibi bir ülke olduğu Suriye’den biliniyor.

İran, 1979 devriminden ve aynı yıl Afganistan’ın Sovyetler tarafından işgal edilmesinden sonra, Afganistan’a sızmaya başladı.

Yıllar içerisinde İran ülkede etkisini artırarak Şii Hazaralar üzerinden ülkede bir vekil güç inşa etti.

Şii Hazaraların yanı sıra, İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin, Ahmed Şah Mesud gibi ‘mücahit’ liderleriyle bağlantı kurduğu da biliniyor.

1992-2001 arasında devam eden iç savaşlarda, İran destekli grup ve şahıslar önemli roller oynadı. Hatta 2001 yılındaki ABD işgalinde, İran birçok defa ABD Koalisyonu ile iş birliği yaparak Herat Ayaklanması’nı desteklediler.

İran, 1990’lı yıllardan beri ABD’nin Afganistan işgalinin kara gücü olan Kuzey İttifakı güçlerine destek de verdi. Kuzey İttifakı’nın siyasi ve askeri kadroları yeni oluşturulan Afgan hükümetinin çekirdeğini oluşturdu.

İran destekli Kerim Halili, Muhammed Muhakkik ve Server Daniş gibi İran destekli Şii Hazara liderler halen Afgan hükümetinde işgalin ardından hayati mevkilere getirildi.

Afganistan’dan Suriye’ye

2011-2012 yıllarından beri, İran ülkedeki Şii Hazara’ları Suriye’de savaştırmak üzere silah altına aldı. İran Devrim Muhafızları’nın finansal, siyasi ve askeri desteğiyle, Liva Fatımiyyun kuruldu.

Tahminlere göre şu anda Fatımiyyun saflarında 15 bini aşkın Şii Hazara milis bulunuyor. Çoğunluğu Suriye’de savaşırken az bir kısmı da Irak’ta konuşlu. Bazı bölükleri ise İran ve Afganistan’a geri döndürüldü.

İran, Afganistan’da ana askeri güç olarak Cephe-i Mukavemet (Direniş Cephesi) desteklesede cephe hattında Fatımiyyun, Hizb-i Vahdet, Afgan Hizbullahı ve diğer yerel Hazara milis grupların bulunduğu biliniyor.

İran, Vardak, Gazni, Daykundi, Gor ve Bamyan illerinde bu milis gruplarının konuşlu olmasına özen gösteriyor. Vardak ili Bihsud ilçesinde Afgan güçleri ile ciddi çatışmalara giriyorlar.

Afganistan’da Şemşir kod adlı Alipur tarafından yönetilen örgütün Peştun sivillere yönelik insan hakları ihlalleri de biliniyor.

Alipur 2018 Kasım ayında Kabil güçleri tarafından tutuklanmış, ancak Hazaraların ayaklanması sonrası serbest kalmıştı.

Cephe-i Mukavemet’in Bihsud’daki bazı hükümet binalarını ele geçirdiğini ve Mart 2021’de bir Afgan Ordu helikopterini de düşürdüklerini önemli bir not olarak belirteyim.

Fatimiyyun Tugayı ise 2013’te İran Devrim Muhafızları dış operasyonlar birimi olan Kudüs Gücü bünyesinde kurulan ve büyük oranda İran’daki Hazara kökenli Şii Afgan göçmenlerden oluşan bir milis grubudur.

Suriye savaşında aktif rol oynayan söz konusu örgüt, Irak’ta, Yemen’de Husilerin yanında savaştı.

Örgütün büyük bölümü hâlâ Suriye’de.

İran’ın, Şii yayılmacılığı stratejisi kapsamında örgütü, Afganistan’a taşıdığı anlaşılıyor.

Geçtiğimiz günlerde Gazni’de Taliban tarafından öldürülen Cavid kod adlı Şii milis Suriye’de cephede bulunmuş bir isim.

Her ne kadar Afganistan’da, yeni bir ideolojik ve mezhepsel savaşa mahal vermemek için Fatimiyyun Tugayı yasa dışı ilan edilse ve İran adına örgüt üyesi/savaşçı temin ettiği gerekçesiyle birçok kişi tutuklanarak hapse atılsa da etkili olmadı.

Taliban’ın özellikle Afganistan’ın güneyinde ve doğusunda Peştunların yaşadığı bölgelerin dışında geleneksel nüfuz bölgelerinden çıkarak ilerlemeye başlamasıyla, muhaliflerinin Taliban’ın bu ilerleyişini püskürtmek için silahlandığına dair haberler geliyor.

Taliban’ın ilerleyişinin devam etmesi durumunda Peştun hakimiyetinden korkan azınlıkların yoğun olduğu bölgelerden, özellikle Tacikler, Özbekler ve Hazaraların bulunduğu ülkenin kuzeyi ve merkezindeki bölgelerden karşı direnişle karşı karşıya gelebileceği tahmin edilebilir.

Sahadan bakıldığında Taliban’ın 1990’lı yıllarda çatışmaya girdiği bir zamanlar Kuzey İttifakı’na destek vermiş Şii Hazara bölgelerinde de ilerleyebildiği dikkat çekiyor.

Daykundi, Bamyan, Herat ve Kabil’de İran Devrim Muhafızları’nın örgütlendiği biliniyor. Gene son yıllarda Suriye’de hareket alanını kaybeden IŞİD’in Afganistan’ta yapılandığı

ve ağırlıklı olarak Şiilerin yaşadıkları bölgeleri hedef aldığı gözleniyor. Saldırılarla beraber geçmişte Fatimıyyun Tugayı’nda bulunmuş silahlı kişilerin organize olma çabası da hatırlanıyor.

İran’ın geçen yıl Afganistan’da güvenliği sağlamak maksadıyla Afgan Ordusu çatısı altında Fatemiyyun Tugayı kurulması ve resmiyet kazanması talebi Kabil’den karşılık bulmamıştı. Buna karşın İran, IŞİD saldırılarını bahane ederek sadece başkent Kabil olmak üzere Hazaraların yoğun olarak yaşadığı şehirlerde Devrim Muhafızları Ordusu tarafından finanse edilen yaklaşık 5000 Şii militanı organize etti.

Son 6 yıldır IŞİD Suriye’de Esad rejimi safında savaştıkları gerekçesiyle Şii Hazaralara yönelik başta cami, kültür ve eğitim merkezleri, yürüyüş ve etkinlikleri bombalı saldırılarla hedef aldı.

Taliban hem Hakkani grubu (Pakistan Taliban’ı) IŞİD hem de Fatımiyyun Tugayı üyelerinin konuşlandığı Hazaraların ana vatanı olarak bilinen Hazaracat’taki Uruzgan, Vardak ve Gazni vilayetlerini hedef alıyor.

Güç temerküz etmede devlet dışı aktörleri araç olarak kullanmayı ana strateji olarak benimseyen Tahran yönetimi Afganistan’da nüfuz alanını genişletmek için harekete geçecektir.

Fatimiyyun Tugayı adı altında Suriye’de savaşan binlerce Afgan uyruklu Şii milis gücü; Afganistan’ı bir Irak’a, bir Suriye’ye çevirmekte tereddüt etmeyecektir.

Etiket /

Mete Sohtaoğlu

Yorum ekle

Yorum göndermek için buraya tıklayın