Portre

Yeşilzade Mehmet Salih Efendi

Adeta hafızasız hayatlar yaşıyoruz. Adımladığımız, yaşadığımız şehirlerden, sokaklardan çok yakın bir zamanda geçip giden öyle ömürler var ki, o hayatları sadece bazı kitaplarda karşımıza çıkınca hatırlıyoruz. İşte o hayatlardan, o isimlerden biri de Yeşilzade Mehmet Salih Efendi. Tasavvuf literatürünü sadece bilgisi ile değil hayatı ile “yaşatan” kıymetli Mustafa Kara hocanın “Derviş, Tekke ve Hüzün” isimli muhteşem eserinden tadımlık metni takdim ediyor, iyi okumalar diliyoruz.

Tanzimat Fermanının ilanından 33 sene sonra Erzurum’da doğan, Saltanatın kaldırılışından 32 sene sonra, Meşrutiyet, İstiklal harbi, Cumhuriyet ve çok partili hayatın bütün iniş ve çıkışlarını gördükten sonra İstanbul’da vefat eden Mehmet Salih Efendi’nin hayatı ibret alınacak olaylarla, hayret edilecek tercih ve tevcihlerle iç içe olan bir zaman dilimidir. Okumakta ve ders almakta yarar var.

Erzurum’da doğdu. Medine’den Erzurum’un İspir kazasına göç eden ve soyu Hz. Hüseyin’e ulaşan Pir Hızriler’dendir. Babası şeyhülkurra Seyyid Mustafa Niyazi Efendi, annesi Hacer Hanım’dır. İlk eğitimini babasından aldı. Daha sonra mülkiye rüşdiyesini bitirdi. 1890’da hıfzını tamamladı. 1905’te Şeyh Abdülgafur Efendi’den sülüs, nesih, ve ta’lik hatlarından icazet aldı. Şeyhülulema Hacı Süleyman Efendi’nin yanında dini ilimleri tahsil etti. Yazıcızade Hacı Derviş Efendi’nin Mesnevi derslerine ve Haşiizade Şeyh Ali Rıza’nın sohbetlerine katıldı. Darülmuallimden mezun oldu. 1898-1901 yıllarında dava vekilliği yaptı. 1902’de medrese imtihanlarına girerek askerlikten muafiyet kazandı. 1903’te Erzurum İbrahim Paşa Mektebi’nde öğretmenliğe başladı. 1907’de muallim-i evvel olarak Numüne-i Terakki Mektebi’ne geçti; 1911’de bu okula müdür oldu. Bir yandan da Caferiye Camii’nde hatiplik yapıyordu. Öğretmenlik yıllarında ilkmekteplerde okutulmak üzere İslam Elifbası, Kıraat-ı Merdan, Risale-i Merdan, Mecmua-i Merdan adlı dört kitap hazırladı. Meşrutiyet’in ikinci yılında Erzurum’da basılan Müslümanlara Rehber adlı risaleden dolayı Rus Sefareti’nce açılan davadan altı ayda kurtulabildi. Bir ara Sosyal Demokrat Parti Fırkası adıyla bir fırka kurmaya teşebbüs ettiyse de başarılı olamadı. I.Dünya Savaşı’na kendi isteğiyle katıldı, kışlık hediye komisyonunda, hastane teftişinde, cephelerde irşad-hitabet hizmetlerinde görev aldı. İki yıl Kafkas cephesinde bulundu.

Erzurum’un Ruslar’ın ekine geçmesinden (16 Şubat 1916) birkaç gün önce ailesiyle birlikte şehirden ayrılıp büyük zorluklarla İstanbul’a geldi. Bu sırada tanıdığı küçük yaşta yetim kalan Şemseddin Yeşil’i manevi evlat edinip eğitimini üstlendi. Bir süre sonra geçim sıkıntısından dolayı Bursa’ya yerleşmek zorunda kaldı. Burada zeytin ticareti ve fırıncılık yaptı. 1919’da Bursa’da Redd- İlhak ve Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin kurulmasına öncüllük etti. Bursa’nın on bir kazasında teşkilat kurup yüzlerce eşkıyayı vatan hizmetine sevk etti. Bursa Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti başkanı iken fırınından bildiriler basarak halkı Milli Mücadele’ye katılmaya çağırdı. Milli Mücadele sırasında çeşitli kuruluşlara ayni ve nakdi 23.000 aktın verdi.

