
Hayatınızın merkezine ne koyduğunuz, hayatınıza çizdiğiniz yolu ve elbette varacağınız noktayı belirler. Hayatınızın merkezine koyabilecek derecede önem vermediğiniz bir şey yoksa, yolun varlığı ve elbette varılacak nokta bulanıklaşır ve yolunu bulamayan insanlar güruhuna katılırsınız. Hayatın anlamını çözmüş gibi konuşanları sevmem. Varılacak noktayı işaret edenlerle aramda mesafe vardır. Fekat yolu tarif eden, yolluk veren, sadece yolu […]
“27 dil biliyor!” “Günde 17 saat çalışıyor!” “Şu kadar cilt kitabı var!” Ve sair! Sosyal medyada ‘layk almak’ için gayet albenili başlıklar bunlar. Birkaç gündür manşete çıkanlar da bunlardı. Prof. Fuat Sezgin aramızdan ayrıldı! Ama ayrılmadı! Ayrılamaz! Neden mi? Şuradan başlayalım… TEESSÜR İÇİNDE MİYDİ? Teessür içinde miydi Hocaların Hocası? 90 yaşındayken bile böyle bir ifade […]
İletişim araçlarının hayatımızı kolaylaştırdığı şu dönemde duygular ile aramıza mesafe giriyor. Öyle bir hale geldik ki, görmeden ve hatta dokunmadan inanmıyoruz. Gördüklerimizin baskısı altında duygularımız ile aramıza mesafe giriyor. Önce inanmak için görüntü şartı koşuyoruz, sonra artık gördüklerimiz bir şey ifade etmez hale geliyor. Esasında postmodern zamanın hastalığını bir kenara bırakacak olursak, anlamak için yakınlaşmanın […]
Ülkece yeni bir nispet döneminden geçiyoruz. Özellikle ‘kamplaşma’ demiyorum. Çünkü öyle deyince insanlar başka şeyler anlıyor. Sanki memlekette daha önce hiç yaşanmamış, ilk defa olan ve kesinlikle çözümü mümkün olmayan şeyler anlaşılıyor. Halbuki bugüne kadar yaşadığımız her şeyde olduğu gibi bugün ve sonrasında yaşayacaklarımız da tarihte yeri olan tecrübeler. Soğuk kanlı yaklaşmak lazım yani… Yeni […]
Bulutlu bir İstanbul günüydü. Yolculuk Ankara’ya. Eyüp’te ikamet eden biri için havalimanına gitmek kolay sayılırdı. Metro yakında. Doğrudan Atatürk Havalimanı. Ancak adres değişmişti. İstikamet İstanbul Havalimanı (İH) idi. İstanbul’un kuzeyine gidecektim. Bunun için toplutaşıma kullanacaktım. Eyüp’e en yakın ve beni en hızlı şekilde götürecek olan ihtimalleri araştırdım elbet. Alibeyköy ve Mecidiyeköy’den Havaİst otobüsleri 30-40 dakikaya […]
İstanbul Film Festivali tüm hızıyla devam ediyor. Her gün onlarca film izleyiciyle buluşuyor. Dile kolay, tam 185 film… İstanbul’da yaşayanlar için bu kadar çok filmin bir festivalde yer alıyor olması çok fazla şey ifade etmiyor maalesef. Çünkü İstanbul’da olmak demek, sene boyunca çeşitli festivaller ve benzeri farklı organizasyonlar eliyle yerli ve yabancı çok fazla filme […]
Film festivallerinin karakterleri vardır. Hiçbir festivalin tonu, bir diğerini tutmaz. İlla ki farklılık barındırır. Özgünlüktür bu. ‘Festival’ dediğimiz organizasyonlar esasında Hollywood’a karşı sinemayı ayakta tutabilmek ve Hollywood olmayan sinemaya nefes alma tünelleri sağlamak için hayata geçirildi. Gelinen noktada Hollywood yönetmenleri ve oyuncularının dünya festivallerinde jüri olması bu durumu değiştirmez. Gişeyi öncelemeyen, ticari değil sanatsal kaygıları […]
Söyleyecek çok şeyin olduğu, kelimelerin duygularımızı ifade etmeye yetmediği zamanlardayız. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, insanla insan arasında mesafe kalmadı. Ve öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, insanla insanlık arasındaki uçurum açılıyor. Dünyanın bir yerinde, dünyanın hiçbir yerinde olamayacak kadar çok dünya yıkılıyor. Dünyalar yıkıldıkça öfkemiz diriliyor. Elimizden bir şey gelmiyor. Ya da öyle hissediyoruz. Dünyalar […]
Sinemamızın taze kana ihtiyaç duyduğu dönemlerdi. Eşkıya’dan sonra gişe yeniden hareketlenmişti. 2002 ile birlikte zaten memleket yepyeni bir sürece girmişti. Televizyondan beslenen yeni bir akım ile sinemada çok izlenen filmler birbiri ardına geliyordu. 2001’de Vizontele vizyona girince hakikaten yepyeni şeyler söyledi. Hem Anadolu’yu anlatıyordu, hem de Anadolu’dan anlatıyordu. Yıllardır televizyonda ve sahnede kendisine hayran kaldığımız […]
Doğum gününü önemsemeyen insanlarla doğum gününü dünyanın var oluş vakti şeklinde kutlayanlar arasında bir değerlendirme yapmak zorunda kalmamalı insan. İki uç, bir çok açmaz… Kime, ne faydası var uçların? Bu suçu kim ele alacak? Konu ne? Bir varlık meselesi olarak Türk Sineması’nın doğuşu konusunu ciddiyetle ele almamız gerek. Pasta kesip mum yakmak zorunda değiliz. […]

Son Yorumlar