Dosya

Maveraünnehir’den yeryüzüne; Zamanı aşan medeniyet

Aynı medeniyet havuzundan beslenen Türk ve Özbek sanatkârları ve akademisyenleri bir araya getirecek olan  “Zamanını Aşan Medeniyet: Özbekistan”  başlıklı sergi ve sempozyum gerçekleştirilecek.

15-30 Haziran’da İnsan ve Medeniyet Hareketi Sanat Birimi tarafından Bahariye Mevlevihanesi’nde organize edilecek olan sergi ve sempozyum Türk ve Özbek 28 sanatçı ve 34 akademisyenin katılımıyla Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilecek. Sergi ve sempozyumun tekrarı, 7 – 15 Eylül 2019 tarihlerinde Özbekistan Taşkent’te gerçekleştirilecek.

Sempozyum ve sergi öncesi Proje Koordinatörü Meryem Güney ile “Zamanını Aşan Medeniyet: Özbekistan Sergi ve Sempozyumu” hakkında konuştuk

İyi (Mücerret) okumalar.

Dosya: Taha Erham Keleş

Türk dünyasının birlik ve beraberliğinde katkı sağlayacak

“Zamanını Aşan Medeniyet: Özbekistan Projesi” nedir, neyi amaçlıyor?

İnsan ve Medeniyet Hareketi olarak; medeniyet perspektifinden hareketle  köklerimizden aldığımız değerleri, nitelikli insan, nitelikli toplum inşasını önceleyen  çalışmalar ve medeniyetimizin ihyasına dönük önemli projelerle gerçekleştirmek  gayretindeyiz.

Bu projemizle bizi biz yapan İslam ilkelerine sımsıkı sarıldığımızda bilim, sanat, mimari vs konularında dünyaya yön verecek güce sahip olduğumuzu hatırlatmak istiyoruz. Gerçekleştireceğimiz “Zamanını Aşan Medeniyet: Özbekistan Sergi ve Sempozyumu”nda geleneksel sanatlarımız adına, değerli sanatkarlarımızın konumuza özel icra ettikleri özgün eserlerle, konusunda uzman akademisyenlerin tebliğlerinden oluşan bilgilendirici ve ufuk açıcı sempozyum kitabıyla medeniyetimizin ihyasında iz bırakmak amacındayız.

Ortaklaşarak yürütülen ve birbirini destekleyen Sergi ve Sempozyumun; sahip olduğumuz kadim medeniyetimizin ve kültürel zenginliğimizin anılması, iki ülkenin köklü bağlarının farkına varılması, iki Cumhuriyetin birlikte ve Türk dünyası güç zincirine yeni bir halka eklemesi, son yıllarda yeniden şahlanan Türk dünyasının birlik ve beraberliğine katkı  sağlamasını hedeflenmekteyiz. Sergi ve sempozyumun Türkiye ve Özbekistan’ın geleceği için son derece anlamlı olduğuna inanıyoruz.

Türk ve Özbek 28 sanatçı ve 34 akademisyen katılacak

Sempozyum ve serginin içeriğine dair neler söylemek istersiniz?

İstanbul Bahariye Mevlevihanesi’nde gerçekleştirilen ve iki ülke-iki coğrafyanın kadim bağlarının farkına varılmasını, birbirlerine yakınlaştırılmasını ve güçlendirilmesini amaçladığımız bu proje; Türkiye Cumhurbaşkanlığı’nın himayesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TİKA’nın destekleri ile İstanbul Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nin işbirliği ile gerçekleştirilecek.

Sergimizde 28 Türk ve Özbek sanatkarın, temaya özel hazırladığı hüsn-i hat, tezhip, ebru, minyatür, cilt, çini, kaatı’ ve ahşap oyma eserleri yer alacak.  Sergi 15-30 Haziran 2019 tarihleri arasında Bahariye Mevlevihanesi’nde ve 7 – 15 Eylül 2019 tarihleri arasında Özbekistan Taşkent’te ziyarete açık olacak.

