Küresel

GELECEĞİN ORTADOĞU’SU: ARKTİK

Eski Yunan’ın kıymetli kâşiflerinden Pytheas’ın gördüğü kutup ayılarından esinlenerek Arctos yani “Ayı” adını verdiği Arktik, dünyanın kaderini de belirleyecek.

Büyük hacimli devasa konteyner gemisi Venta Maersk geçtiğimiz yıl Güney Kore’den Almanya’ya doğru yola çıkmıştı. Rota olarak Kuzey kutbundaki Arktik Okyanusu’nu izleyen ve dünya üzerindeki deniz taşımacılığının yönünü değiştiren bu sefer, türünün ilk örneği olmuştu.

Arktik Okyanusu güzergahı, iklim değişikliği nedeniyle son yıllarda artan buz erimeleri sebebiyle sadece Temmuz-Ekim ayları arası dönemde kullanılabiliyor. Asya, Avrupa ve Amerika kıtaları arasında nakliye için kullanılan deniz yollarına kıyasla zaman ve yakıt tasarrufu sağlıyor.

 

Zira Güney Kore ile Almanya arasındaki yolculuk, Ümit Burnu güzergahı üzerinden 46 gün, Süveyş Kanalı üzerinden 34 gün sürerken, Kuzey Deniz Hattı (Arktik rotası) üzerinden sadece 16 ila 23 gün sürüyor.

Bölgeyi jeopolitik açıdan önemli kılan unsur ise buzulların erimesiyle Avrupa-Asya arasında yeni deniz yollarının ortaya çıkması.

Çin’in yaptığı araştırmaya göre iklim politikaları ve küresel ısınma seviyeleri böyle sürerse 2054-2058 arasında Kuzey Buz Denizi tamamen erimiş ve %100 kullanıma hazır hale gelmiş olacak.

Birçok kesim tarafından “Rus Süveyş Kanalı” olarak, Çin’e göre ise ‘Kuzey Kutbun’daki İpek Yolu’ olarak nitelendirilen Kuzey Buz Denizi, Kuzey Kutbu, Soğuk Savaş sırasında Rus ve Amerikan deniz kuvvetleri arasındaki satranç tahtası idi ve şimdi daha ziyade Ortadoğu’yu aratmayacak yeni ticari, siyasi, askeri ve diplomatik bir çatışma alanı olacak gibi görünüyor.

Rotanın geçtiği Rusya’ya ait arktik bölgenin kullanıldığı deniz seferi, Çin, Rusya ve Avrupa arasında yeni bir stratejik ticaret rotasının doğmasının da önünü açtı.

Dünyanın en büyük nükleer buzkıran filosuna sahip Rusya Devlet Nükleer Enerji Kurumu (Rosatom), son yıllarda Aden Körfezi’nde meydana gelen korsanlık olaylarına atıfta bulunarak, korsanların olmadığı ve güvenlik gerekçesini ileri sürerek söz konusu rotanın kullanılmasını destekliyor ve teşvik ediyor.

Güzergahın çoğunun Rus ekonomik bölgesine bitişik sulardan geçtiğinden ve bundan dolayı geçmek isteyen gemilerin, Rus hükümetine bağlı Kuzey Denizi Yolu İdaresi’nden izin almaları gerekiyor.

Rus hükümetine bağlı Kuzey Denizi Yolu İdaresi’nden izin alan örneğin Çinli COSSO Şirketi, bu yıl 10 kargo gemisi ile seferlerini bu rota aracılığıyla gerçekleştirdi.

Yamal üretim tesisinden sıvılaştırılmış gaz taşıyan ilk Rus kargo gemisi ise, Arktik Okyanusu yolu üzerinden 19 günlük bir seferle geçen yıl Temmuz ayında Çin’e ulaşmıştı. Bu, Süveyş Kanalı yolundan gerçekleştirilen seferden 16 gün daha kısa süre.

Bu pek bahsedilmeyen adım, dünya ticaretinin yüzde 90’ının deniz yolları üzerinden yapıldığı göz önüne alındığında, küresel ticaretin seyrini değiştirmeye aday. Bu hamle aynı zamanda ABD’nin küresel su yolları üzerindeki kontrolüne de güçlü bir darbe vurulması anlamına geliyor.

