Haber

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Çekilme süreci terör örgütlerine fırsat alanı yaratmamalı

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim KalınBeyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Boltonbaşkanlığındaki ABD heyeti ile gerçekleştirilen görüşmeye ilişkin basın toplantısı düzenledi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’den çekilme kararının ardından bir koordinasyon toplantısı gerçekleştirdiklerini belirten Kalın, Bolton’un başkanlığındaki heyet ile kapsamlı bir görüşme olduğunu anlattı.

Çekilme sürecinin nasıl ele alınacağını ve nasıl ilerleyeceğini detaylı bir şekilde konuştuklarını aktaran Kalın, “Sayın Trump’ın çekilme kararından memnuniyet duyuyoruz fakat bunun nasıl olacağı, geriye nasıl bir yapının bırakılacağı, özellikle dağıtılan ağır silahların ne olacağı, oradaki Amerikan askeri üslerinin ve lojistik merkezlerinin akıbeti gibi konuların da açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Bu toplantıda, bu bahisleri etraflı bir şekilde ele aldık.” dedi.

Gelecek günlerde de askeri makamlar ve istihbarat birimlerinin bu konuyu etraflı bir şekilde görüşmeye devam edeceklerinin altını çizen Kalın, “Biz, ABD ile müttefiklik ilişkisi çerçevesinde bu sürecin en sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

“Zafiyet, duraklama söz konusu değil”

Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda Türkiye’nin tutumunun net olduğunu aktaran Kalın, Suriye’nin siyasi birliğinin güvence altına alınmasının da aynı şekilde önemli olduğunu vurguladı.

Suriye topraklarının, Türkiye sınırı da dahil olmak üzere bütün terör örgütlerinden tamamen temizlenmesi gerektiğini dile getiren Kalın, şöyle devam etti:

“Böylece sadece bizim sınır güvenliğimiz sağlanmakla kalmayacak, aynı zamanda Suriyeli siviller, Kürt, Arap, Müslüman, Hristiyan, Yezidi fark etmez, maruz kaldıkları terör saldırıları ve baskılardan tamamen kurtarılmaları sağlanmış olacaktır. Burada Sayın Cumhurbaşkanımızın Sayın Trump’a ifade ettiği gibi DEAŞ ile mücadele noktasında herhangi bir geri adım, zafiyet, duraklama söz konusu değildir. Türkiye, DEAŞ ile daha önce de etkin mücadele etmiş en önde gelen ülkedir. Fırat Kalkanı Harekatı ile Cerablus, El Bab hattını DEAŞ’lı terör örgütü mensuplarından temizlemek suretiyle uluslararası DEAŞ’a karşı koalisyonun önemli bir üyesi olarak Türkiye üzerine düşeni yapmıştır.”

“Güvenlik sağlandığı müddetçe geri dönüşler devam edecek”

Haritaya bakıldığında bugün İdlib’den Afrin’e, Afrin’den El Bab ve Cerablus’a kadar bu bölgede ne DEAŞ ne de PKK ve PYD/YPG terör örgütü ne de rejim unsurlarının bulunduğuna dikkati çeken Kalın, bu bölgede Türkiye’nin geliştirdiği model çerçevesinde hem muhaliflerin hem de yerel unsurlarının oluşturduğu yönetim yapılarının günlük hayatın akışını temin ettiğini, güvenliğini sağladığını bildirdi. Bunun neticesinde Türkiye’de bulunan 200 bin Suriyeli mültecinin geçen sene dönüş yaptığını hatırlatan Kalın, Afrin’e de bir o kadar insanın geri döndüğünü söyledi. Kalın, güvenlik sağlandığı müddetçe de bu dönüşlerin devam edeceğini dile getirdi.

“YPG ve PYD konusunda bizim tavrımız net”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın şöyle devam etti:

“DEAŞ ile mücadele ederken, Kürtler de dahil olmak üzere Suriye’de hiçbir sivilin canının ve malının zarar görmemesi için Türkiye üzerine düşen görevleri bugüne kadar yerine getirdiği gibi bundan sonra da getirmeye devam edecektir. Bu noktada Suriye Kürtleriyle PKK terör örgütü ve onun Suriye kolu olan PYD/YPG’nin birbirine karıştırılması, adeta bunların aynı şeymiş gibi bir cümle içerisinde kullanılmasına Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere hepimiz tepkimizi verdik. Bugün sabahki görüşmede de bunların birbirinden net bir şekilde ayrılması gerektiğini ifade ettik.”