Zamanını Aşan Medeniyet “Özbekistan”Sergisi sanatkarlarından bahsetmek gerekirse;
Hüsn-i Hat: Hasan Çelebi, Hüseyin Gündüz, Gürkan Pehlivan, Faruk Dinçer Eratlı,
Tezhib: Mamure Öz, Nilüfer Kurfeyz, Faruk Taşkale, Münevver Üçer, Mustafa Çelebi, Selim Sağlam
Kaatı’: Meryem Güney
Ebru: Hikmet Barutçugil, Mahmut Peşteli
Minyatür: Gülçin Anmaç, Cihangir Aşhurov, Kamol Mirzaev, Betül Bilgin
Kalem İşi: Semih İrteş, Kaya Üçer, Davron Fattokhov, Kamoliddin Abdullaev
Cilt: İslam Seçen
Çini: Güvenç Güven, Nursen Güven
Ahşap Oyma: Hüsamettin Yivlik, Tokhir Gaziev, Abdimajit Abdurakhmonov

Sempozyumumuz Türk ve Özbek akademisyenlerin katılımı ile İstanbul Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi işbirliği ile düzenleyeceğiz ve bir tam gün sürecek. 34 değerli akademisyenimizle birlikte Özbekistan’ı her yönden ele alan bir sempozyum gerçekleştireceğiz. 2 salonda eş zamanlı olarak gerçekleştireceğimiz sempozyumda Türkiye ile Özbekistan’nın ortak geçmişi ve geleceğini masaya yatıracağız.

Sempozyumun açılış konferansını, hat ve ebru sanatçısı, kitap sanatları uzmanı Prof. Uğur Derman gerçekleştirecek.Yarım asırdan fazla zamandır sanat ve düşünce hayatımıza ışık tutan Prof Derman, UNESCO Yaşayan Kültür Hazinesi ünvanına da sahip…

Sempozyumumuzda, Geçmişten Günümüze Özbekistan, Kadim ve Ortak Düşünce Geleneğimiz, Kültürel Ortaklıklarımız, Ortak Halk Mirasimiz Dilimiz, Geleneksel Sanatlar ve Ortaklıklarımız, Geleneksel Mimari ve Ortaklıklarımız başlıkları altında; tarih, dil, kültür, sanat, mimari, edebiyat, felsefe ve düşünce geleneği gibi konular ele alacağız.

Sempozyum ve sergiyle bilimle, sanatla, felsefeyle, mimariyle, edebiyatla ilgilenen kişilerle Mâverâünnehir coğrafyasına bir kültür turu düzenlemiş olacağımıza inanıyoruz.

Sempozyum programına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

http://zamaniniasanmedeniyet.com/zamanini_asan_medeniyet_ozbekistan_program.pdf

Batı medeniyetine yön veren kadim belde: Özbekistan

Bu projeyi Özbekistan üzerinden hazırlama fikriniz nasıl oluştu?

2017 yılında eşimle birlikte bir Özbekistan kültür gezimiz oldu. Oraya gidip o havayı teneffüs edince, medeniyetimizin güzelliğini görünce bu projeyi yapma fikri doğdu.

Orta Asya’nın 3000 yıl boyunca yerli ve yabancı kaynaklarda Turan, Türkistan, Mâverâünnehir gibi isimler ile adlandırılan, çok erken tarihlerden itibaren ticaret ve zanaatın merkezi olarak bilinen, kadim medeniyetleri ve şehirleri kendinde barındıran, birçok Müslüman-Türk devletinin yönetim merkezi olan, Çin’den Afrika ve Avrupa’ya kadar ulaşan, İpek Yolu tarihi açısından çok önemli toprakları içeren, Türkistan’ın bilim, sanat ve kültür merkezi olup Batı medeniyetine yön veren, adeta açık hava müzesi görünümünde olan kadim belde Özbekistan coğrafyasının, bu kadim medeniyetin ve onunla olan bağlarımızın görünür hâle getirilmesi gerektiğini düşündüm ve ekibimi oluşturarak projeye başladım.

Ortak değerler ön plana çıkartılacak

Sempozyum ve sergi Türk-Özbek ilişkilerine nasıl bir katkısı olacak?

Türkiye ile Özbekistan, Türk dünyasının önemli iki merkezidir. Özbekistan ve genel olarak Orta Asya, tarih boyunca birçok farklı kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmış, bu coğrafyada birçok devlet kurulmuştur. Akhun, Karahanlı, Gazneli, Harezmşah, Çağatay, Timur ve mirasçı hanlıklar, günümüz Özbekistan topraklarını da içerecek bir şekilde bölgede kurulan devletlerin başlıcalarıdır. Bu devletlerin her biri kendi döneminin önemli siyasi ve kültürel gücü konumundaydılar. Özellikle İslâmiyet’in yayılmasından sonra Özbekistan, Avrasya coğrafyasının inanç merkezi hâline gelmiştir. Bölgede çeşitli bilim dalları da gelişmiştir. İlahiyatın yanı sıra tıp, astronomi, matematik gibi alanlarda önemli eserler verilmiştir. Özbekistan’daki mimari yapılar ise yalnızca Türk dünyasının değil, bütün dünyanın en çok merak edilen eserlerin başında gelmektedir.