Dünyanın en büyük nükleer buzkıran filosunu işleten Rusya ise Devlet Nükleer Enerji Kurumu (Rosatom), vasıtasıyla son yıllarda Aden Körfezi’nde meydana gelen korsanlık olaylarına atıfta bulunarak, korsanların bulunmadığı gerekçesiyle söz konusu rotanın kullanılmasını destekliyor, teşvik ediyor.

Arktik Okyanusu rotası, iklim değişikliği nedeniyle son yıllarda artan buz erimeleri sebebiyle sadece Temmuz-Ekim ayları arasındaki dönemde kullanılabiliyor.

Arktik Okyanusu’ndaki buzulların her on yılda yüzde 13.4 orasında azaldığı düşünüldüğünde bu rota, daha kısa mesafe ve daha az maliyet” umutlarını arttırıyor.

 ABD NÜFUZUNA KARŞI RUSYA HAMLESİ

Son dönemde ABD Başkanı Trump’ın Rusya ve Çin’e yönelik uyguladığı ekonomik ve ticari yaptırımlar düşünüldüğünde, yeni rota sayesinde taraflar ABD baskısından kurtulma yolunda önemli bir alternatife sahip oldu.

Rota, aynı zamanda ABD donanması tarafından kontrol altında tutulan su yollarının da bypass edilmesi anlamına geliyor.

Cebelitarık, Süveyş Kanalı, Kızıl Deniz, Bab-ül Mendeb ve Güney Çin Denizi gibi su yolları, küresel ticaret ve enerji piyasasını kontrol altında tutmayı hedefleyen ABD’nin savaş gemileri ve askeri üslerinin kontrolünde bulunuyor.

Yeni rota ABD kontrolündeki, Kanada’ya ait Kuzeybatı geçidinden (Northwestern Passage) sağlanan, Atlantik-Pasifik geçişine de bir alternatif yarattı.

Arktik Okyanusu’na kıyıdaş olan Rusya, ABD, Kanada, Norveç ve Danimarka, Arktik Beşlisi (veya Arktik ülkeleri) sessiz bir rekabetin içinde.

İzlanda, İsveç ve Finlandiya ise Arktik Okyanusu’na doğrudan sınırları olmamalarına rağmen bu bölgede statüyü kazanmak için mücadele eden ülkeler arasında.

Bölgenin hukuki statüsünü belirleyen uluslararası bir anlaşma hâlihazırda mevcut olmamasına rağmen bölgede işler ikili anlaşmalar ve bölgenin yasal statüsünü etkilemeyen uluslararası anlaşmalar tarafından yönetilmeye çalışılıyor.

Kuzey Buz Deniz yolu sadece ticari açıdan değil enerji taşımacılığı ve güvenliği açısından da önemli. Rusya, Kuzey Deniz hattını Avrupa’ya doğalgaz ihracı için hayati önemde görüyor.

16.yüzyılda şartlardan dolayı sadece 3 ay kullanılabilen bu ticaret hattı 2018 itibariyle gelişen teknoloji kullanımı ile 8 ay boyunca kullanılabilecek hale getirildi.

Rusya, 2013 yılından itibaren bu hattan 1.26 milyon ton sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) nakliyesi gerçekleştirdi. Rusya’nın hedefi 2021 yılında bu hattan petrol ile birlikte 25 milyon ton LNG-petrol ihracatı yapabilmek.

Bahsettiğim gibi bölgenin rekabet alanı haline gelmesini sağlayan bir diğer temel etken enerji kaynakları. ABD, Jeolojik Araştırma Kurumu’nun (USGS) 2008 tarihli çalışmasına göre, bölgede 90 milyar varil petrol, 48 trilyon metre küp doğalgaz ve 44 milyar varil doğalgaz sıvısı olduğu tespit edildi.

2018 yılının kanıtlanmış toplam üretilebilir petrol rezervi olan 1.7 trilyon varile ve 193.5 trilyon metre küp doğalgaz rezervine göre değerlendirildiğinde Arktik bölge, dünya petrol rezervinin & 6’lık, dünya doğalgaz rezervinin de yaklaşık & 25’lik kısmına tekabül ediyor.

