Yazarlar

“Deli Yürek” bir derviş: Ömer Lütfi Mete

“Uçurumun kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır”

1981 yılının Türkiyesi’nde yazılan bu şiir, şairinin de, uğruna kitaplar yazdığı, canından çok sevdiği devletinin de kaderi gibidir.

Uçurumun kenarında, civanmert bir genç, Divan için de ferman için de kurban için de hazırdır.

***

1950 Rize doğumlu Ömer Lütfi Mete, kur’an kurslarında hocalık, Rize Ülkü ocakları başkanlığı yaptıktan sonra, 1970’te İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne başladıktan kısa bir süre sonra, Babıali’de Sabah gazetesi ile tanıştığında, Babıali de Ömer Lütfi Mete gibi, nev’i şahsına münhasır, özel bir adamla tanışmıştı.

***

Celadetli, dervişmeşrep, nezaketli ve her daim cümlelerini net olarak, dosdoğru bir şekilde kurmayı hayatının şiarı edinmişti. Aslında hayatı bir nevi bir şiar idi. Onun vazgeçilmezi, kırmızı çizgisi, kızıl elması, DEVLET idi. Kamuoyu “derin devlet” kavramını adeta ondan, onun senaryolarından, hikayelerinden öğrenmişti.

Her ne kadar bir süre, derin devlet kavramına, başka bir anlam yüklenmeye çalışılsa da Ömer Lütfi Mete’nin meselesi, çabası, gayreti kendi ifadesiyle adeta tek bir cümlede saklı idi;

“Türkiye’nin tek meselesi vardır, o da yeniden devlet olup olamamaktır!”

O hayatında daima, meselesi olan adamdı. Meselesi, derin meselesi, daima Türkiye idi, devletti. Yeniden DEVLET olabilmekti. 

***

Ömer Lütfi Mete biyografisi, bir nevi biyografiye sığmayan bir yaşam hikayesidir.

Biyografiye göre;

1976’da mezun olduktan  kısa bir süre sonra edebiyat öğretmenliği yapar, ardından tekrar gazeteciliğe döner. Ortadoğu, Tercüman, Türkiye, Yeni Binyıl, Ayyıldız, Sabah ve Bugün gazetelerinde ve Türk Edebiyatı, Boğaziçi dergilerinde yazar, Çağrışım dergisini çıkartır. Birçok senaryo kaleme alır.

“Bizim Ev, Çizme, Bizim Yunus, Köstekli Saat, Veysel Karani, Ahmet Bedevi, Evlere Şenlik, Avcı, Deli Yürek”… Bunlar sadece birkaçıdır.

“Balonya Tüneli, Çığlığın Ardı Çığlık,  Çizme,  Yerden Göğe Kadar, Asker ile Cemre” gibi önemli romanlar yazar.

“Allahsız Müslümanlık” isimli kitabı ise bugünün dünyasını, bugünün insanını ve içinde bulunduğumuz kaostan çıkış yollarını gösteren, güncelliğini hiç bir zaman yitirmemiş bir derinliğe sahiptir.

“Derinlik” meselesi, Ömer Lütfi Mete için özel bir durumdur. Mete, derin kavramına dair oluşan algıya dair şu cümleleri kurar;

“2000’li yıllarda televizyonlardaki yorumlarım, köşe yazılarım ve bazı senaryo çalışmalarım yüzünden hiç hoşlanmadığım halde hakkımda ‘derin yazar’ gibi kalıpçı bir kanaat oluştu. Ve umurumda değildi. Herhangi bir vesile ile adım geçse, derin konuların veya derin senaryoların yazarı olduğum şeklinde beylik ibare eklemek âdet halini almıştı.”  

Türk televizyonlarında adeta dizi kültürünü oluşturan yapımların ilki diyebileceğimiz efsanevi dizi “Deli Yürek”teki, derin devlet okumaları o günden bugüne, her daim güncelliğini korumuş ve Ömer Lütfi Mete, dizideki Bozo ve Kuşçu karakterleri başta olmak üzere, bir çok karakteri ile günümüze seslenmeye devam etmektedir.

***

Ömer Lütfi Mete, mesleğe yeni başladığı yıllarda, İlk Genel Yayın Müdürü İsmail Oğuz’dan, gazeteciliğe dair şu cümleyi duymuştu;  “Gazetecilik besmelesiz meslektir.”

Mete’nin hayatı aslında biraz da bu cümlede saklıdır. 

Ömer Lütfi Mete, “gazeteciliği besmeleli meslek” haline getirmenin mücadelesini vermiştir.

Yazdığı senaryolar, kitaplar, yazılar ve programlarla her zaman bu besmele ile başlanmış, son yıllarda sıklıkla karşımıza çıkan “yerli ve milli Türk aydını” arayışının, her yönüyle en hakiki örnekliğini göstermiş, bu şekilde yaşamış ve bu fikri yaşatmıştır.

***

Ömer Lütfi Mete, dervişlik demektir, hasbilik, samimiyet, dürüstlük demektir.

Ömer Lütfi Mete, bu toprakların ruhu, mayası ve binlerce yıllık devlet kültürünü her daim yaşatmanın, yeşertmenin adıdır.

**

Rahmet, minnet ve hasretle anıyoruz.