Düzenlenen sergi ve bu sempozyumun; Özbekistan’ın sahip olduğu bu mirasın, tekrar gündeme getirilerek yalnızca Türkiye’de değil, tüm dünyaya tanıtılmasında katkı vereceğine; ortak değerleri ön plana çıkartarak, gelişmekte olan Türkiye-Özbekistan ilişkilerine katkıda bulunacağına inanıyoruz.

İki ülkenin köklü bağları birbirine daha fazla yakınlaşacak

Sergi ve sempozyumun beklenen etkileri nelerdir?

Özgürlüğüne yeni kavuşan Özbekistan’da, unutulmaya yüz tutan İslam sanatları yeterli canlılıkta değil. Özellikle minyatür, ahşap oyma ve seramik sanatı nesiller boyunca kesintisiz başarı ile icra edilmiş fakat ortak sanatlarımız olan hat, tezhip, ebru sanatları yeterince gelişememiştir. Türk ve Özbek sanatkarları buluşturarak bu sanatların gelişmesine katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Aynı zamanda icra edilecek eserlerle Maveraünnehir’den çıkıp tüm İslam Medeniyetine yayılan kültür dünyasına yeni eserler kazandıracağını düşünüyoruz.

Ayrıca, Türkiye ve Özbekistan’ın birlikte yer alacakları bu proje ile son yıllarda yeniden şahlanışa geçen Türk dünyasının birlik ve beraberliğini güç katacağını ve iki ülkenin köklü bağları birbirlerine daha fazla yakınlaştırılacağını hedeflenmekteyiz.

Türkiye ve Özbekistan arasında kültür turları artacak

Projenizin Sosyo-Kültürel gelişime ne tür katkısı olacak?

Dünya karanlık çağı yaşarken İslam Dünyası altın çağını bu topraklarda yaşıyordu. Dünyaca ünlü düşünürler, ilim ve fen adamları, din âlimleri ve kumandanlar yetişti bu topraklarda.  Varlıkları, düşünceleri ve icraatlarıyla yalnızca İslam medeniyetinin değil tüm insanlığın ilim ve bilim dünyasına önderlik ettiler. Hala birçok bilim kitabında fikirleriyle yeni nesillere ufuk açmaya devam ediyorlar.
Bilimle, sanatla, tasavvufla, mimariyle ilgilenen kişilerde merak uyandıracak, yakından tanıma isteği ile Özbekistan’a kültür turlarını arttıracaktır.
Özbek sanatkarların Türk sanatkarlar ile tanışmasını, iki ülke sanatkarlarının birbirlerinin sanatlarından etkilenmesini ve kendi sanatlarını ilerletebilmek için ileri aşamada eğitim almalarını sağlayacaktır.

İnsan ve Medeniyet Hareketi Sanat Birimi olarak bu ve benzeri plan ve projeleriniz var mı?

İnsan ve Medeniyet Hareketi (İMH) Sanat Birimi uzun yıllardır önemli etkinlikleri koordine etmiş, birçoğuna da ev sahipliği yapmıştır. İMH Sanat birimimiz yıllardır değerli projlere imza atmıştır. Koordine ettiğimiz etkinliklerden bazıları şunlardır;

2018 yılında Erzurum Yakutiye Medresesi’nde gerçekleştirdiğimiz “Çelebi Hoca ve Öğrencileri” Sergisi. Yine Erzurum Yakutiye Medresesi’nde gerçekleştirdiğimiz  “Mukaddes Emanetler Işığında, Erzurum 1001 Hatim” özel sergisi, bu sergiyi 2017 yılında gerçekleştirdik. Aynı yıl içinde “Mukaddes Emanetler Işığında” sergi ve sempozyumunu Bahariye Mevlevihanesi’nde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışıyla gerçekleştirilmiştik. 2015 yılında iki sergi gerçekleştirdik. Bunlardan biri Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nde “Konuşan Ellerde Yaşayan Mirasımız” sergisi, bir diğeri ise İstanbul’da Bahariye Mevlevihanesi’nde gerçekleştirdiğimiz “Hüsn-i Cemal Peşinde” sergisi. 2013 ve 2014 yıllarında “Yaşayan Mirasımız Selçuklu” sergisini 2 farklı şehirde düzenledik. İlk olarak Bahariye Mevlevihanesi’nde düzenledik. Daha sonra sergimiz, Konya’da Karatay Çini Eserleri Müzesi ve İstanbul’da Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde sergilendi.

