Yazarlar

Afrika Boynuzu’nda Askeri Üs Yarışı

Kızıldeniz’in Aden Körfezi’ne açıldığı noktada bulunan Cibuti, coğrafik,stratejik konumu nedeniyle bölgede hakimiyet sağlamak isteyen yabancı ülkelerin üs yarışına sahne oluyor.

Körfez’de Katar ile başını Suudi Arabistan’ın çektiği diğer ülkeler arasındaki çekişme kendini Afrika Boynuzu olarak anılan kıtanın kuzeydoğusundaki bu bölgede de gösteriyor.

Afrika Boynuzu ile Yemen arasındaki Kızıldeniz ve Aden Körfezi, Körfez ülkelerinden Avrupa’ya petrol taşıyan tankerlerin de geçiş noktası.

Sahip olduğu limanlar sayesinde Doğu Afrika ülkelerinin ticaret kapısı olan Cibuti, ABD gibi yabancı ülkelere, Somali ve Yemen’de olduğu gibi bölgedeki olaylara kolay müdahale imkanı tanıdığı için de stratejik öneme sahip.

Bu bölge Suudi öncülüğündeki Arap koalisyonunun operasyon yaptığı Yemen’e de yakınlığı açısından da önem taşıyor. ABD de Cibuti’deki üssünden Somali ve Yemen’de hatta Afrika içlerine açılarak Sahra bölgesinde insansız hava aracıyla (SİHA) saldırılar düzenliyor.

Nüfusu 830.000 olan ve sadece 23.000 kilometrekarelik yüzölçümüne sahip Cibuti, dünyada ticari gemilerin en fazla tercih ettiği rotalardan biri üzerinde bulunuyor.

Suudilerin müttefiki Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Eritre’nin Assab kentinde liman kurduğu gibi BAE de yakında Somali’den tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Somaliland adlı bölgede bir askeri üs inşa etme hazırlığında.Gene bu bölgede bulunmak isteyen Çin gibi Suudi Arabistan da Cibuti’de bir üs kurmayı planlıyor.

Akdeniz ile Hint Okyanusu’nu birbirine bağlayan Kızıldeniz-Aden Körfezi hattının geçiş noktası Babu’l Mendeb Boğazı’nda yer alan Cibuti’de hali hazırda Fransa,ABD, İtalya ve Japonya’nın askeri üssü bulunurken,bir de resmi olarak bilinmeyen gizli üs’lerin oluşturulduğu uydu fotoğraflarından anlaşılıyor.

NEDEN CİBUTİ?

Cibuti’yi kilit bir devlet haline getiren büyük stratejik ve ekonomik öneme sahip Babu’l Mendeb Boğazı.

Eski ismiyle “Fransız Somaliland“ya da “Fransız Somali’si” olan Cibuti,1977 yılından bu yana bağımsız bir cumhuriyet olarak diplomasi sahnesinde boy gösteriyor.

Cibuti topraklarında, yaklaşık bin yıl önce Arap yarımadasından göçen Müslüman Somalili ve Afarlar vs. yaşıyor. Anayasaya göre bu iki büyük kabileden Somalilileri devlet başkanı, Afarları ise başbakan temsil ediyor. Nüfusun ise yüzde 5-6’sının ise yabancı askerler ve diplomatlar,uluslararası görevlilerden oluştuğu belirtiliyor.

Bölgesinde çatışma ve gerginlikler olmasına rağmen politik dengeleri gözeterek bir diplomasi izlemesiyle,güvenlik ve istikrarın olduğu Cibuti, bölgede bir “sulh vahası” olarak görünüyor.

Ülkenin hem konumu gereği, siyasi ve ekonomik her lider aktör öncelikle terörizm ve korsanlıkla mücadele ve dünyanın bu önemli stratejik lokasyonunda uluslararası seyrüseferlerin korunmasına yönelik kendi ticari çıkarlarının güvenliği gereği burada askeri üs oluşturmak istiyor.