PKK, PYD/YPG ve benzeri terör örgütlerinin, Kürtlerin temsilcisi olamayacağına işaret eden Kalın, bugüne kadar Türkiye’nin sivillerin can ve mal kayıplarının olmaması için azami gayret gösterdiğini, son derece başarılı bir performans ortaya koyduğunu söyledi.

Suriye sahasındaki terör örgütlerine karşı kararlı mücadelenin bundan sonra da devam edeceğine dikkati çeken Kalın, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Çekilme sürecinin, PYD/YPG dahil olmak üzere terör örgütlerine yahut başka unsurlara yeni fırsat alanları yaratmasına izin vermemeliyiz. Bu konuda elbette Amerikalı müttefiklerimizle koordinasyon içerisinde olacağız. Ama görünen o ki Trump yönetiminin, Obama yönetiminden devraldığı bir mesele olan bu YPG ve PYD’ye destek konusu, Trump yönetimi için de bir sorun olmaya devam ediyor. Çekilme süreci, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve terörden arındırılması noktasında önemli bir adım olmakla beraber, YPG ve PYD konusunda bizim tavrımızın net olduğunu da ifade etmek istiyorum.”

Türkiye’nin bugüne kadarki bütün harekat, politika ve operasyonlarının amacının, Kürt halkına da baskı ve zulüm uygulayan terör örgütlerinin istibdat ve zulüm politikalarına son vermek olduğunu vurgulayan Kalın, “Bizim oradaki varlığımız, operasyonlarımız, izlediğimiz politikalar, Kürt kardeşlerimizin de can ve mal güvenliğini garanti altına almayı hedeflemektedir.” dedi.

Çekilme süreciyle ilgili Fırat’ın doğusuna yoğunlaşılırken, aynı zamanda Münbiç yol haritasının ivedilikle ve mutabık kalındığı şekliyle uygulanması gerektiği konusunu da ele aldıklarını bildiren Kalın, “Bu konuda, Amerikalı mevkidaşlarımıza artık bu sürecin daha fazla uzatılmaması gerektiğini ifade ettik. Kendileri de buna olumlu yaklaştıklarını söylediler. Ama sahada bunun operasyonel olarak nasıl yansıyacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz.” diye konuştu.

Kalın, İdlib’deki ateşkesin sürekli kılınması ve mevcut statükonun korunması meselesini de ele aldıklarını belirterek Türkiye’nin girişimleriyle İdlib’de insani bir felaketin önlendiğini, görece güven ve istikrar ortamının sağlandığını hatırlattı. Bunun devamı konusunda da Amerikalı mevkidaşlarıyla mutabık kaldıklarını dile getiren Kalın, anayasa komisyonun oluşturulması noktasında çabaların devam edeceğini ifade etti.

Gerek Astana gerekse Cenevre süreçlerinde mevkidaşlarıyla ve diğer müttefiklerle yakın ilişki içerisinde ve temas halinde olmaya devam edeceklerini kaydeden Kalın, “Bu görüşme, bundan sonra yapacağımız bir dizi görüşmenin ilk görüşmesiydi. İlgili birimlerimiz, konuyu, sahadaki çekilme sürecini, süresini, mahiyetini, geride bırakılacak olan tabloyu detaylı bir şekilde ele almaya devam edecekler. Biz de mevkidaşlarımızla bu konuyu konuşmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

“Bolton’a teyitli bir randevu sözü yoktu”