***    ***   ***

Türkiye ile Özbekistan, Türk dünyasının iki farklı coğrafyadaki önemli iki merkezidir. Bu iki coğrafya tarih boyunca birçok farklı kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmış ve bu coğrafyada birçok devlet kurulmuştur. İki farklı coğrafya üzerinde kurulan bu devletlerin her biri kendi döneminin önemli siyasi ve kültürel gücü konumundaydılar.

İki ülke ve iki coğrafya arasındaki kadim bağlarının farkına varılmasını, birbirlerine yakınlaştırılmasını ve güçlendirilmesini amaçlayan kıymetli bir proje gerçekleştirilecek.

Projenin sempozyum ayağı 34 değerli akademisyenin katılımıyla 15 Haziran Cumartesi Eyüp Bahariye Mevlevihanesi’nde 2 salonda eş zamanlı olarak gerçekleştirecek.

Biz de Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve projenin sempozyum ayağının koordinatörü

Prof. Dr. Rahmi Deniz ÖZBAY ile projenin detaylarını ve Türk-Özbek ilişkilerini konuştuk.

Prof.Dr. Rahmi Deniz Özbay

“Zamanı Aşan Medeniyet: Özbekistan” sempozyumu neyi amaçlıyor?

Öncelikle sempozyum programına gösterdiğiniz ilgi nedeniyle teşekkür ederim. Yapmak istediğimiz şey, Özbekistan coğrafyası ve Anadolu coğrafyasının yüzyıllara dayanan ortaklıklarına değinmek, bunları hatırlatmaktır. Böylelikle, günümüz Özbekistan coğrafyasının medeniyet ve kültür tarihimiz üzerindeki etkilerini elbette tarihsel olarak izlemek, gündeme taşımak, bir konsept olarak bütüncül bir şekilde ortaya koymayı amaçladık. Bu çabanın, çok güçlü, girift ancak hafızalardan kısmen silinmiş tarihsel bağlar nedeniyle, henüz gelişmeye veya ilerlemeye başlamış Özbekistan ve Türkiye ilişkilerinin gelişiminde bir arka plan oluşturacağından kuşku duymuyoruz.

Sempozyumda neler konuşulacak, içeriğinden bahsedebilir misiniz?

Tarihsel iki coğrafyanın birleştirdiği iki toplumun; tarih, dil, kültür, sanat, mimari, edebiyat, felsefe ve düşünce geleneği gibi konular üzerinden ortaklıkları hakkında farkındalık üretmek istedik. Bu nedenle işbirliği ve ilişkilerin geliştirilmesi bağlamında, ekonomi, siyaset ve eğitim gibi temalara özellikle yer vermedik, bunları paralel programa bırakmayı tercih ettik. Her bir temayı 3’er bildiriden oluşan bir veya iki oturum şeklinde planladık. Gerçekleştirilecek oturumları; geçmişten günümüze Özbekistan, kadim ve ortak düşünce geleneğimiz, kültürel ortaklıklarımız, ortak halk mirasımız dilimiz, geleneksel sanatlar ve ortaklıklarımız, geleneksel mimari ve ortaklıklarımız başlıkları altında birer konsept olarak ele almayı denedik, sanırım başarılı da olduk. Programı yaparken düzenleme kurulunun bu konuda özellikle önemli katkıları oldu.

“Kurduğumuz her temas gönülden destek buldu”

Tebliğ sunacak hocaları ve oturum başkanlarını tespit ederken ne tür kriterleriniz vardı?

Bu çalışma alanı özellikle bazı temalar kapsamında, oldukça bakir olmasına karşın, yıllarını ilgili konularda ihtisaslaşmaya adamış az sayıda isme ulaşmamız kolay oldu denemez. Fakat kurduğumuz her temas büyük bir tevazu ve ilgi ile karşılandı, gönülden destek buldu. Tüm katılımcıların konunun anlam ve önemi konusunda verdikleri desteği burada anmak ve her birine tekrar teşekkür etmek istiyorum. Bu program aslında sadece bir sempozyumdan biraz daha fazla bir şeyler ifade ediyor. Bu program katılımcılarımız sayesinde aynı zamanda güçlü bir duygu ve düşünce haline geldi.

“Türk-Özbek ilişkilerinin geleceğine yönelik güçlü arka plan sağlayacak”

Bu sempozyum Türk-Özbek ilişkilerine nasıl bir katkı sağlayacak?