Doğu Afrika’nın en küçük ülkesi olan Cibuti’de nüfusun üçte ikisi başkentte yaşıyor. Cibuti’de su sıkıntısı ve tarıma elverişsiz araziler, yabancı yatırıma olan ihtiyacı arttıran önemli unsurlar arasında.

Cibuti, uzun bir süredir hem kamuda hem de eğitim, sağlık, tarım ve turizm sektörlerinde bir kalkınma hamlesi içerisinde. Cibuti, hem yeraltı kaynakları ve minerallerinin değerlendirilmesi, balıkçılığın geliştirilmesi adına da girişimlerde bulunuyor.

Ülkedeki kurak iklim tarım faaliyetlerini kısıtlarken, tüketimin sadece %10’luk bir kısmını karşılayabilecek kadar sebze ve meyve yetiştirilmesine imkan tanıyor. Topraklarının yalnızca yüzde 1’i tarıma elverişli, yüzde 10’u ise otlak. Ülkenin geri kalanı çöl ve kayalıklardan oluşuyor. Bu sebeple çoğu gıda ürünü yurtdışından ülkeye ithal edilmekte.

Cibuti Silahlı kuvvetleri ise sayıca ve niteliksel olarak bölge ülkeleri tarafından eğitim verilip, modernize edilip geliştiriliyor.

Doğu Afrika’nın en büyük sanayi ve serbest bölgesine sahip olan Cibuti, bölgede özellikle Suudi Arabistan ile arasını bozmak istemiyor.

CİBUTİ’DEKİ YABANCI ÜLKELERİN ASKERİ ÜS’LERİ

SAHİBİNDEN OKYANUSA MANZARALI ASKERİ ÜS

ABD

Cibuti’de en büyük askeri varlığa sahip ülke, Camp Lemonier’de 4000 askeri personeli bulunan ABD. Camp Lemonier, bölgedeki askeri operasyonel gücünü artırmak isteyen ABD tarafından Eylül 2001 saldırılarının ardından kuruldu. Üs, Somali ve Yemen’de ABD tarafından yürütülen hava operasyonları için büyük öneme haiz.

Ambouli Havaalanı’nın güneyinde bulunan üs, genellikle Afrika ülkeleri askerlerinin eğitimi ve hava operasyonları için kullanılıyor.

Cibuti yönetimiyle 2014 yılında yenilediği anlaşma çerçevesinde üssü 10 yıl daha kullanma hakkı elde eden ABD, burası için yıllık yaklaşık 70 milyon dolar kira bedeli ödüyor.

FRANSA

Eski Fransa sömürgesi olan ve Fransız Somaliland’i olarak adlandırılan Cibuti’de Fransızların askeri varlığı da uzun yıllara dayanıyor.

İkili anlaşmalarla oluşturulan üs’ler içinde uluslararası kurallar doğrultusunda Fransız üssü, Cibuti’nin bağımsızlığından önce var olan en eski üs. Eski sömürgesi olmasında da kaynaklı olarak bu iki ülke arasında kadim ilişkiler mevcut. Cibuti bağımsızlığından sonra bu üs, Soğuk Savaş döneminde var olan bölgesel dengeyi korumaya yönelik olarak değerlendirilmişti. Ortak çıkarlar doğrultusunda varlığını sürdüren Cibuti’deki bu en büyük üs’te ülkedeki ikinci en büyük yabancı askeri güç olan Fransa’nın 2000 kişilik askeri birliği bulunuyor.

Afrika’daki en büyük üssünü bu topraklarda bulunduran Fransa gene bu üs’sü Afrika içlerindeki kara ve hava operasyonları için kullanıyor.

JAPONYA

Cibuti’de askeri varlığa sahip diğer ülkelerden biri de Japonya. Japon Deniz Savunma Kuvvetlerinin 2011 yılında kurduğu üste yaklaşık 800 asker bulunuyor. 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana ülke dışındaki ilk üssünü buraya konuşlandıran Japonya, Cibuti’ye yıllık 30 milyon dolar kira ödüyor.