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bolton’ın randevu teklifini geri çevirip çevirmediğine ilişkin soru üzerine Kalın, “Sayın Cumhurbaşkanımızın Sayın Bolton’a teyitli bir randevu sözü yoktu. Böyle bir talep söz konusuydu ama biz bunu en baştan beri teyit etmemiştik, Cumhurbaşkanımızın programı çerçevesinde.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi Bolton’un muhatabının belli olduğuna ve o kişilerle zaten görüşmelerin gerçekleştirildiğine işaret eden Kalın, “Dolayısıyla buna gerek duyulmadı ama bunu bir tepki gibi değerlendirmek de doğru olmaz. Fakat tabii Sayın Bolton’un İsrail’den yaptığı açıklamaların kamuoyumuzda tepki uyandırdığını hepimiz biliyoruz. Bu malum bir konu. Biz de kendisine bu konuyu detaylı bir şekilde anlattık.” ifadesini kullandı.

Kalın, Bolton’a bu meseleyi Irak, Suriye ve Türkiye’den örnekler vererek detaylı bir şekilde anlattığını belirterek, şunları söyledi:

“Türkiye’nin Kürt kardeşlerimize dönük bölgedeki politikalarını izah ettim ve bunları da ihtiva eden bir dosyayı kendisine verdim. Bu sadece bir dil ve üslup meselesi değil aynı zamanda bir bakış açısı meselesi haline geliyor zaman zaman Amerikan kamuoyunda. Bunu düzeltmek adına doğruları mevkidaşlarımızın önüne koyduk. Daha önce de aslında ifade etmiştik ama bu son yapılan açıklamalar üzerine tabii ki bunun bir kez daha ifade edilmesi gerekiyordu.”

Türkiye olarak Irak’ta Saddam zulmünden kaçan Kürtlere, Suriye’de Kobani olaylarının ardından 200 binden fazla Kobanili Kürt’e de kapıların açıldığını anımsatan Kalın, Suriye’den ya da Irak’tan bir mülteci akını olduğunda kimsenin etnik kimliğine bakılmadığını, Suriye’ye insani yardım gönderirken de bölgeler arasında hiçbir ayrım yapılmadığını vurguladı.

İbrahim Kalın, “Türkiye girince Kürtleri katledecek, Kürtler zarar görecek gibi argümanlar PKK propagandasıdır. Bunlara Amerika gibi ciddi bir devletin kulak asmaması gerekir. Ayrıca bizim ülkemizde milyonlarca Kürt barış içerisinde yaşamaktadır. Kendileri siyasi hayata katılmaktadır, parlamentomuzda Kürt milletvekillerimiz vardır, kabinemizde Kürt Bakanlarımız olmuştur, vardır. Bunlar bizim için eski tabirle çok ‘bedihi’ son derece açık-seçik hakikatler olmasına rağmen bunları zaman zaman hatırlatmamız gerekiyor. Bu hatırlatmaları da bugün yaptık.” değerlendirmesinde bulundu.

“Yavaşlama söz konusu değil”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, “ABD heyeti Suriye’den çekilme takviminin yavaşlayacağı iddialarına yönelik size bir açıklama ya da bilgilendirmede bulundu mu? Gerçekten iddialar doğru mu, ABD takvimi yavaşlatacak mı?” şeklindeki soru üzerine, “Yavaşlama diye bir şey söz konusu değil.” dedi.

Bu konuda ilk görüşmenin 14 Aralık’ta yapıldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu kararı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ilk orada bildirdiğini, ardından ABD’nin bunu resmen kamuoyuna duyurduğunu hatırlatan İbrahim Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O tarihten itibaren bize verilen süreler 60-100 gün civarında idi. Şimdi de 120 gün telaffuz ediliyor. Bu da yaklaşık 4 ay zaten. Dolayısıyla orada böyle bilinçli bir geciktirme görülmüyor. Ama dediğim gibi asıl önemli olan buradan çekilirken geride neyin nasıl bırakılacağı, silahların toplanıp toplanmayacağı, oradaki Amerikan üslerinin akıbetinin ne olacağı ve ABD’nin artık kendileri için de ciddi bir maliyet haline gelen YPG ile angajmanlarını ne zaman ve ne şekilde sonlandıracağı meseleleridir. Fırat’ın doğusunun terör unsurlarından ve tehditlerinden bütünüyle temizlenmesi de elbette bu şarta bağlıdır.”