Öncelikle projenin sadece sempozyumdan ibaret olmadığını paylaşmak istiyorum. Sadece akademik bir program olsaydı daha dar kapsamlı sonuçlar beklenebilirdi. Daha fazla şey ummamızın birkaç nedeni var; bunlarda ilki şüpheniz bir sanat sergisidir. İnsanların duygularına dokunan çabalar daha çok fark ediliyor, daha saygın ve daha uzun ömürlü oluyor. Bir ikincisi sempozyumun, Türk-Özbek ilişkilerinin geleceğine yönelik hem güçlü bir arka plan sağlaması, hem de Özbek ve Türk akademisyenler arasında bu geleceğin tartışılmasına zemin hazırlamasıdır. Sonuncusu ise pozitif dışsallık anlamında bu projenin ilham vereceğini, yeni fikirler üreteceğini, bunların da bu ilişkinin geleceğine yönelik olarak kurumsal destek bulacağına, önemli bir proje veri tabanı oluşturacağına inanıyoruz.

Türkçe ve Özbekçe kitap, sonuç bildirgesi, “sessiz müzakere”…

Sempozyum neleri hedefliyor, çıktıları neler olacak?

Sempozyum 6 tema üzerinden kurgulandı. İstisnai ve nadir bir alanda çalışan özellikli akademisyenler bir araya getirildi. Elbette tüm sempozyum ve benzeri programlarda olduğu gibi bir özet kitabımız bulunuyor. En fazla 2 ay içinde tam metinlerin yer aldığı bir bildiri kitabımızda hazırlanmış ve yayınlanmış olacak. Bu bildiri kitabının her şey yolunda giderse Özbekçe nüshası da yayınlanmış olacak. Ama en az bunlar kadar önemli bir uygulama yapmayı da hedefliyoruz ve buna “sessiz müzakere” adını verdik. Sempozyum boyunca tüm katılımcılardan katıldıkları oturumlarda dinledikleri en az 4 bildiri sunumu çerçevesinde, ilham aldıkları düşünceleri ve muhtemel proje fikirlerini birkaç cümle ile kaleme almalarını ve bizimle paylaşmalarını istedik. Bunlara elbette kendi düşünce ve proje önerilerini de katabilirler. Bunlarda hazırlayacağımız bir tür yönetici özeti tarzında, bir sonuç bildirgesini bizi destekleyen ve programı himaye eden kurumlar ile paylaşmayı planlıyoruz.

Türkiye’de “ortaklıklar” teması; Özbekistan’da “işbirliği” teması

Özbekistan’da yapılacak sempozyum Türkiye’de yapılacak sempozyumun eş değeri mi olacak, farklılıkları var mı?

Bu proje Türkiye tarafından “ortaklıklar” teması üzerinden kurgulandı. Sanattan, kültür ve edebiyata Özbekistan coğrafyasının, Anadolu coğrafyası üzerindeki etkileri hatırlatmak hedeflendi. Özbekistan tarafında ise, daha çok iki ülkenin güncel alanlarda yakınlaşmasını sağlayacak ilişkiler konusunu öne çıkartılıyor. Ekonomi, siyaset ve eğitim gibi daha çok işbirliğine ve potansiyel olarak yeni ve geleceğe yönelik ilişkileri desteklemeyi hedefleyen temaları programın Özbekistan ayağında ele almayı tercih ettik.

Umarım her ikisi de çok başarılı geçer. İlginiz için teşekkür ederim.

***   ***   ***

Bilim, sanat ve kültür merkezi olan, batı medeniyetine yön veren, adeta açık hava müzesi görünümünde olan kadim belde Özbekistan 28 sanatçı tarafından eserlerinde işlendi.

Eserler, Türkiye ve Özbekistan’da farklı zamanlarda sergilenecek. “Zamanını Aşan Medeniyet: Özbekistan”  başlıklı sergi 15-30 Haziran tarihlerinde Eyüp Bahariye Mevlevihanesi’nde gerçekleştirilecek. Serginin tekrarı, 7 – 15 Eylül 2019 tarihlerinde Özbekistan Taşkent’te gerçekleştirilecek.

Ebru sanatçısı Hikmet Barutçugil, çini sanatçısı Güvenç Güven, tezhib sanatçısı Mamure Öz, kalemişi sanatçısı Semih İrteç, minyatür sanatçısı Cihangir Aşhurov ile sergiye hazırladıkları eserleri ve Türk-Özbek ilişkilerine sağlayacağı katkıyı konuştuk.

“Zamanını Aşan Medeniyet: Özbekistan Sergi ve Sempozyumu”na eser hazırlamak sizin için ne ifade ediyor?

