Röportaj

Bülent Ata Soruyor, Oyuncu Burak Satıbol Cevaplıyor…

Bülent Ata

Bu işe nasıl bulaştınız?

Doğumumla bulaştım sanırım. Çünkü hayatımda tiyatro yapmaktan başka bir şey düşünmedim. 6 yaşındayken Mudanya’da eski boş bir ev vardı hep önünden geçtiğimiz, bahçesinde oyun oynadığımız. Orayı tiyatro yapmak istedim. O zamanlar mahallenin çocuklarını toplayıp cips, kola, şeker gibi değerli materyal karşılığı tiyatro oynardım. Kendi uydurduğum skeç benzeri şeylerdi bunlar. Eğer daha büyük bir yer bulursam daha çok şeker kazanırım gibi bir düz mantıkla o evi belediyeden alıp tiyatro yapmaya karar verdim. Dünya tarihinin en genç tiyatro sahibi olacaktım belediyenin kapısındaki güvenlik beni kovalamasaydı. Özetle böyle başladı hikaye…

Burak Satıbol

Günlük rutininiz nedir?

Sabah 7.00 kalkarım. Yarım saat squash yaparım yarım saat serbest stil yüzerim. Bir yumurta akını zencefile karıştırıp yüzüme sürerim. Kahvemi koyup, Almanca orjinalinden Goethe’nin  Faust’unu okurum… Ecem’le beraber 7.00 de kalkarım o okula gider ben kanepeye yatarım. Yarım saat sonra Efe uyanır, kaka yapar altını temizlerim. Kahvaltı yaptırırım Efe’ye. Genelde bir şey yemez, “harika kanatlar” oynarız, gün başlar. Bilin bakalım hangisi…

 

Sizi neler besler, neler coşkulandırır?

Sevdiğim yazarların kitaplarını tekrar tekrar okurum. Galatasaray maçları beni coşturur. Şiir ve resim beni besler hayal kurdurur.

 

Keşke ben hayata geçirseydim dediğiniz yapım var mı? Varsa nedir ve neden?

Keşke “İçinden Tramvay Geçen Şarkı” da ben oynasaydım. Türk dilinde yazılmış en iyi açık biçim oyunlardan biridir. Televizyonda yabancı dizilerde bazen inanılmaz işler yapıyorlar. İnsana “bırak bu işleri sulu tarıma yönel” gibi bir his veriyor. Sanki biz yapamıyormuşuz gibi oluyor. Sanki onlar “bolşoy dansçısı”, biz düğünde halaydaki sarhoş enişte.

 

Son bir yapım hakkınız olsa onu hangi projeyle taçlandırmak istersiniz?

“İşler Güçler”den Salih abinin sunduğu sabah programı fena olmaz mı? Bir Yandan cinayet çözer bir yandan sulu köfte yapar. Bir yandan uzman hekimle hemoroid konuşur, bir yandan burç yorumlar. Bence iş yapar.

 

Hikaye anlatıcılığının geleceğini nerede görüyorsunuz? Hangi ekran sizi daha çok heyecanlandırıyor? Belgesel, sinema, Tv dizileri..

Bence her zaman en güçlü hikaye anlatma aracı tiyatrodur. 1000 sene önce de böyleydi 1000 sene sonrada böyle olacak. Çünkü seyirci ve oyuncu arasında “aracı” yok. Perde yok, ekran yok, 3d efektler yok. Bir anı ortak yaşamanın hazzı başka bir mecrada bu kadar güçlü değil bence. Ama sahne sanatları dışında düşünürsek, internet. Gelecek platformlarda, internet üzerinden yayınlarda.

Döne döne okuduğunuz kitap, izlediğiniz film, dinlediğiniz müzikler…

Her yıl bir dönem (sonbahar) Oğuz Atay tutunamayanlar ve (kış) Ferhan Şensoy “Kalemimin sapını gülle donattım” okurum. Her defasında başka bir şey fark eder mutlu olurum. Nazım’ın şiirlerini tekrar tekrar okurum. Örneğin “Saman Sarısı, müzik olarak Zeki Müren, Müzeyyen Senar. Son zamanlarda Türkçe sözlü blues ve caz’a merak saldım. Minor empire, Esra Dalfidan. Bir de yine Türkçe sözlü rap ilgimi çeker Piyancı, Ezhel gibi. Genelde izlediğim filmi bir daha izlemem, “pembe panter” serisi dışında. Peter Sellers seviyorum.

 

Yayında, vizyonda kendi işinizden başka beğendiğiniz işler var mı?

Sabah kuşağı seviyorum. TRTSPOR’da yayınlanan Spor Manşet’i izliyorum. Cem Dizdar’ı severek izliyorum. Yemek programlarını takip ederim.

 

Uzun bir projeye girişirken kurmak istediğiniz rüya takım?

Ferhan Şensoy yazsın. Jim Carrey ve Metin Akpınar oynasın. Müzikler Fazıl Say. Yapımcı j.j Abrahams olsun. Ben de bu muhteşem projenin Catering işlerini yapayım.

Yapamadıklarınız? Neleri, ne zaman, neden yapamadınız?

Platformları için düşündüğüm bir dizi vardı olmadı. Çok zaman ve emek harcamıştım. Olmasını çok istemiştim, olmadı. Zamanı değil herhalde. Onun dışında bi şi olmadı

 

Unutmadığınız replik?

“yalnız yalnız adamlardır tiyatro”

 

Mezar taşınızda ne yazsın istersiniz?

Bittim şu anda. Derin düşüncelere daldım. Hayatımı sorguluyorum. Bütün hayatını tek bir cümleyle ile özetle demek gibi bir şey. İçim şişti…“Harita tabutun altında” yazsın.