Bolton’a sunulan kırmızı dosyaların içeriği

Kalın, görüşmede Bolton’a sunulan kırmızı dosyaların içeriğinin sorulması üzerine, dosyalardan ilkinin Türkiye’nin Suriye, Irak, Türkiye ve bölgedeki diğer Kürt vatandaşlarına yönelik kucaklayıcı ve kapsayıcı politikalarını içeren bir bilgi notu olduğunu dile getirdi.

İkinci dosyanın içeriğine ilişkin de Kalın, “YPG ve PYD terör örgütünün Suriye’de işlediği suçlar ve insan hakları ihlalleriyle ilgili bir dosya.” bilgisini paylaştı.

Birkaç ABD yayın kuruluşu ve bir insan hakları örgütünün dışında bu konunun hep hasır altı edildiğine dikkati çeken Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Halbuki gerek Tel Abyad gerek Ayn el Arab’da hatta Kamışlı’da, Haseke’de, Cezire’de, Kobani’de ve diğer yerlerde yani bugün YPG’nin kontrolü altında olan bölgelerde YPG ve PYD terör örgütünün uyguladığı baskılar, zulümler, siyasi parti kapatmaları, çocukların okula gitmesinin engellenmesi, zorla tehcir gibi insan hakları ihlali olan birçok uygulamaları var. Bunu sırf ‘DEAŞ’la mücadele ediyor işte bunları allayıp, pullayalım, bu terörü estetize edelim hatta yer yer romantize edelim’ kaygısıyla bu haberlerin hep hasır altı edildiğini gördük. Biz de tam tersine bunları tekrar bir dosya halinde kendilerine sunduk. Suriye’nin toprak bütünlüğü, Suriye’nin geleceği, siyasi birliği dedim; bunların önündeki engellerden birisi de YPG ve PYD’nin orada devam eden zulüm düzenidir.”

İbrahim Kalın, bu zulmün sadece Araplara, Türkmenlere veya Sünnilere karşı değil PKK’lı olmayan Kürtlere, Yezidilere ve Süryanilere karşı yapıldığını vurgulayarak, PKK’nın Yezidi çocuklarını Suriye’de nasıl kaçırdığına, silah altına aldığına ve çocuk savaşçı olarak kullandığını belgeleyen birçok çalışma bulunduğunu aktardı.

Aslında bunların bir savaş ve insanlık suçu olduğunun altını çizen Kalın, “Ama bu konuda YPG ve PYD’ye açılan siyasal alandan dolayı sürekli bir sessizliğin olduğunu, bu konuların ısrarla gündeme getirilmediğini görüyoruz. Biz de bu bilgileri, muhtevi bir dosyayı Sayın Bolton’a sunduk ki gerçekleri kendileri de net bir şekilde görsünler.” ifadelerini kullandı.

“Bundan sonraki süreçte Erdoğan ve Trump’ın yüz yüze ya da telefonla yakın tarihli bir görüşmesi olabilir mi?” sorusuna Kalın, “Şu anda planlanmış bir görüşme yok ama tabii ki her zaman olabilir. Yani liderler düzeyinde, bu temaslar neticesinde önümüzdeki günlerde görüşmeler yine olabilir tabii ki.” karşılığını verdi.

Pompeo’nun açıklamaları

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, ilgili dosyaların verilmesinin üzerine Bolton’un YPG terör örgütü konusundaki tavrının değişip değişmediği sorusu üzerine, “Sayın Bolton ve heyetine bu hususları aktardık, detaylı bir şekilde anlattık. Bu hassasiyeti anladıklarını düşünüyorum. İnşallah bundan sonraki eylem ve söylemlerine de yansıyacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

İbrahim Kalın, “ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başkan Donald Trump’a Amerikan askerlerinin çekilmesinden sonra Türkiye olarak Suriye’deki Kürt güçlerinin de korunması teminatını verdiğine yönelik bir açıklaması var. Bu açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu şöyle cevapladı:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın bu süreçte Sayın Trump’la iki telefon görüşmesi oldu. Bu telefon görüşmelerinde ya da başka bir kanaldan böyle bir güvencenin verilmesi asla söz konusu değildir. Tekrar ediyorum, oradaki Kürtler de dahil olmak üzere sivillerin can ve mal güvenliğinin sağlanması konusunda Türkiye en büyük hassasiyeti gösteren ülkedir. Ama hiç kimse Türkiye’nin bir terör örgütüne güvence vermesini, onu şu veya bu gerekçeyle aklayıp meşrulaştırmasını beklemesin.”