Özbekistan bizim köklerimiz, atalarımız

Hikmet Barutçugil (Ebru Sanatı)

Özbekistan bizim köklerimiz, atalarımız. Ben iki defa Özbekistan’ı ziyaret etme imkanı buldum. Gittiğimde zaman bir kitabı okuyormuş gibi ya da çocukluğumda nenelerden, dedelerden duyduğum kelimeleri orada yaşıyormuş gibi zaman tünelinin içerisinde hissettim kendimi. Dolayısıyla bizim kültürümüzün belki de kökleri, orijinalleri orada. Farklı bir duygu yaşadım.

Osmanlı’daki çiniciliğin başlangıca da Semarkant’ta

Güvenç Güven (Çini Sanatı)

Özbekistan’ın özellikle kendi branşımla ilgili, çini konusunda, önemli bir yeri var. Hatta Osmanlı’daki çiniciliğin başlangıca da Semarkant’ta ve Muhammed el Mecnun. Ondan dolayı bu sergiye ve projeye büyük bir heyecan duyuyorum.

Mamure Öz (Tezhib Sanatı)

Bu sergi ile ilgili bize fikirlerini açtıkları zaman, ne yapabileceğimi düşündüm. Özbekistan ile ilgili daha önceden de bilgi sahibiydim. Özbekistan’ın mimarisi ve ağırlıklı İslami öğeler olduğu için bizim de çok yakın bildiğimiz şeylerden. Ama mimari üslubu daha farklı bir teknikle yapılmış. Onlardan esinlenerek mimari eserler üretmeyi düşündüm. Böyle bir yol izleyerek çalıştım.

Semih İrteş (Kalemişi Sanatı)

Buradaki Türk sanatkârlarının ilgisi en başta Türk kültürünedir. Ama onun devamında bir İslam kültürü, geleneği içerisinde bir takım çalışmaların yapılmış olması bize çeşitlilik verir. Onun için böyle bir konu seçilmiş. Bu çeşitlilik sadece Anadolu ve çevresinde değil, Türk coğrafyalarında yüzyıllar içerisinde günümüze kadar farklı üsluplarla gelmiş çalışmalardır. Biz de böyle bir çalışmaya katkı sağlamak istedik.

Cihangir Aşhurov (Minyatür Sanatı)

Benim için çok önemli.  Memleketimle alakalı bir sergi olduğu için ve Türkiye ile Özbekistan ilişkileri açısından da çok önemli olduğu için değerliydi. Çok keyifli çalıştım.

Eserlerinizi hazırlarken hangi duygu ve çizgilerde hareket ettiniz?

Uluğ Bey Rasathanesi çağını aşan bir medeniyet ürünü

Hikmet Barutçugil (Ebru Sanatı)

Özbekistan ziyaretimde Uluğ Bey Rasathanesi’ni gezdim. Hakikaten çağını aşan bir medeniyet ürünü olarak geldi bana. Ondan çok etkilendim. Eserlerimden birinde onu resmetmek istedim. Uluğ Bey’in bir tasviri ve onun astronomi ile olan ilgisini imza eden yıldızlar, gezegenler böyle bir eser oluşturdum. İkincisi de benim asıl mesleğim tekstildir. Ebruyu kumaşlarda da uyguluyorum. Özbekistan’ın yerel işleme yöntemleri var Suzani gibi, Şirkefte gibi. Ebrulanmış kumaş üzerine Buharalı bir arkadaşımın eşi tarafından bu işlemelerden bir minyatür tasviri yaptık.

Proje, Türkiye ve Özbekistan’ın etkileşimi açısından önemli

Güvenç Güven (Çini Sanatı)

Böyle bir proje gerçekten ilk defa yapılan, çok güzel ve büyük kapsamlı bir proje. Bu proje  Türkiye ve Özbekistan’ın etkileşimi açısından ve sanatsal alışveriş açısından çok önemli. Biz sanatçılar olarak eserlerimiz ve duygularımız açısından coşkuyla katılıyoruz. Açıkçası, heyecan duyuyoruz.

Mamure Öz (Tezhib Sanatı)

Tezhip sanatçısı olduğum için kendi sanatımı icra ederken mutlaka kullanmak zorunda olduğum motifleri kullandım. Ama aynı zamanda eseri gören kişinin, “Burada Özbekistan konulu bir şeyler var.” diyebilmesi ve hemen bu fikre kapılabileceği bir şeyler olmasını istedim. Bir tanesi zaten Ulu Bey’ e ait olan bir medresenin üzerindeki çinilerden etkilenerek yaptığım tasarımım, diğeri de Özbek asıllı şair Bil Haydar’ın naat-ı şerifi tasvirledim.