ARKTİK OKYANUSA KARŞI DOĞU AKDENİZ DOĞALGAZI

Çin ve Rusya’nın Arktik’te ticari, enerji ve stratejik işbirliği ABD’nin 2008 yılındaki ulusal güvenlik dokümanında da yer aldı.

2014 yılında yaratılan Ukrayna krizi sonrası ABD ABD, soğuk savaşı Arktik’e taşıdı. Bu sebeble sık sık ABD, NATO üzerinden Baltık ülkelerine askeri yığınak yapıyor.

Tarihte daha önce örneğini öğrendiğimiz gibi Germen İmparatorluğunun 16. yüzyılda Rusya’yı Arktik ve Baltık bölgesinden uzak tutmak için tüm Avrupa ülkelerini birleştirerek güç birliği yapması ve sonrasında Osmanlı devletini Rusya ile savaştırması gibi günümüzde de Ukrayna ve Baltık ülkeleri üzerinden bu hattın kapatılması için strateji uygulanıyor.

Nihayetinde Washington yönetimi, Rusya’nın Avrupa üzerindeki enerji hâkimiyetini kırarak enerji taşımacılığının Kuzey Denizi üzerinden geçmesini önlemek için Mısır, İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs, İtalya ile birlikte Doğu Akdeniz’deki doğalgaz yataklarını önceleyip donanmasını bu bölgeye yığdı.

ABD ve Rusya’nın Suriye’de neden bulunduğu sorusunun bir başka cevabı da burada gizli.

ABD, Doğu Akdeniz’i Avrupa’nın enerji ihtiyacını karşılayacak bir duruma getirerek Avrupa’nın Rusya’ya ve dolayısıyla Çin’e bağımlılığını en asgariye indirgemeye çalışıyor. Çin’in İpek Yolu Projesine karşı ABD’nin Doğu Akdeniz Yolu Projesi olduğunu söylemem sanırım fazla iddialı olmaz.

RUSYA NEDEN TÜRKİYE’Yİ SEVİYOR?

Rusya’nın Doğu Akdeniz’de etkinliğini artırmak ve ABD’nin Doğu Akdeniz Doğalgaz Boru Hattını engellemek için Türkiye’ye ihtiyacı olduğu memleketimizde hiç dillendirilmiyor.

Çin’in de son dönemde savaş gemilerini Doğu Akdeniz’e gönderdiğini düşündüğümüzde bölgede Rusya, Çin, Türkiye işbirliği Doğu Akdeniz doğalgaz rezervlerinin Batı’ya taşınması için oluşturulmaya çalışılan ABD projesi için bir engel olarak duruyor.

AVRUPA GÖÇ EDECEK!

Konteyner gemileri için normal şartlarda uygun olmayan Kuzey Buz Denizi rotası(Arktik) , küresel ısınmanın etkisiyle buzlar erimeye başlayınca bilim dünyasının da bölgeye olan dikkatini artırdı.

Başka Kuzey Kutbu olmak üzere Kutuplar, iklim sisteminin geleceğine ilişkin veriler sağlaması açısından bilim dünyası için bir hayli önem taşıyor. Çünkü buzulların erime eğilimi, erimesi sadece kutuplarda bu bölgede yaşayan insanları, canlıları ya da kutup bölgelerine yakın ülkeleri etkilemiyor. İleride bu buzulların erimesi tarımsal faaliyetlerden, kültürel ve ekonomik faaliyetlere, hayata kadar her alanda yaşam koşullarının etkilenmesine sebep olacak. Bu buzul erimelerinin bir başka sonucu çatışmalı ya da savaş bölgelerinde gördüğümüz bir hadisenin Avrupa’yı etkileyerek dünya çapında kitlesel göçlerine sebebiyet verecek olması.

Başta Kuzey Kutbu olmak üzere kutuplardaki gelişmeler dünya toplumunu jeostratejik, siyasi, enerji havzaları, balıkçılık, yeni ulaşım rotaları, uzay çalışmaları gibi ekonomik ve ekolojik ve bilim alanları başta olmak üzere her yönde etkileyecek.

Etiket /

Mete Sohtaoğlu

1 yorum

Yorum göndermek için buraya tıklayın