“Beklentimiz verilen silahların toplanması”

“Bolton ile görüşmede, YPG ve PYD’ye verilen silahların ABD tarafından geri alınmasına yönelik taahhüt geldi mi?” sorusu üzerine Kalın, silahların toplanması meselesinin oturumda detaylı konuşulduğunu, askerler ve istihbarat birimlerinin bu konuyu yine detaylı şekilde ele alacağını belirtti.

Kalın, “Beklentimiz verilen tüm silahların toplanması. Bununla ilgili çalışma yaptıklarını ilettiler ama detayları muhtemelen önümüzdeki günlerde biraz daha ortaya çıkacak. Bu silahların orada kalması sadece bizim açımızdan, o bölgedeki güven ve istikrarın sağlanması açısından da bir şart. Dolayısıyla bununla ilgili bizim beklentimiz bütün silahların toplanması yönünde. Askeri üslerin de aynı şekilde boşaltılması ya da oradaki yerel unsurlara devredilmesi şeklinde.” dedi.

ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford’un 16 askeri üs ve lojistik merkezi bulunduğunu söylediğini dile getiren Kalın, “Bu konuda bir çalışma yaptıklarını anlıyorum ama neticelerini hep birlikte sahada görmek durumundayız.” ifadesini kullandı.

“Görüşmede, Bolton’ın İsrail’de yaptığı açıklamalardan farklı, bu açıklamaları düzelten ya da onlara ek bir ifadesi oldu mu? Üslerin Türkiye’ye bırakılması konusunda Amerika’nın bir mesajı oldu mu?” sorusuna Kalın, şu yanıtı verdi:

“Biz bu konudaki düşüncemizi, beklentimizi, talebimizi ilettik. Bunlar çok detaylı, lojistik hazırlıklar da gerektiren şeyler. Çok geniş bir sahada. Neredeyse Suriye’nin üçte birine tekabül eden bir coğrafyada bu insanlara verilmiş silahlar var, kurulmuş merkezler var. Bunların toplanması ve tamamen bertaraf edilmesi, PYD/YPG terör unsurlarının elinden alınarak nötralize edilmesi bizim temel beklentimizdir, bunun dışında bir alternatifi zaten kabul etmemiz söz konusu değil. Operasyonel detaylar konuşuldukça önümüzdeki günlerde bu konuyu çok daha şekilde net göreceğiz. Bunun çok yakın takipçisi olacağız.”

Kalın, “ABD’den bu silahların parayla alınmasına yönelik iddialar var. Bu konu gündeme geldi mi?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Böyle bir şey gündeme gelmedi ama Amerika Birleşik Devletleri, Irak ve Afganistan’dan çekilirken farklı yöntemler uygulamıştı bu silahlarla ilgili. Bir kısmını toplayıp götürmek, bir kısmını oradaki bazı meşru otoritelere teslim etmek gibi. O konuda şu ana kadar Amerikan yönetimi özellikle de asker ve güvenlik bürokrasisi çekilme planının detaylarını hala çalışıyor. Bu konuda bizimle istişarelere başladılar. Bu istişareler neticesinde planların biraz daha şekilleneceğini varsayıyoruz ama bizim ilkelerimiz son derece net. Orada terörün her türüne karşı mücadelemiz kararlı şekilde devam edecektir, buna PYD/YPG terör örgütleri de dahildir. Şu veya bu gerekçeyle Obama döneminden devralınan bu politikanın devam ettirilmesi artık Trump yönetimine de zarar vermektedir. Sayın Trump’ın bunu net şekilde gördüğünü hepimiz müşahede ediyoruz. Umarız aşağıya doğru da bu anlayış tutarlı şekilde yayılır ve somut bir politika haline gelir.”