Özbekistan sınırlarında Timur kültürü

Semih İrteş (Kalemişi Sanatı)

Bu, Özbekistan ile alakalı bir projeydi. Ama bizim şu andaki Özbekistan sınırlarında olan esas büyük kültürün, öncesinde Timur kültürünün olduğunu söyleyebilirim. Aynı kültür, Özbekistan’ da yüzyıllar içerisinde devamlılığını sağlamaya çalışmıştır. Dolayısıyla bunu baştan belirtmek isterim; ben de Özbekistan kültürü üzerine, Özbeklerin devlet olarak kuruluşunun 16. yüzyılın sonlarına tekabül ettiğini biliyoruz, o yüzyıllar arasında bir mimari eserden kesit alarak bu çalışmayı yaptım.

Cihangir Aşhurov (Minyatür Sanatı)

Memleketim olan Özbekistan’ın geçmişini, ecdatlarımızı anlatmak açısından ve bütün bu medeniyetlere katkısını anlatmak açısından çok manevi bir haz aldım. Zaten yaptığım eserlerin konulardan biri Şahi Nakşibendi’ydi. Diğeri ise bizim eski Türk evliyalarla ilgili Timur’un bakış açısını anlatan bir eserimizdi. Anlamı da çok genişti. Ben onun tarihçesini okuduğumda da çok etkilendim. Yaparken de çok büyük bir zevkle yaptım, gururla yaptım.

Eserinizde anlatmak istediğiniz temalar nelerdir?

Hikmet Barutçugil (Ebru Sanatı)

Bir yerel sanatı, çok farklı bir şekilde uygulama ve daha önce bir örneği olmayan ebrulu bir kumaş üzerine olan uygulaması… Bu, teması. İkincisi de anlatım olarak Uluğ Bey’in ne kadar astronomi bilgini olduğunu, aynı zamanda büyük bir devlet adamı olduğunu, büyük bir matematikçi olduğunu, Güneş ile Dünya’nın mesafesini hesaplamış ve neredeyse bugünkü ile aynı mesafeyi bulmuş. Bu bahsettiğimiz 13. Yüzyılda gerçekleşti… O yüzyıllarda bu medeniyete, bu yüksek bilgiye nasıl ulaştılar?  Onun dehşeti içerisinde bunu günümüz insanlarına hatırlatmak istedim.

Güvenç Güven (Çini Sanatı)

Özbekistan bağlantılı eserler yaptık. Özellikle bugüne kadar İznik tarzı dediğimiz klasik İznik çivisi çalışıyoruz. Fakat Özbekistan’da mozaik tekniği zamanında, bundan dört yüz – beş yüz sene önceleri, yaygın bir şekilde kullanılmış. Biz de bu teknikle yapmaya çalıştık. Uzun yıllar sonra ilk defa bu tür çalışmalarımız oldu. Çalışırken hem zorlandık hem de yeni şeyler çıktığından dolayı heyecan duyduk. Bu, güzel oldu.

Coğrafi konum olarak uzak olsak bile kullandığımız motif ve sistemin bir

Mamure Öz (Tezhib Sanatı)

İslam coğrafyasında kullanılan geleneksel sanatlarda bir motif birlikteliği vardır. Ama üslup farklılıkları ve renk farklılıkları vardır. Coğrafi konum olarak birbirimize uzaksak olsak bile kullandığımız motif ve sistemin bir olduğunu, sadece renklerin ve şematik sistemin farklı olduğunu anlatmak istedim.

Özbek ve Timur kültüründen istifade ile yeni tasarım

Semih İrteş (Kalemişi Sanatı)

Benim temam kalemişi. Minyatür konusunda bir konu seçip bu konuyu herkes gibi en iyi şekilde göstermeyi ben de hedefliyorum. İki boyutlu bir çalışmadır. Ancak ben bunu farklı bir kalemişi şeklinde, daha perspektifi olan bir çalışma yapmayı hedefledim. Çünkü Özbek kültüründe veya daha önceki Timur kültüründe yapmış oldukları eserlerinden istifade ederek yeni bir tasarım yaptım.

Cihangir Aşhurov (Minyatür Sanatı)

Bizim eski değerlerimiz ve evliyalarla alakalı temalar vardı. Tasavvuf ve minyatür sanatıyla anlatmaya çalıştım. Tasavvuftan gelen alimlerimizi anlatmaya çalıştım.