İTALYA

İtalya’nın kendi sınırları dışında kurduğu ilk lojistik destek operasyonlar merkezi olma özelliği taşıyan üs, Cibuti’de 2013 yılında açıldı ve 400 asker barındırma kapasitesine sahip.

Lojistik öneminin yanı sıra üs’te, Aden Körfezi ile Somali açıklarında deniz korsanlığı ve rehine/gemi kurtarma operasyonlarında görev yapan özel kuvvetlerde hazır bulunuyor.

İtalya’ya Fransızlar gibi milyonlarca dolar kira ödüyor.

İngiltere ve NATO da sınırlı sayıda askeri birliklerini Cibuti’de konuşlandırıyor. Bu kuvvetler askeri üs’lerden ziyade genellikle operasyonları için Cibuti’deki Ambouli Havaalanı ile Cibuti Limanı’nı kullanıyor.

ÇİN

Çin Ordusunu taşıyan gemiler Pekin’in yurtdışındaki ilk askeri üssünü kurmak için Afrika Kıtası’ndaki Cibuti’ye doğru yola çıktı.”

Çin haber ajansları bu haberi paylaştığında çoğu kişi Cibuti’nin neresi olduğunu ve Çin’in oradaya neden asker gönderdiğini sorguladı. Hatta küresel ticaret kavgalarının başladığı o günlerde Cibuti dünyaya nam salarak epey bir şöhret kazandı.

Cibuti hattının Kuzeybatı yolundan Hint Okyanusu’na ulaşması, bu yüzden yeni bir Çin donanmasının oluşturulduğunun duyulması Hindistan’da ve ayrıca Bangladeş, Myanmar ve Sri Lanka’da endişe uyandırmıştı.

Çin, Cibuti’de, özel olarak Somali ve Yemen sahilleri önünde,uluslararası görevlere katılan donanma gemilerinin, yakıt tedarik edebilmesi adına stratejik bir konuma sahip olan lojistik bir üs kurmaya çalıştığını savundu.

Her ne kadar Pekin, Cibuti’deki askeri yapılanmayı lojistik bir tesis olarak tanıtmaya çalışsa da bu hazırlığın Çin’in ilk deniz üssü için olduğu ortaya çıktı.

Bahsettiğim gibi Cibuti’deki yabancı askeri mevcudiyet, belirli dönemleri kapsayan ikili anlaşmalara dayanıyor ve Cibuti’nin politik ve güvenlik çıkarları doğrultusunda faaliyetlerini devam ettirebiliyor.

Cibuti bu üslerin kirasından milyonlarca dolar gelir elde ediyor.Bu ciddi miktardaki ‘askeri üs geliri’ne rağmen Cibuti,%54 ile dünyanın en büyük işsizlik oranına sahip.

İşte size bu kısa kesitini sunduğum askeri üs ticaretinden Cibuti’nin büyük bir gelir elde etmesi sebebiyle siyasiler seçim kampanyalarında bu yabancı askerlerin varlığından ve askeri üs’lerden bahsetmekten kaçınıyor,görmezden geliyor.

CİBUTİ’NİN PABUCU DAMA MI ATILIYOR?

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in Eritre’nin başkenti Asmara’ya yönelik ziyareti, Eritre Devlet Başkanı İsaias Afewerki ile kucaklaşması ve iki lider arasında 9 Temmuz’da imzalanan 20 yılı aşkın ‘düşmanlığı’ bitiren, üzerine anlaşmaya varılan başlıklardan dolayı gözleri Cibuti’ye çevirdi:

“Diplomatik ilişkilerin yeniden başlaması ve elçiliklerin açılması, iki ülke arasındaki iletişimin yeniden kurulması, Eritre-Etiyopya hava sahasının açılması, Etiyopya’nın Eritre limanlarını kullanması, iki taraf arasındaki her türlü düşmanca hareketin durdurulması”

Bu anlaşma, bir deniz geçidine sahip olmayan Etiyopya’ya, Eritre’nin Kızıldeniz’de yer alan Assab ve Massava limanlarından yeniden faydalanma imkanı sunuyor.