1919’da yapılan son Osmanlı Meclis-i Meb’üsan’ı seçiminde Bilecik’ten mebus seçildiyse de bunu kabul etmedi. Ertesi yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Erzurum’dan milletvekili seçildi. 23 Nisan 1920’de Ankara’ya gidip meclisin açılışına katıldı. 1 Haziran 1920’de “meclis reisi Mustafa Kemal” imzalı bir yetki yazısıyla Bursa’ya döndü. Burada Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Anadolu’nun batısındaki şehirlerin temsilcisi olarak görev yaptı. Meclisin açılışının üçüncü ayında şehid ailelerinin sefaletten kurtarılmasını, fuhşun önüne geçilmesini ve nüfusun artırılmasını amaçlayan taaddüd-i zevcat ve mecburi izdivaçla ilgili meşhur kanun teklifini verdi, üç yıl boyunca bu teklifi tekrarladı. Buna göre evlilere bazı kolaylıklar sağlanırken bekarlara çeşitli yükümlülükler getirilecek, çok defa evlenmek istemeyenler birkaç şehid çocuğuna bakacaktı. Konya isyanı sırasında (Ekim 1920) Alaeddin tepesinde üç gün aç susuz mahsur kaldı. Müteakip iki gün Konya valiliği ve kumandanlığını yürüttü. Bolu ve Mudurnu isyanını yatıştırmakla görevlendirildi. Milli Mücadele sırasında savaş cephelerinde bulundu. Mecliste Divan-ı Muhesabat, iktisat, Müdafaa-yı Milliye, Muvazene-i Maliye, Nizamname-i Dahili encümenlerinde görev yaptı. Teşkilat-ı Esasiyye Kanunu’nun kabulü üzerine (1921) Kadı Raif Efendi ile birlikte Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni. hilafet ve saltanat makamıyla devlet şeklinin korunmasını esas alan Muhafaz-i Mukaddesat Cemiyeti’ne dönüştürdü (1922). Bütçe müzakereleri sırasında yaptığı, Hindistan ve Azerbaycan’dan gelen paraların akıbetine dair konuşması reddedildi ve söylediği sözlerden dolayı kendisine on beş gün meclisten uzaklaştırma cezası verildi.

Mecliste muhalif milletvekillerinden teşekkül eden ikinci grup içerisinde yer alan Salih Efendi 1922’de hilafeti savunan ve Ankara’nın ilk muhalif gazetesi olan Şarkın Sesi’ni çıkardı (29 sayı). İstiklal mahkemelerinin ilgasına, Misakı-ı Milli’den fedakârlık yapılmamasına ve Ali Şükrü Bey’in ailesine maaş bağlanmasında dair teklifler verdi. Birinci meclisin feshedilmesinin ardından ikinci meclise alınmadı, ayrıca kendisine Erzurum ve Bursa’ya gitmesinin uygun görülmediği bildirildi. Bir süre sonra İstanbul’a taşınarak ticaret yapmaya başladı. 1925 Haziranında, komite kurarak Mustafa Kemal Paşa’yı öldürüp hükümeti değiştirme suçlamasıyla İstiklal Mahkemesi’nce tutuklandı; yetmiş beş gün sonra serbest bırakıldı. Ardından İstanbul İmam Hatip Mektebi ilm-i feraiz ve akaid dersleri muallimliğine tayin edildi. 1929’da bu mektep kapatılınca Çemberlitaş Ortaokulu’na tarih öğretmenliğine getirildi. 1931’de öğrencilere dini propaganda yaptığı gerekçesiyle emekliye sevk edildi. 1932’de gıda komisyonculuğuna başladıysa da bunu sürdüremedi. 1934’te Afgan ve İran hükümetleri için Farsça alfabe hazırladı. 1937-1945 yılları arasında Kütüphaneleri Tasnif Komisyonu’nda çalıştı. Bu sırada İçişleri Bakanı Hilmi Uran’a Said Nursi’yi savunan bir mektup gönderdi. 1945’te şeker hastalığından kangren olan bir bacağı kesildi. 1947-1949 yıllarında Şemseddin Yeşil ile birlikte çıkardığı Hakikat Yolu mecmuasıyla İslamiyet gazetesinde 200 civarında yazısı yayınlandı. Hz. Ali, ehl-i beyt muhabbeti ve Muaviye konusunda İstanbul ulemasıyla polemiklere girişti. Muhaliflerden bir grup tarafından evi yakılmak istendi. Bu kişileri bildiği halde şikayetçi olmadı. Bazı eserlerinde Kadiri tarikatına mensubiyetini ifade etmek için kullandığı Kadiri nisbesinden dolayı hakkında dava açılıp yargılandı. Yeşilzade Mehmet Salih Efendi 4 Temmuz 1954’te Fatih Sofular’daki evinde vefat etti ve Merkezefendi Mezarlığına defnedildi.

 

Etiket /