Bu projenin Türk-Özbek ilişkilerine sağlayacağı katkı hakkında neler söylemek istersiniz?

Bu sergi Özbekistan’da talebelerim de bekliyor

Hikmet Barutçugil (Ebru Sanatı)

Kültür ve sanat bal gibidir. Bal, suyun geçmediği delikten geçer. Çünkü içinde din, dil, ırk, siyaset, mezhep gibi insanları birbirinden ayıran yapay şeylerin hiçbiri yoktur. Onda sadece güzellik vardır, estetik vardır. Şimdi bu tür faaliyetlerle insanlar arasında, kültürler arasında bir bağ kurmak, elverişli bir ortam sağlıyor. Dolayısıyla bunun da yakın tarihimizde pekte iyi gitmeyen Özbekistan-Türkiye ilişkileri şimdi çok iyi düzeylere geldi. Bunu pekiştirmek içinde bu irtibatları devam ettirmemiz lazım. Ben geçen sene orada gidip dersler verdim. Bu sergi Özbekistan’a gittiğinde oradaki talebelerim bekliyorlar. Onlarla tekrar dersler, seminerler, söyleşiler yapacağız. Bu da iki ulus insanlarını aslında kökleri, dinleri, dilleri aynı olan, medeniyetleri aynı olan iki ülkeyi siyasi nedenlerle birbirinden ayrılmış olsalar bile, bu proje yakınlaştırmaya vesile olacak kanaatindeyim. Çok destekliyorum, çok hayırlı bir proje. Bu projelerle dünya barışı için büyük adımlar da atılabilir.

Kültür ve sanatın gücü silahtan daha etkilidir

Güvenç Güven (Çini Sanatı)

Bu projede sanatçılar, akademisyenler var. Bunun dışında daha ziyade ilişkileri siyasetçilerin değerlendirmesi lazım. İnşallah onlar kültüre, sanata, her iki taraf için söylüyorum, olumlu bakarlarsa ilişkilere önemli etkisi olacaktır. Bizim tarafımızda özellikle Cumhurbaşkanı’mızın desteğiyle olan bir olay. Cumhurbaşkanımız sanat konusunda oldukça ilgili. İnşallah çok büyük bir etkisi olacağını düşünüyorum. Çünkü kültür ve sanatın gücü silahtan daha etkilidir. Onun için iyi değerlendirileceğini düşünüyorum, arzu ediyorum, hayal ediyorum.

Mamure Öz (Tezhib Sanatı)

Özbekistan, çocukluğumdan beri çok merak ettiğim ve mimarisine hayran olduğum bir ülke. Benim onlara duyduğum ilgiyi Özbek halkı da Türkiye için sevgi ile karşılık veriyorlardır. Eğer orada bu sevgiyi açabileceksek çok ilgi toplayacağına inanıyorum ve çok merak ediyorum. Ayrıca merakla ve sevgiyle oradaki açılacak sergiyi bekliyorum. Umarım onlar da bu şekilde bizleri bekliyordur.

Semih İrteş (Kalemişi Sanatı)

Bu kültürlerde sadece Türk ve Özbek kültürü diye bir kavram yok. Yüzyıllar içerisinde bu bütün Anadolu’da, Orta Asya’da hep benzer kültürlerin farklı tatlarda verilmiş neticeleri var. Bu neticeler içerişinde biz zaten müşterek kültürleri işliyoruz. Ama farklı kişiler tarafından yapıldığı için bunlarda değişik kavramlar var. Farklı devletler içerisinde bulunan kişilerin müşterek kültürlerini bu şekilde yansıtmak her iki kültür ve medeniyet bakımından da sevindirici neticeler ortaya koyacaktır.

Bu proje bizi birbirimize yakınlaştırdı

Cihangir Aşhurov (Minyatür Sanatı)

Türkiye ve Özbekistan arasında şimdiye kadar çok geniş planlı projeler olmamıştı. Bu açıdan bu proje çok önemli ve anlamlı oldu. Hem Özbek sanatçıların hem de Türkiye’deki sanatçıların Özbekistan ile alakadar olması anlamlı oldu. Özbekistan’a gitmemiş, Türkiye’deki birçok sanatçıyla bu projeyi yaparken iletişim halinde olmamız bizi yakınlaştırdı birbirimize. Bu proje bizi birbirimize yakınlaştırdı. Orta Asya’daki bu medeniyetin temellerini araştırırken sıcak temaslarımız oldu. İlişkilerimizin daha da artmasına katkı sağladı ve sağlayacaktır.