Etiyopya, 1993 yılında bağımsızlığını ilan ederek Eritre’den ayrılmadan önce bu iki limanı kullanabiliyordu.

Eritre ise Etiyopya’nın 12 Nisan 2000 yılında imzalanan Cezayir anlaşmasının şartlarına uyarak Yomi kasabası ve tartışmalı olan diğer sınır bölgelerinden çekilmesini umut ediyor.

Eritre ve Etiyopya’nın bu arasındaki barış Cibuti’nin popülaritesini tehdit ediyor.

Bu varılan anlaşmayla Cibuti’nin Etiyopya’nın, kendi limanlarına büyük bir oranda bağımlı olmamasından ötürü çok zarara uğraması bekleniyor.

Çünkü Cibuti’nin liman gelirleri GSYİH’sinin yüzde 76’sını oluşturuyordu ve bunun da yüzde 80’i Etiyopya’nın kullanımına dayalıydı.

NOKTALI YERLER KÖRFEZ’DEKİ EN ÖNEMLİ LİMANLARI GÖSTERİYOR

Etiyopya,uzun bir süredir Somali’de kendine bir liman arayıp Cibuti’ye olan bağımlılığını azaltmaya çalışıyordu. Bunu da tarım ve hayvancılık için Etiyopya’ya en yakın Berbere limanını ele geçirmek adına Somali Cumhuriyeti’nin (Somaliland) Somali devletine karşı bağımsızlığını desteklemek suretiyle gerçekleştirmeye çabalıyordu. Söz konusu Berbere limanı, Etiyopya’nın doğu bölgesinden (başlangıçta Somali’nin bir parçası olarak kabul edilen bölge) Addis Ababa’ya dek uzanıyor. Bundan dolayı Etiyopya, kendisine ağır gelen mali külfetten ötürü Körfez ülkelerinden birini Berbere limanına yatırım yapmaya teşvik etti.

‘Eski düşmanı’ Eritre ise aynı Etiyopya gibi Afrika Boynuzu bölgesinde iki bölgesel güçten biri olarak varlık göstermeye çalışıyordu.

Ama tarihsel açıdan bakıldığında 90’ların başında Etiyopya ve Somali, Afrika Boynuzu’nun en önemli iki devletini temsil ediyor ve aralarındaki ilişki ise gergin bir seyir takip ediyordu. Etiyopya, Hıristiyan iken Somali Müslüman idi. Üstelik nüfusunun çoğunluğunun Somalili olmasından ötürü Somali’nin kendi topraklarından saydığı Ogaden bölgesi de çekişme alanları arasındaydı. Etiyopya, kendi topraklarından bir parça olarak gördüğü burayı ilhak etmişti.

Siad Barre’nin 1969 yılında Birleşik Somali’nin başkanlık koltuğuna oturması ile birlikte komünist rejime olan eğilimi sebebiyle Ogaden bölgesini Etiyopya’dan geri almak için girişiminde askeri açıdan kendisini silahlandıran Sovyetler Birliği’nin desteğini aldı ve bu sayede Somali, bölgenin yüzde 90’ına egemen olabilmişti.

Son dönemde Arap Ülkeler Birliği’nin üyesi olmayan Eritre ve Etiyopya arasındaki barış iklimi kuşkusuz başta Cibuti olmak üzere bu bölgede derin izler ve değişik bir siyasi,diplomatik iklim yaratacaktır.

Aslına bakıldığında Afrika Boynuzu bölgesi gibi jeopolitik öneme sahip bölgelerde bölge ülkeleri arasında olan anlaşmalar, büyük devletlerin çıkarlarına göre değişkenlik gösteriyor.

Zira bölgedeki limanlara,zenginliklere hakim olma çabası güden uluslararası güçlerin jeopolitik hırsları yerel bu tip uyumlara/anlaşmalara ne kadar izin verecektir?

Afrika Boynuzu’nda uluslararası güçlerin arasındaki çıkar uyumu, Eritre ve Etiyopya liderlerinin tarihi anlaşmasına rağmen, Cibuti’yi pek rafa kaldıracak gibi görünmüyor.