“Toplantıların devam edeceğini söyleyebilirim”

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan grup toplantısında dile getirdi; özellikle ‘Fırat’ın doğusuna yönelik operasyon konusunda hazırlıkların tamam olduğu, bir gece ansızın gelebiliriz’ ifadesini kullandı. Amerika Birleşik Devletleri’nden de ‘Biz oradan çekilmeden Türkiye’nin böyle bir operasyon yapmasını doğru bulmuyoruz’ şeklinde bir açıklama gelmişti. Amerika’nın oradan çekilmesinden sonra mı bu operasyon tamamen gündeme gelecek, yoksa çekilme takviminden bağımsız olarak da Türkiye bu adımı her an atabilir mi?” sorusu üzerine Kalın, şunları kaydetti:

“Amerikalıların yaptığı açıklama şöyleydi; bizimle koordine olmadan bir operasyon yapılması uygun olmaz ya da doğru olmaz gibi bir ifadeleri vardı. Biz herkesle koordinasyon yaparız ama kimseden izin almayız. Bu konuda da kendi güvenlik ve tehdit önceliklerini esas alarak planları yaparız. Sayın Cumhurbaşkanımızın bugün ifade ettiği, ‘Her an hazırız, her türlü terör tehdidine karşı gerekli adımları her an atarız.’ Yani 3-4 yıldır Suriye’de yaşanan gelişmeleri düşündüğünüz zaman bu adımları atma konusunda Türkiye meşrudur, haklıdır ve bu imkan ve kabiliyetlere de sahiptir. Bu konuda hiç kimsenin en ufak bir tereddüdü olmasın.”

İbrahim Kalın, “Münbiç konusunda önümüzdeki süreçte somut bir adım görecek miyiz? sorusunu, “Münbiç konusunda önümüzdeki günlerde somut adımlar atılmasını bekliyoruz. Şu an itibarıyla bunun müzakereleri yapılıyor askerler tarafından. Bu konuda zaten artık gecikmiş bir süreç var. Daha fazla uzatılmaması için gerekli adımların atılmasını derhal biz bekliyoruz. Artık ortak devriyenin ötesinde bir noktaya geldik. YPG’lilerin oradan tamamen çekilip yerel unsurlara Münbiç’in devredilmesi gerek.” şeklinde yanıtladı.

“Koordinasyonla ilgili ikinci toplantı için yer ve zaman belirlendi mi?” sorusuna karşılık Kalın, “Farklı düzeylerde farklı arkadaşlarımızın toplantıları olacak, görüşmeleri olacak önümüzdeki günlerde. Bugünden kesin, ‘şu tarihte’ diye ikinci bir toplantı tarihi üzerinde mutabık kalmadık ama ihtiyaca binaen bu toplantıların devam edeceğini söyleyebilirim.” açıklamasını yaptı.

“Önceliklerimiz karardan önce ne idiyse bugün de odur”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, yabancı bir gazetecinin, çekilme konusunda ABD’de Trump ve Bolton’un farklı açıklamalarda bulunduğunu ifade ederek, “Bu toplantıdan sonra ABD, Başkanın söylediklerine mi bağlı kalacak yoksa Savunma Teşkilatının mı?” şeklindeki sorusunu şöyle cevapladı:

“Muhattabımız toplantının başında, Sayın Trump’ın bugün Beyaz Saray’da Meksika ve orada inşa edilecek duvarla ilgili önemli bir açıklama yapacağını, bunun biraz sıra dışı bir formatta planlandığını, açıklamayı Oval Ofis’ten yapacağını ifade etti ve kendisinin de büyük ihtimalle bu toplantıya yetişmeye çalışacağını söyledi. Dolayısıyla aynı gün kendi Başkanının yapacağı, böyle önemli bir açıklamanın yapılacağı günde, kendisi ayrıca kameraların karşısına çıkmasının uygun olmayacağını ifade etti. Bunu toplantının en başında söyledi, biz de ‘Hay hay, bizim açımızdan bir sıkıntı yok’ dedik.

Çekilme planıyla ya da süreciyle ilgili olarak, Sayın Trump’ın talimatı ortada, mevkidaşlarımızın da ifadeleri bu planın aynen Başkanın talimat verdiği şekilde uygulanacağı şeklinde. Biz şu anda bu çekilmenin nasıl olacağı, geride nasıl bir yapının bırakılacağı üzerine yoğunlaşıyoruz. Bu konudaki önceliklerimiz karardan önce ne idiyse bugün de odur.”

“Uluslararası koalisyonla birlikte DEAŞ’la mücadelemiz de devam edecek”

Bir başka yabancı gazetecinin “Eğer Amerikalılar tam olarak çekilmezse sizin hazırlamış olduğunuz bu askeri operasyon olacak mı? Amerikalılarla koordineli bir şekilde mi gidecek bu?” şeklindeki soru üzerine Kalın, bugüne kadar YPG/PYD, DEAŞ ve diğer terör örgütlerine karşı kendi öncelikleri, imkan ve kabiliyetleriyle operasyonların gerçekleştirildiğini vurguladı. Kalın, “Bu ilkede, bu duruşta herhangi bir değişiklik söz konusu değil.” dedi.

Kalın, görüşmede, ABD basınında yer alan “sınırda özellikle 30 kilometre derinliğinde bir tampon bölge oluşturulabileceğine” ilişkin iddiaların gündeme gelip gelmediğine dair soruyu, “Amerikalılar ile görüşmemizde bir tampon bölge, bir harita, sınır hattı konuları gündeme gelmedi. Böyle bir şey açmadılar.” şeklinde yanıtladı.

Türkiye’nin DEAŞ’a yönelik olası operasyonda bir hava desteği ya da benzer bir lojistik destek talebi olup olmadığı yönündeki soru üzerine Kalın, şunları kaydetti:

“Şu anda bildiğiniz gibi DEAŞ’ın en yoğun bulunduğu yer Deyrizor’un biraz güneyinde Hacin bölgesinde konuşlanmış durumdalar. Burayla ilgili operasyon şu anda da devam ediyor. Uluslararası koalisyonun öncülüğündeki operasyon devam ediyor. Burada şu anda bir değişiklik yok. Amerikalılar çekilirken de bu operasyona devam edeceklerini ifade ettiler. Biz tabii bu operasyonun DEAŞ’ın Hacin veya başka yerlerdeki mevcudiyetine karşı da her türlü mücadeleyi vereceğimizi ifade ettik. Dolayısıyla bu çekilme sürecinde, önümüzdeki 3-4 aylık süreçte de uluslararası koalisyon bu bölgedeki hava saha kontrolünü devam ettirecek. Bizim uçmamız gerektiğinde de bununla ilgili tabii ki koordinasyon yapılacak.”

“Bunu da Amerikalılar bir mesaj olarak almış durumdalar”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın New York Times’ta yayınlanan makalesini anımsatan Kalın, “Orada da ‘Türkiye bu işi yapacak imkan ve kabiliyetlere sahiptir, kararını da vermiştir’ vurgusu öne çıkıyor. Bunu da Amerikalılar bir mesaj olarak almış durumdalar. Hatta o yazı da gündem oldu, bugün görüşmemizde. Sayın Cumhurbaşkanımızın mesajlarının son derece net olduğu ifade edildi. Dolayısıyla uluslararası koalisyonla birlikte DEAŞ’la mücadelemiz de devam edecek. Onda herhangi bir geri adım söz konusu değil ama önümüzdeki günlerde operasyonel öncelikler neyi getiriyorsa ona göre hareket edilecektir.” ifadelerini kullandı.

İbrahim Kalın, Türkiye’nin DEAŞ’la mücadelede herhangi bir tereddüdünün söz konusu olmadığının, aynı şekilde diğer terör unsurlarına karşıda mücadelenin hem sınır güvenliği hem de Suriye’nin toprak bütünlüğü için devam edeceğinin altını çizerek, “Kürt kardeşlerimizin bundan bir zarar göreceğine dair her tür imayı kesin bir dille reddettiğimizi tekrar ifade etmek isterim.” şeklinde konuştu.